Balıkesir muhasebecisi ve anılar 1968 – Ayhan Hüseyin ülgenay

Balıkesir Muhasebecisi oyunundaki anılarıma geçmeden önce ilk oyunum olan İstanbul Efendisi oyununun sonlarını biraz anlatmak istiyorum.
İstanbul Efendisi oyununda çalışmalarım devam ederken bir taraftan da Konservatuar?ın sınavlarına hazırlanıyorum. Kimden yardım İstesem beni çalıştırmaya yanaşmıyor. Sorarak PLAUTUS un ÇÖMLEK isimli oyunundan SITRABULUS isimli bir kölenin tiradını ve N. RİCHARD NASH IN YAGMURCU isimli oyunundan YAĞMURCU NUN tiradını çalışmaya karar verdim.Vakit ayırdıkça nasıl olması gerektiğini düşünerek oynamaya çalışıyorum.En önemli yardımcım iç güdülerim arada bir Ergün UÇUCUYA seyrettiriyorum fikrini alıyorum.Sınava girmek için 30.08.1966 tarihinde 306 no ile kaydımı yaptırdım.

16.09.1966 tarihinde Cuma günü sınava gireceğim.Sınavın olduğu tarihte İzmir Açık Hava Tiyatrosunda İstanbul Efendisi oyunu da devam ediyor.Babamla yaptığım telefon konuşmasından sonra ailem fuar için İzmir?e geldi Hem oyunu seyredecekler hem fuarı gezecekler.Babam üzülme ben seni Ankara?ya uçakla gönderirim sınavdan sonrada yine uçakla döner oyuna yetişirsin dedi.O sene İzmir Açık Hava Tiyatrosunda Cüneyt GÖKÇER de KRAL OEDİPUS oynuyor Cüneyt GÖKÇER bulunduğu konum dolayısıyla tiyatro yaşantısında her zaman şanslı olmuştur oynadığı rollerden bir tanesini bile başka bir aktör oynasa tiyatro tarihine girerdi o kimseye bir şey bırakmadı hepsini kendi oynadı.O tarihlerde Türk Hava Yollarının güven vermeyen oturduğun zaman koltuğun tellerinin battığı uçakları ile Ankara?ya gittim aynı uçak ile geri döndüm. Uçak o kadar kötüydü ki Hostesin yemek tepsisini vermek için dizlerimin üzerine verdiği yastığı ben altıma aldım yanımda bulunan benimle beraber konservatuar sınavına girecek olan Yavuz KUMCAY isimli tiyatro çalışanı arkadaşım da başının arkasına koydu. Yastıkları öyle görünce hostesin bize ne söylediğini burada yazmayacağım.

Ankara?nın en büyük gazinolarından olan ŞATO YAZAR Gazinosunda zamanın ünlü şovmenlerinden olan Orhan BORAN sahne alıyor yaptığı bir anlatıyı da yeri gelmişken anlatmak isterim.O tarihlerde Türk Hava Yolları o uçaklardan bilmem kaç tane aldığından her yere o uçaklar la gidiliyor. Uçaklar basının da ilgisini çektiğinden, toplumun dolayısıyla şovmenlerin de gündeminde.Bir seyahatin de bindiği uçak ESEN BOGA hava limanının üzerine geldiğinde uçak yare inmeden önce iner gibi yapıyor tekrar havalanıyor bu olay birkaç defa oluyor bu arada pistte bir görevli elindeki mikrofonla uçak?a bir şeyler söylüyor pilotta yarı beline kadar uçağın penceresinden sarkıp görevliyi dinlemeye çalışıyor.Derken uçak pist?te iniş yapıyor inen yolcuların telaşla görevlilere sorduğu sorulara
görevli telaş edilecek bir şey olmadığını, uçaklarda bir sorun olmadığını telsizlerin hacizde olmasından dolayı pilotun iniş talimatını böyle aldığını söylüyor.

Sınavın sonunda jüri beni kimin çalıştırdığını sordu bende kendim çalıştığımı arada birde Ergün UÇUCU NUN fikrini aldığımı söyledim.O zaman neden beni kimsenin çalıştırmadığını anladım.Kimse kendini benim için riske atmamış. Sınavın sonucu kötüydü 6 ile konservatuara girilirken 5 ile kazanamadım. Değişen bir şey yok İstanbul Efendisi isimli oyun devam ediyor bende hala devlet tiyatrosu çalışanıyım.

