Bay Keuner’in Öyküleri – Bertolt Brecht

Bertolt Brecht, ”Bay Keuner’in Öyüküleri”ni (”Geshichten vom Herrn Keuner”), ilk kez 1930 yılında, Berlin’de yayımlanlanmaya başladı ve bu yayın, yaşamı boyunca sürdü. Daha sonra bu öyküler, Brecht’in eserlerinin toplu basımlarında, düzyazılara ayrılan bölümlerde sürekli olarak yer aldı.

”Me-ti” gibi, bu öyküler de, gerçekte Brecht’in kendi dünya görüşünü, yaşamın türlü yansımalarına yedirerek dile getirdiği bir araç niteliğindedir. Bu araç kimi zaman felsefe ağırlıklı bir düzlemde kullanılır, kimi zamanda günlük yaşamın en sıradan olaylarıyla beslenir. Gelgelelim görünüşte en sıradan olayların yansıtıldığı durumlarda bile çıkış noktası yapılan asıl zemin, dünyaya belli bir bakış biçiminin, bir tür yaşam felsefesinin ta kendisidir.

”Bay Keuner’in Öyküleri”nin bir başka özelliği de genelde kitleyi değil, ama bireyi ele alması ve toplumu oluşturan öğeler niteliğiyle, bireylerin birer birey olarak eğitilmelerini amaçlamasıdır. Toplumu bireylerden aşırı soyutlanmış bir konumda ele almanın, sonuçta toplumu zayıf temellere dayandırma demek olacağı, bu öyküler aracılığıyla verilmek istenen mesajlardan biridir. Bu yapı içersinde insanoğlunun zayıf yanları büyük bir açıklıkla sergilenir ve bu yanlarının insanların davranışlarını nasıl yönlendirdiği, ancak usta bir ruhbilimciden beklenebilecek bir beceriyle yansıtılır.

Brecht açısından bir tür ”zihin jimnastiği” de sayılabilecek olan ”Bay Keuner’in Öyküleri”, kısalığına karşın meraklısına Bertolt Brecht’in düşünce dünyasının kapılarını açabilecek en değerli anahtarlardan biridir.
(Arka Kapak)

BİLGE KİŞİDE BİLGECE OLAN, TUTUMUDUR
Bay K.’ya gelen bir felsefe profesörü, ona kendi bilgeliğini anlattı. Bir süre sonra Bay K., ona şöyle dedi: ”Sen rahatsız oturuyorsun, rahatsız konuşuyorsun, rahatsız düşünüyorsun.”

Öfkelenen felsefe profesörü, şu karşılığı verdi: ”Ben, kendime değil, fakat söylediklerimin içeriğine ilişkin bilgi edinmek istemiştim.” ”Söylediklerinin hiçbir içeriği yok”, dedi Bay K. ”Yolunda beceriksizce ilerlediğini görüyorum ve yine gördüğüm kadarıyla, bu ilerlemen sırasında erişebildiğin hiçbir hedef yok. Söylediklerin karanlık; konuşman sırasında hiçbir şeyi aydınlatamıyorsun. Bu tutumunu görünce, hedefin beni ilgilendirmiyor.”

ÖRGÜTLENME
Bay K., bir defasında şöyle dedi: ”Düşünen insan hiçbir ışığı, hiçbir ekmeği, hiçbir düşünceyi boşuna kullanmaz.”

ZORBALIĞA KARŞI ÖNLEMLER
Düşünür Bay K., bir salonda çok sayıda dinleyicinin önünde zorbalığa karşı konuşurken, dinleyicilerin geriye çekildiklerinin ve çıkıp gittiklerinin ayırdına vardı. Dönüp bakınınca, arkasında zorbalığın durduğunu gördü.

”Demin ne diyordun?” diye sordu zorbalık.
”Zorbalıktan yana konuştum”, dedi Bay Keuner.

Bay Keuner oradan çıkınca, öğrencileri ona, neden sanki sırtında yumurta küfesi yokmuş gibi konuştuğunu sordular. Bay Keuner, şu karşılığı verdi: ”Benim boşuna kırdıracak yumurtalarım yok. Özellikle benim zorbalıktan daha uzun yaşamam gerek.”

Ve Bay Keuner, şu öyküyü anlattı:

Hayır demeyi öğreniş olan Bay Egge’nin evine, yasadışılığın egemen olduğu dönemlerde gelen bir ajan, ona kenti yönetenler adına düzenlenmiş bir belgeyi gösterdi; bu belgede ajanın, adımını attığı her eve sahip olacağı yazılıydı; bunun gibi, istediği her yemek kendisine verilecek, gördüğü her adam da ona hizmet etmekle yükümlü olacaktı.

Ajan bir sandalyeye oturdu, yemek istedi, elini yüzünü yıkadı, uzanıp yattı ve uyumazdan önce, yüzü duvara dönük olarak sordu: ”Bana hizmet edecek misin?”

