Barış Atay: Dostoyevski ve Maksim Gorki’yi çok ayrı bir yerde tutuyorum.

Sevinç Erbulak: Yazarlarını merak ediyorum; yani onlar olmasaydı, ben zaten neden bu dünyadayım ki diye soracağın yazarlar, ama oyun yazarların değil.

Barış Atay: Mesela Dostoyevski ile Gorki. Yani hakikaten, hiç okumasaymışım…

Sevinç Erbulak: Başka biri mi olurmuşsun?

Barış Atay: Kesinlikle! Ben Gorki ve Dostoyevski okumamış birinin başka bir insan olduğuna inanıyorum zaten. O insanları okumadan, insan hayatının gerçekliğine dair öğrenebileceğin şeyler çok eksik kalıyor. Ama sosyalist gerçekçilik akımının bütün temsilcilerinden bahsetmiyorum. Dostoyevski ve Maksim Gorki’yi çok ayrı bir yerde tutuyorum. Mesela, tiyatroyla tanıştıktan sonra, Brecht okumasaydım, bir yanım çok eksik kalırdı hakikaten. Bu adamların benim hayatıma kattığı şeyler; sanırım 25 yaşında fark ettiğini 35 yaşında fark ettiğinde çok değişiyor. Tabi bunda şeyin etkisi var; okumaya çok küçük yaşta başladım. Öykü okumaya, roman okumaya falan… Birinci sınıftayken bütün çocuk klasiklerini, ilkokul, ortaokul bitmeye yakın, neredeyse tüm dünya klasiklerini okumuştum. İşte Tolstoy’lar, Balzac’lar… Çok şey anladığını zannedip, aslında hiçbir şey anlamadığın dönemler. O yüzden hep dünya klasikleri 3-4 defa okunur ya… Hayatının her döneminde başka bir şey anlarsın çünkü. Ama senin bir bütün olmana yol açıyor, bunu sağlıyor aslında. Fakat dediğim gibi, Dostoyevski ve Gorki’nin insanın yaradılışına ve insanın varoluşuna ve hattâ insanın bütün öz benliğine dair çok büyük bir katkı sunduğunu düşünüyorum. Bütün dünyaya dair… O yüzden o ikisini çok ayrı tutabilirim.

Sevinç Erbulak sordu, Barış Atay cevapladı.
gazetemustehak.com 3 Nisan 2016, söyleşi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here