Beyin Kitabı (Beynin Yapısı, Görevi ve Bozuklukları Üzerine Resimli Bir Rehber) – Rita Carter

Yaklaşık 1,4 kg ağırlığındaki insan beyni, bütün hayatımızı belirlediği halde, önemi en geç anlaşılmış organımız. Kalp, ciğer veya mesane gibi görünür bir madde salgılamayan beynin anlaşılması için modern bilimin en son görüntüleme tekniklerini beklemek gerekti. İçindeki 100 milyar nöronla beynin en temel görevi bedenin hayatta kalmasını sağlamaktır. Kalp atışını, nefes almayı ve kan basıncını, açlık, susama, seks güdüsünü ve uyku düzenini bu nöronlar kontrol eder. Ayrıca, davranışımızı düzenleyen duyguları, düşünceleri ve algıları da beyin meydana getirir. Zihnin bilinçli farkındalığından da beyin sorumlu.
Bu kadar önemli bir organımızı çok az tanıyoruz. Rita Carter?ın Beyin kitabı, meslekten tıpçı olmayanların anlayabileceği bir şekilde, baştan sona resimli ve açıklamalı olarak beynin tüm işlevleri anlatıyor.
Yakın zamanlara kadar bilim insanları beyni incelemek için kafatasını açmak ve beyin hücrelerini mikroskopta incelemek durumundaydılar. Ancak bu yolla beyin hücreleri kendi doğal ortamlarından ayrıldıkları için olayın bütününü görmek olanaksızdı. Oysa artık bilimsel ve teknolojik ilerlemeler nörobilimsel bir devrimine zemin hazırladı. Elektroansefalografinin (EEG), Fonksiyonel beyin görüntüleme makineleri (fMRI ve benzeri), pozitron emisyon tomografi (PET) gibi teknikler beyin fonksiyonlarının sonsuz detaylı bir şekilde haritalandırılmasını sağladı.
Günümüzde yaşamsal süreçlerimizi devam ettiren devreleri, duyu organlarımızın ışık ışınlarını ve ses dalgalarını elektriksel sinyallere nasıl çevirdiğini, hafızanın nasıl işlediğini, ahlaki kararları nasıl aldığımızı, duygularımızın izini sürmeyi biliyoruz. Sanılanın aksine, entelektüel yargılar gibi beynin en karmaşık ürünlerinin onun amigdala gibi en alt düzey mekanizmalarına dayandığını keşfettik.
Ancak, beynin nörobilimsel olarak incelenmesi henüz devam eden bir çalışma ve kimse resmin tamamlanmış halinin neye benzeyeceğini bilmiyor. Rita Carter?ın Beyin kitabı, şu anda tüm güzelliği ve karmaşıklığıyla beyin hakkında bildiklerimizin eksiksiz tam bir rehberi. Beyin kitabı insanı şaşkınlık içinde bırakıyor.