Benim hesabıma göre 265 temsil oynayan İstanbul Efendisinde oyunun başından itibaren bir çok rol çeşitli aktörler ve aktrisler tarafından oynandı.Semiha BERKSOY Arap bacıyı oynuyordu üçüncü tiyatroda yerine Suha TUNA atandı oyun Altındağ Tiyatrosunda oynarken de, bana göre oyunun en önemli rolü olan İrfan Molla?yı oynayan Ergün UÇUCU bilmediğim bir sebeple oyundan alınınca yerine atanan İlyas AVCI İrfan Mollayı seyretmeye gelen seyirciyi pek memnun etmedi. Bir iki oyun sonra oyun seyircinin memnuniyetsizliği üzerine perdelerini kapadı.16.10.1967 tarihinden itibaren perdelerini açan Deli İbrahim de bir yeniçeri eksiği varmış beni o oyuna verdiler 01.03.1968 tarihinden itibaren de çalışmaya başladım.O yaz oyun Aspendos Tiyatrosunda da oynadı.Yeni sezon başında Mahir CANOVA hocamın yanına gidip elini öptüm rejisini seyredebileceğim bir hocanın oyunun da çalışmak istediğimi belirtip yardımlarını istedim. Oda beni bir kaç gün sonra Altındağ Tiyatrosunda provaları başlayan Reşat Nuri GÜNTEKİN ?in BALIKESİR MUHASEBECİSİ isimli oyununa gönderdi.Oyunu sahneye Salih CANAR hoca uyarlıyor şimdi bile hala iyi ki hocanın Rejisini izleme fırsatı buldum diye sevinirim. Oyunun rol dağılımı şöyle;

BALIKESİR MUHASEBECİSİ
( Komedi, 3 perde )

YAZAN ; REŞAT NURİ GÜNTEKİN
SAHNEYE KOYAN; SALİH CANAR
DEKOR ? KOSTÜM; HÜSEYİN MUMCU

TAHİR:AHMET EVİNTAN
HURİYE:İLKAY SARAN
ŞERİF ALİ DAYI:SADRETTİN KILIÇ
NECDET:ÖNDER ALKIM
LEYLA:GÜVEN HOKNA
CEMİL:ORHAN ÜLGENAY
BEDRİ:ACNAN SAYILGAN
RAMİZ:ALP ÖYKEN
İDRİS:KEMAL OKURER
NAMIK:MUSTAFA YALÇIN
KOMİSER:BAHİR KÖK
TOTOŞ:NURTEN BİRKAN
MİMİ:BELMA TUĞRUL
IŞIK:ORHAN BAYUR
KONDÜVİT:BAHİR KÖK

