Başlangıç – Melanet Sigarası – Weydonun Trajedisi

Kalabalık, karanlık bir metropol caddesi. Hava bozacak gibi. İnsanlar, bir anda kümelenen karabulutlara bakıp şemsiyelerini açacakları ya da bir saçağa sığınacakları; yağmurun başlayacağı anı kolluyorlar. Bu gündelik kargaşada, renklerini yitirmeyen tek nesne trafik lambası; insanların kendisine verdiği yetkiyle yine insan topluluğunu kontrol altında tutmaya çalışan saygıdeğer bir düzenek. Seyyar satıcılar, kornalar, kampanya bildirileri; bir orkestranın uyumsuz elemanları gibi birbirlerini dinlemeksizin bağrışmaya devam ediyor, gürültü yığınının varlığını devam ettirmesini sağlıyorlar.
?
?Adım, Uğur. Esnaf arkadaşlar ?mühendis? der. 27 yaşımdayım. Üniversite mezunuyum: Maden mühendisliği bölümünden??
?
?Korsan müzik cd?leri satıyoru; yalnızca medyatik olan şarkıcıların albümlerini??
Bir otomobil fren yapıyor. Lastiklerin ıslak zeminde kayarken kopardığı çığlık gök gürültüsüne karışıyor. Elindeki bastona yüklenerek ayakta kalmayı başaran yaşlı bir adam, az önce kendisini ezmek üzere olan otomobilin ön kaputuna avuç içiyle zayıf darbeler indirerek şoföre gözdağı vermeye çalışıyor. Şoför umarsız. Yoluna devam edebilmek için kontağı çeviriyor yeniden. Genç bir adam yaşlı adamın koluna giriyor; karşı kaldırıma kadar eşlik edecek. Kendi kabahatiymiş gibi şoförü mahcup bir şekilde selamlamayı da ihmal etmiyor. ? ?Yarın buna benzer başka bir iş tutacağım, öbür gün başka??
?
?Kendi mesleğimi icra etmemin elbette çok daha iyi getirileri var; iyi bir kazanç, ev, belki bir araba… Yapmam gereken buradaki gibi bağırmak, işçilere tabii. İşverenimi memnun etmek: bunun için izlemem gereken tek yol: maksimum kâra gidendir. Diğer yollar görmezden de gelinebilir.?
?
?Ama bunlardan çok daha cazip gelen bir şey daha: rahat bir uyku…?

Yıldırım parıltısının yüzlere iz düşümü?
Arından gelen gök gürültüsünün yüzlerde yarattığı şaşkınlığı ve korkuyu eski karanlığına gömme telaşı?
Şiddetini artıran yağmur, bir felaketin habercisi mi? Yaratıcının Rahmeti?nin gazaba dönüşmesi? Otobüs durağında bekleyen insan yığını sel ile büyüme yarışına girmiş gibi. Bu durumdan şikayetçi olanların azınlığı, olmayanların çoğunluğu arasında eriyip gidiyor.
?
?Ekmek? İstihdam? Refah düzeyi yüksek insanlığın yaratılması?
Çıkarılan cevherin, inşa edilen ileri uygarlığın temeline, kolonlarına, harcına katılması? Bunlara inanmanız gerektiğini söylersem, bana inanmayın.? ?Gerçek? Gerçek, doyurulması, her geçen gün daha da güçleşen, kuduz bir köpeğe dönüşen savaş sanayisi: çelik miğfer, demir gülleler, uranyum yakıtlı bombardıman uçakları. Gerçek, altın kaşıklarla insan kanı içen savaş lordları. Gerçek, yerin yüzlerce metre altına gömülü kuru ekmek parası. Gerçek, sömürü, emek hırsızlığı, bir gangdan farksız insan canı…?
?
?Yer altından çıkarılan cevherin yarattığı boşluğa insan bedeniyle dolgu yapılması gerçeğinin ?ne kadar masum olsam bile- bir parçası olmak, uykularımı zehir ederdi.?
Yağmur dinmiş. İnsanların telaşı da öyle? kalabalığın seyrekleşmesiyle, kepenkler de inmeye başlıyor. Gündüzün geceye evrilmesi yüzünden karabulutların dağıldığını kimse görmüyor. Belki de ilgilenmiyorlar. Peki, o halde yıldızlar kime göz kırpıyor?
?Adım, Uğur. Yaşım 27. Yarın simit satacağım.?
?
?İskelede??

Melanet Sigarası

Başlangıç – Melanet Sigarası – Weydonun Trajedisi” üzerine 2 yorum

  1. Sevgili melanet sigarası beyefendi : ) öykünüzü gerçekten çok beğendim. Dili tam bir öykü dili. Ayrıca “zihin akışı” tekniğini de çok abartmadan gerektiği gibi kullanmışsınız. Yeni öykülerinizi burdan takip etmeye çalışacağım, sabırsızlıkla bekleyeceğim…

Yorum yapın

Daha fazla Öyküler
“Sarı Öküz’ü verdiğimiz gün kaybettik bu kavgayı!”

Eski zamanların birinde bir otlakta öküz sürüsü yaşarmış... Yaşarmış yaşamalarına ama civardaki aslanlar bir türlü rahat bırakmazlarmış onları... Hemen her...

Kapat