Bay Egge onun üstünü örttü, sinekleri kovdu, o uyurken nöbet tuttu ve tıpkı o gün yaptığı gibi, yedi yıl boyunca ajanın sözünü dinledi. Ama onun için ne yaparsa yapsın, tek bir şeyi yapmaktan dikkatle kaçındı: Tek bir söz söylemedi. Aradan yedi yıl geçtikten sonra çok yemekten, çok uyumaktan ve çok emir vermekten iyice şişmanlayan ajan, günün birinde öldü. Onu artık eskiyen battaniyeye saran Bay Egge, sürükleyerek evden çıkardı, yattığı yeri temizledi, duvarları badanaladı, bir soluk aldı ve yanıtını verdi: ”Hayır.”

BİLGİNİN TAŞIYICILARI ÜZERİNE
Bay Keuner, şöyle dedi: ??Bilginin taşıyıcısı ne savaşmalı, ne doğruyu söylemeli, ne bir hizmette bulunmalı, ne yemekten kaçınmalı, ne verilen payeleri geri çevirmeli ve ne de kendini göstermelidir. Bilgi taşıyıcısı olmanın tek erdemi, bilgiyi taşmaktır.??

AMACA HİZMET EDEN
Bay K., şu soruları sordu:
??Komşum her sabah bir gramafond müzik çalıyor. Medem müzik çalıyor? Duyduğuma göre, beden hareketleri yaptığı için. Neden beden hareketleri yapıyor? Duyduğuma göre, güçlü olayı gereksindiği için. Neden gücü gereksiniyor? Kentteki düşmanlarını yenmek için gereksindiğini söylüyor. Neden düşmanlarını yenmek zorunda? Duyduğuma göre, yemek yiyebilmek istediği için.??

Bay K., komşusunun beden hareketleri yapmak için müzik çaldığını, güçlü olmak için beden hareketleri yaptığını, düşmanlarını yenmek için güçlü olmak istediğini, yemek yiyebilmek için düşmanlarının öldürdüğünü öğrenince, sorusunu sordu: ??Neden yemek yiyor???

EN İYİLERİN ZORLUKLARI
??Ne üzerinde çalışıyorsunuz??? diye sordulr Bay K.?ya. K., yanıtladı: ??Çok zorlanıyorum, çünkü şu anda bir sonraki yanılgımı hazırlamaktayım.??

SATIN ALMAMA SANATI
Bay K., bir adamı bir tüccara satın alınamazlığından ötürü tavsiye etti. İki hafta sonra yeniden Bay K.?ya gelen tüccar, ona sordu: ??Satın alınamazlıkla ne demek istedin??? Bay K., şöyle dedi: ??İşe aldığın adam satın alınamaz dediğimde söylemek istediğim, senin onu satın alamayacağındır.?? ??Demek öyle,?? dedi tüccar dertli bir ifadeyle, ??oysa şimdi, adamının, benim düşmanlarım tarafından bile satın alınabileceğinden korkmam için haklı nedenlerim var.?? ??Orasını bilemem,?? diye karşılık verdi K., umursamaksızın. Tüccar öfkeyle: ??Oysa beni de hep pohpohluyor, demek ki benim onu satın almamada ses çıkartmıyor!?? diye bağırdı. Bay K., kendini üstün görürcesine gülümseyerek: ??Benim satın almama ise izin vermiyor,?? dedi.

VATAN SEVGİSİ VE AŞIRI VATANSEVERLERE DUYULAN NEFRET
Bay K., belli bir ülkede yşamayı gerekli bulmazdı. ??Ben, her yerde kalabilirim,?? derdi. Günün birinde yolu, yaşadığı ülkenin düşmanlarının işgali altında bulunan bir kente düştü. O sırada karşıdan gelen bir düşman subayı, onu kaldırımdan inmeye zorladı. K., kaldırımdan indi ve bu adama öfkelendiğini, üstelik öfkesinin yalnız bu adama değil, fakat onun onun geldiği ülkeye yöneldiğini ve o ülkenin yerle bir olmasını istediğini algıladı. Bunun üzerine şu soruyu sordu: ??O an için neden milliyetçi oldum? Bir milliyetçiye rastladığım için.
İşte aptallığın kökünü bu yüzden, yani ona rastlayanları da aptallaştırdığından ötürü, kazımak şart.??

Kitabın Künyesi
Bay Keuner’in Öyküleri
Orjinal isim: Geschichten vom Herrn Keuner
Bertolt Brecht
Önsöz : Ahmet Cemal
Çeviri : Ahmet Cemal
Mitos Boyut Yayınları
1994 Yılı İstanbul, 1. Basım
56 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Öykü Kitapları
Otuzuncu Yaş (Bütün Öyküler) – Ingeborg Bachmann

Ingeborg Bachmann 'ın gençlik döneminden olgunluk çağına dek tüm öykülerini bir araya toplayan Otuzuncu Yaş / Bütün Öyküler, yazarın "eski"...

Kapat