Görüldüğü gibi oyundaki rolüm damat Cemil Devlet Tiyatrosu Dergisinin 43 sayısında ismim tescillidir.Oyun 02.10.1968 tarihinde prömiyer yaptı.O akşam zaten iki kelime olan repliğimi nasıl söyleyeceğimi düşünürken dilim şişti konuşmak için ağzımı açtığımda ses yerine bir feryat çıktı.Bütün salon gülüştü.Seyirci Benim komedi oynayışıma alışık, oyunda komedi ama yinede seyircinin tepkisi benim için hala bir sorudur.Ondan sonra ki geceler replik vermem lazım gelen sahnelerde korkudan ağzımı hiç açmadım. Oyunda nişanlımı Güven HOKNA oynuyor hep sahnedeyim ama hiç konuşmuyorum Necdet rolünü oynayan Önder ALKIM yeni mezunlar arasında olmasına rağmen beni idare etti sessiz bir damat Cemil oynadım.Zaten Önder ALKIM kişiliği ile bambaşka bir yapıya sahiptir devlet tiyatrosunda örnek aldığım kişiler arasındadır.Oyundaki rollerden biride Bedri rolü, Aclan SAYILGAN oynuyor. O zamanlar şiirde yazıyorum.Nazım HİKMET RAN hayranıyım onun sitilinde onun gibi yazmaya çalışıyorum, bir gün elimde yazmaya çalıştığım şiiri gördü bana şiirini beğendim ama bu form da yazma diye tembihte bulundu neden diye sorduğumda hiç cevap vermedi.Bu olaydan sonrada benimle hiç konuşmadığı gibi selamda vermedi ancak oyundan ayrıldıktan sonra onun komünizmle ilgili takıntıları olduğunu öğrendim bana kalırsa Komünist Partinin ona çalışmalarından dolayı bir şilt ile teşekkür belgesi vermesi lazım adam komünizmi kötüleyeceğim diye komünizm in tarihini yazdı.
Altındağ Tiyatrosunun makyaj odası ufaktır ben alaylı olduğumdan tiyatroya erken geliyorum kimse yokken giyinip makyaj yapıyorum.Oyunda benimle ilgili bir şikayet olursa Mahir hocaya mahcup olmaktan korkuyorum.Kimse ile de pek konuştuğum yok sadece izliyorum genellikle çay ocağında oturuyorum.Sezonun bitmesine çok az kala bir akşam ceketimin düğmesi koptu mecburen herkesi beklemek zorunda kaldım. Aktörler sahneye hazırlanırlarken makyaj odasının terzisi giyinmelerine yardım eder eksiklerini tamamlar . Terzi düğmemi dikti. Oyunda baş rolü oynayan Ahmet EVİNTAN her akşam soyunma odasında fıkra anlatırmış benim bundan haberim yok o akşamda biraz açık olan fıkraya herkes gibi bende güldüm. Ahmet Bey benden utanmış çoluk çocuğun yanın da fıkra anlatamıyorum demiş, ertesi gün odadan ayrılmam istendi nerede soyunacağımı sorduğumda çay ocağı gösterildi.Çok gurur kırıcı idi.Eğer devlet tiyatrosunda kalacaksam kabul etmemem gerekiyordu, o gece bir olay çıkmasındansa ertesi gün Mahir beyle konuşmaya karar verdim.Ertesi gün yanına gidip özür dileyip artık o oyuna gitmeyeceğimi söyledim.O akşam oyun kaldırıldı.Daha sonra 22 Marttan itibaren damat Cemil rolü oyundan kaldırılarak İzmir Tiyatrosunda bir müddet daha oynamaya devam etti.
O sene yine konservatuara hazırlanıyorum. 336 no ile kayıt oldum.19 09.1969 tarihinde sınava gireceğim. KRAL OEDİPUS dan HABERCİ NİN tiradını oynayacağım. Yeni hocam İlyas AVCI. Balıkesir Muhasebecisi oynarken gündüz tiyatronun fuayesinde çalışıyorum hocama göre sorunum sesimdeki kısıklık sesimi açmak için her gün akşama kadar avazım çıktığı kadar Atatürk ün Gençliğe Hitabesini çalışıyorum. Her sabah uyandığımda, ilk önce az şekerli ballı süt içiyorum.Ses kısıklığı korkusu ile doktora da gittim Bir şeyim yokmuş ama doktor ses güçlendirici ilaçlar verdi onları kullanıyorum.Derken yine sınava girdim üç kelime söylemiştim ki çık dışarı dediler OYNATMADILAR netice belliydi yine kazanamadım.Sınavda ki notum 1. Birkaç gün sonra Mahir hocayı büyük tiyatrodan çıkarken yakaladım yanında Ferdi Merter FOSFOROĞLU ve Ergün UÇUCU vardı hocam ne diyorsunuz sınava tekrar gireyim mi diye sorduğumda çok açık sözlü bir insan olduğundan, ağzınla kuş tutsan seni oraya almam dedi.Korktuğum başıma geldi Mahir hocayı çok kızdırmıştım.İstanbul Efendisindeki o sevecen havadan sonra Balıkesir Muhasebecisinin o ağır havası beni daha değişik düşünmeye yönlendirdi. Devlet tiyatrosunda çalışmanın çok zor olduğunu anladım.EKİN SANAT dergisindeki Suat TAŞER ve Saim APAGO öz geçmişleri ile yaptığım çalışmalar sırasında Devlet Tiyatrosunun çok zor kurulduğunu, bu kuruluşta görev alan kişilerin Tatbikat Sahnesi ve Devlet Tiyatrosun da çok büyük emekleri olduğunu çok büyük fedakarlıklar yaptıklarını.Bu arada kendi aralarında da bir mücadele içinde olduklarını fark ettim.Devlet Tiyatrolarının kuruluşundan on küsur sene sonra ben devlet tiyatrosuna gelip aralarına girmeye çalışmışım,bana ihtiyaçları olduğundan ufak rollerde oynamama müsaade ettiklerini ama beni aralarına almayı hiç düşünmediklerini fark ettim.