BEYNİMİZ SIRADAN BİR ORGAN DEĞİL

İnsan beyni başka hiçbir şeye benzemez. Diğer organlara kıyasla çekiciymiş gibi bile görünmez. Yuvarlak hesap 1,4 kg, kıvrımlı, yoğunluğu jöleyle soğuk tereyağı arası olan bir et parçası. Ciğerler gibi genişleyip sönmez, kalp gibi atmaz, mesane gibi görünür bir madde salgılamaz. Eğer birinin kafatasını açıp doğrudan bakarsanız içeride çok bir şey döndüğünü düşünmezsiniz.
Kafatasımızın içindeki maddenin yüzyıllar boyunca önemsiz görülmesi muhtemelen şaşırtıcı değildir. Eski mısırlılar, ölülerini mumyalarken beyinleri çıkartıp atmış ancak kalplerini dikkatlice korumuşlardır. Eski Yunan Filozofu Aristoteles beynin, kanı soğutmak için bir çeşit radyatör görevi gördüğünü düşünmüştü. Fransız bilim adamı Rene Descartes, beyne biraz daha saygıyla yaklaşarak onun ruhun bedenle iletişimini sağlayan bir çeşit anten görevi gördüğüne karar kılmıştı. Beynin gerçek önemi ise ancak günümüzde fark ediliyor. Beynin en temel görevi vücudun kal anını hayatta tutmak. Beynimizdeki 100 milyar nöron içinde kalp atışını, nefes almayı ve kan basıncını düzenleyen; açlık, susama, seks güdüsü ve uyku düzenini kontrol eden nöronlar var. Tüm bunların ötesinde davranışımızı düzenleyen duyguları, düşünceleri ve algıları beyin meydana getiriyor.
Sonra, davranışlarınızı yönlendiriyor ve uyguluyor. Son olarak, zihnin bilinçli farkındalığından da beyin sorumlu.
Yaklaşık yüz yıl öncesine kadar beyin ve zihnin bağlantılı olduğuna dair yegâne kanıtlar ?doğal deneylerden? yani mağdurun davranışında değişikliğe yol açan kafa travmalarından geliyordu. Kararlı doktorlar bu tür vakaları hayattayken gözlemleyerek onların özürleriyle hasarlı beyin alanlarını eşleştirerek serebral yüzeydeki alanları haritalandırdılar. Bunlar yavaş işleyen çalışmalardı çünkü bilim adamları fizyolojik kanıtları incelemek için bu kişilerin ölmelerini beklemek zorundaydılar. Bunun bir sonucu olarak yirminci yüzyılın başlarında zihnin fiziksel temeli hakkında bilinen her şey tek ciltlik bir kitapta toplanabilirdi. O zamanlardan sonra, bilimsel ve teknolojik ilerlemeler nörobilimsel bir devrimine zemin hazırladı. Güçlü mikroskoplar beynin karmaşık anatomisinin detaylı bir şekilde incelenmesini mümkün kıldı. Elektriğin git gide anlaşılmaya başlanması, beyin dinamiklerinin tanınmasına sonrasında, elektroansefalografinin (EEG) icadı bu dinamiklerin gözlemlenmesine ve ölçülmesine olanak sağladı. Son olarak Fonksiyonel beyin görüntüleme makinelerin gelişi, bilim insanlarının, beynin içine canlıyken bakabilmelerini ve mekanizmalarını çalışırken görebilmelerini mümkün kıldı. Son 20 yıl içinde pozitron emisyon tomografi (PET) fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) ve yakın zamanda manyetik ensefalografi (MEG) beyin fonksiyonlarının sonsuz detaylı bir şekilde haritalandırılmasını sağladı.
 Günümüzde yaşamsal süreçlerimizi devam ettiren devreleri, nöro-ileticileri üreten hücreleri, sinyallerin hücreden hücreye aktarılmasını sağlayan sinapsları, acı iletimini ya da kolumuzun hareketini sağlayan sinir liflerini biliyoruz. Duyu organlarımızın ışık ışınlarını ve ses dalgalarını elektriksel sinyallere nasıl çevirdiğini biliyoruz ve bu sinyallerin izlediği yolları korteksteki özelleşmiş alanlara kadar takip edebiliyoruz. Bu uyaranların işi boynundan büyük, küçük bir doku parçası olan amigdala tarafından ölçülüp, değer biçilip duygulara dönüştürüldüğünü biliyoruz. Hipokampusun bir hafızayı hatırlamasını ya da prefrontal korteksin ahlaki kararlar almasını gözlemleyebiliyoruz. Eğlenceyle, empatiyle ve hatta bir rakibin yenilmesinden duyulan zevkin verdiği heyecanla ilişkili olan nöral modelleri ayırt edebiliyoruz. Görüntüleme çalışmalarından gelen resimler ortaya basit bir harita koymaktan ziyade, beynin neredeyse her parçanın diğer tüm parçaları etkilediği şaşılacak derecede karmaşık ve duyarlı bir sistem olduğunu gösteriyor. Frontal loblar tarafından gerçekleştirilen yüksek düzeyli bilişsel süreçler, geribildirim yoluyla duyusal deneyimlerimizi etkiliyorlar, dolayısıyla bir nesneye baktığımızda gördüğümüz şey ışığın retinamıza gelmesinden etkilendiği kadar beklentilerimizden de etkileniyor. Diğer taraftan beynin en karmaşık ürünleri onun en alt düzey mekanizmalarına dayanıyor. Örneğin entelektüel yargılar bizim duygular olarak algıladığımız bedensel tepkiler tarafından güdülmekte ve gösterişsiz beyin sapının zarar görmesi sonucu bilinç yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmakta. Sistem boyun kısmında da bitmiyor, işleri biraz daha karıştırmak için ayak uçlarınıza kadar uzanıyor. Kimileri daha da ileri gittiğini, etkileşime geçtiği diğer zihinleri de kapsadığını düşünüyor.
Beynin nörobilimsel olarak incelenmesi henüz devam eden bir çalışma ve kimse resmin tamamlanmış halinin neye benzeyeceğini bilmiyor. Beyin kendisini tamamen kavrayamayacak kadar karmaşık bile olabilir. Dolayısıyla bu kitabı beynin tamamlanmış bir tasviri olarak görmek yanlış olur. Bu tek bir görüntü, beynin bugün bildiğimiz kadarıyla baştan aşağıya görüntüsü; tüm güzelliği ve karmaşıklığıyla.
Beyin insanı şaşkınlık içinde bırakıyor.

Kitabın Künyesi
Beyin Kitabı
(Beynin Yapısı, Görevi ve Bozuklukları Üzerine Resimli Bir Rehber)
Rita Carter
Alfa Basım Yayım Dağıtım / Bilim Dizisi
Yayın Yönetmeni: Mustafa Küpüşoğlu
Editör:Kerem Cankoçak
Çeviri:Güneş Kayacı Sevinç
Renkli, Resimli
 İstanbul, Nisan 2013, 1. Basım
260 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Bilim
Her şey birdenbire oldu, Birdenbire vurdu gün ışığı yere – Funda Demir

Her Şeyin Öyküsü'nü kıymetlisine ilk kitap olarak hediye eden ve benim de tanımama sebep olan M.U.'a ve Ceylan'a ithafen... Herkesin...

Kapat