Seneler sonra kızım Açelya ilk okulda okurken halasından bir org istemiş halası da almış eve geldiğimde Açelya org?u çalıyordu. Kızım çalmayı nereden öğrendin diye sorduğumda Radyoyu dinledim baba dedi. Hemen okulun müzik Öğretmeninle görüşerek okuldaki müzik kurslarına katılmasını sağladık.Öğretmeninin biz çok ilerledik o intibak edemez demesine karşılık biz sonuç ne olursa olsun dememizin üzerine kurslara devam etmeye başladı.Bir Ay sonrada öğretmeni artık onun için bir şey yapamayacağını söyleyerek konservatuara hazırlanması gerektiğini söyledi.O sene konservatuarın çocuklar için açtığı 6 aylık kurslara katıldı.Eve ses geçirmeyen bir oda yapıldı bir de piyano alındı ve özel dersler almaya başladı.İlk okulu bitirene kadar bu çalışma devam etti.İlk Okulu bitirdikten sonra konservatuarı kazandı. Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı Piyano Bölümünün yüksek kısmından ve Kompozisyon Bölümünden birincilikle mezun oldu.En çok ben sevindim. Babam asker oluşunun yanında resimde yapardı,Anne annemin de ut çaldığını biliyordum ama şüpheli idi Açelya ile ailemizin sanata yatkınlığı meydana çıktı.Kendi eserleri var.Bahçe şehir Üniversitesinde Piyano dersleri de verdi şimdi İstanbul da MÜZİKİST ismi ile bir okulun sahibi.
Konu Kızımdan açılmışken başımızdan gecen bir olayı da anlatmak isterim.Devamlı Piyanonun başında oturan kişilerin belkemiği bozuklukları olduğunu öğrendiğimizde annesi zaten okulda da folklor oynayan Açelyayı TRT NİN o sene çocuk folklor kadrosunun eksikleri için açtığı sınava yönlendirdi,kazanamadı.TRT. ye gidip neden diye sorduğumda oradaki görevli folklor oynamak için kulak yapısının iyi olmadığı ritim duygusunun bulunmadığının, yazılmış olduğunu söyledi kendisine zaten folklor oynadığını senelerdir piyano dersleri aldığını söyleyip davulun sesini mi duyamadı diye sorduğumda görevli ilk önce güldü sonra kızardı o zaman anladım ki adamlar birkaç torpillinin çocuğunu alacağız diye utanmayı bile göze almışlar. Açelya o sene piyanonun tuşlarına on parmağı ile aynı anda basıyor bana, baba bak sağ elimle bastığım beş tuşun sesini sağ kulağımla sol elimle bastığım beş tuşun sesini sol kulağımla duyuyorum diyordu ama ben kızıma sınavı neden kazanamadığını bir türlü izah edemedim.

Ahmet EVİNTAN emekli olduktan sonra HOŞCA KALIN diye bir kitap çıkardı ( 1972 ) broşür gibi bir şey, kitabında Devlet Tiyatrosundaki çalışmalarında kendisine yapılan haksızlıklardan bahsetmiş kitabı okuyunca kendisine kızmamak lazım geldiğini anladım Ahmet EVİNTAN bana yaptıkların herkese yapmış.Basın da tekrar çalışmaya başladığım da o zamanlar Necati bey caddesinde bulunan İmar İskan Bakanlığının önünde 1978 senesinde karşılaştık.Kendisinin tedirgin olmasına karşılık selam verip hatır sordum yinede böyle bir sanatçı ile küs kalmaya gönlüm razı olmadı.
Balıkesir Muhasebecisi oyunun da oynarken Yükseliş Kolejinde de okuyorum. Karar verdim artık Devlet Tiyatrolarına dönmeyeceğim.Konservatuar sevdasından da vazgeçtim. Zaten bir okulum var. Tiyatrodaki çıraklığımın da bittiğine karar verdim.Özel tiyatrolarda oynamak istiyorum. Mücadeleyi hiç bırakmam, yaradılışım böyle.

Yayınladığım resimler kendi koleksiyonumdan diğerleri milli kütüphane ve T.C. Devlet Arşivleri Dokümantasyon Şubesi Ayhan Hüseyin ÜLGENAY Koleksiyonundan alınmıştır.

HAKKINDA;
1 – Resim – Oyundan
2 – Resim – Oyundan
3 – Resim – Reşat Nuri GÜNTEKİN
4 – Resim – Reşat Nuri GÜNTEKİN
5 — Balıkesir Muhasebecisi M.E.B. 1971
6 – Balıkesir Muhasebecisi – Tanrı Dağı Ziyafeti 1977 ( İnkilap ve Aka ) 2 eser
bir arada
7 — Balıkesir Muhasebecisi – Tanrı Dağı Ziyafeti 1992 ( MEB) 2 eser bir arada
8 – Balıkesir Muhasebecisi – Tanrı Dağı Ziyafeti 1992 ( İnkilap Kitapevi) 2
eser bir arada
9 – Yeni Gazete 01.11.1968
10 – Gazete haberi
11 – Gazete haberi
12 — Maltepe Komedi Tiyatrosu davet mektubu
13 – Reşat Nuri GÜNTEKİN ölüm haberi
14 – Devlet Tiyatrosu Dergisi 1956
15 – Devlet Tiyatrosu Dergisi Ekim 1968 – Sayı 43
16 – Devlet Tiyatrosu Dergisi Mart 1969 – Sayı 44
17 – Hoşça Kalın Ahmet EVİNTAN 1972
18 – Ekin Dergisi Sayı;100 Haziran 2014 ( Yazı sayfa 12 de yayınlandı )

Yorum yapın

Daha fazla Anlatı, Yazarlarımızın son çalışmaları
Bir Varoluş Felsefesi Olarak Delilik: Doğmayacak Çocuk İçin Dua

Edebiyat eserlerinin psikanalitik yorumlarına ilginin artmasıyla delilik, edebiyatta hem bir motif hem de yazarı yazmaya sürükleyen bir itki olarak ele...

Kapat