Bir Dönüm Noktası Olarak Tutunamayanlar ve Oğuz Atay – Murat Belge
Tutunamayanlar ve Oğuz Atay “Tutunamayanlar üzerine yeni ne söylenebilir?” sorusuna kuvvetli bir cevap verirken, bir yandan da romanın “taze” okurlarına yol gösteriyor, bu büyük romanın edebiyatımızdaki yerini ikna edici bir biçimde ortaya koyuyor.
Murat Belge, “Türkiye’de yazılagelmiş en büyük roman” olarak nitelendirdiği Tutunamayanlar’ı çetrefilli yayımlanma macerasından, yıllar sonra kavuştuğu büyük üne; anlatı tekniklerinden, metinlerarası ilişkilere; parodi ve ironiden, siyasal ve teolojik alegorilere, edebiyat tarihinin başat metinleriyle kurulan bağlara varan geniş bir alanda inceliyor.
Önsöz: İkinci Gelişler
Bazı yazarların, sanatçıların kendilerinin değil de eserlerinin “kariyer”ini anlatmak için “dünyaya iki kere gelmek” metaforu kullanılabilir. “Birinci geliş” sanatçının kendi hayatı içinde kalan bölümdür. Bir de, onun hayattan ayrılmasından sonra dünyanın eserlerine bakması faslı vardır ki, “ikinci geliş” de bunu anlatır. Örneğin Van Gogh: hayatı boyunca topu topu tek bir kişinin bir resmini satın aldığı söylenir ve gene topu topu tek bir kişinin onun resimleri hakkında yazdığı. Başarısızlık ve mutsuzluğun tıka basa doldurduğu hayatını gene “yarı başarılı” sayılacak bir intiharla noktaladı. 37 yaşındaydı. Sonra, o zamana kadar durgun kalmış bazı çarklar işlemeye başladı. Birileri daha önce de görüp başlarını çevirdikleri bu resimlerde olağanüstü bir ressam olduğunun
farkına vardılar. Haber yayıldı: “Van Gogh diye müthiş bir ressam var.” Bu, “ikinci geliş”ti.
Bugün dünya çapında anket yapılsa, “En beğendiğimiz ressam kim?” diye sorulsa, milyonlarca kişi “Van Gogh” diyecektir.
Bir resmine dünyanın parasını ödemeye hazır yığınla zengin vardır, ama satacak yoktur – aynı nedenle.
Georges Bizet Carmen’i besteledi. Hakkında söylenmedik ağır söz kalmadı. Musikisi başarısız, operanın bütünü “ahlâksız” bulundu. Bizet 37 yaşında öldüğünde Carmen’in bugün eriştiği şan ve şöhreti herhalde aklından geçirmemişti.
Böyle dünya kadar anekdot anlatabiliriz, anlatılabilir, çünkü bu durum sanat tarihinde istisna değil, neredeyse
kuraldır. Yaşarken kitlelere ulaştığını görmüş sanatçıların çoğunun da böyle bir kırgınlıkla geçmiş gençlikleri vardır.
Oğuz Atay da birinci ve ikinci gelişleri arasında ciddi fark olan yazarlardan biri. Türkiye’de okurun karşısına, 1968’de yazmaya başladığı Tutunamayanlar adlı romanıyla, 1971’de çıktı (Sinan Yayınları). Kitap henüz manuskri halindeyken TRT’nin açtığı roman yarışmasına girmiş ve “Roman Başarı Ödülü” almıştı. Bu olayla ilgili, arkadaşı olan Cevat Çapan’ın jüride bulunan Adnan Benk’in dikkatini bu kitaba çektiği söylenir. “Mütevazi” bir ödüldü ama eserin kitap olarak yayımlanması kararında olumlu bir rol oynamış olabilir.
Tutunamayanlar iki cilt olarak yayımlandı ve genel okur tarafından benimsenmedi. Hakkında çıkan birkaç eleştiri
yazısı da Oğuz Atay’ın bu romanıyla ortaya koyduğu sanatsal emeğin değerini kavramış gibi görünmüyordu; ama herhalde okurun ilgisizliği daha incitici olmalıydı. Oğuz Atay’ın sitemi belleğimde çınlar hep: “Ben buradayım sevgili okuyucum, sen nerdesin?”
Sonra, 1984’te, Tutunamayanlar yeniden basıldı (İletişim Yayınları). Basılmasıyla birlikte, bir “best-seller” oldu. Derken öteki kitapları da basıldı. Tutunamayanlar kadar olmasa dahi, onlar da çok satıldı, çok okundu. Tutunamayanlar’da tekrarlanan bir tema olan “ikinci geliş”, Oğuz Atay’ın Türk edebiyatında nerede duracağını belirledi. Romanda Turgut Özben, İsa gibi Selim Işık’ın da dünyaya ikinci kere geleceği üstüne birçok yarı mizahî “kehanet”te bulunmuştur. “İkinci geliş”inde insanlar onun ne demek istediğini anlayacaktır.
Bu kehanet, Oğuz Atay’ın kendisiyle ilgili olarak, tuttu.
Oğuz Atay artık bir “kült-yazar” olmuştu. 1971 ile 1984 arasında uzun bir zaman geçmiş değil, ama bu kısa süre içinde Oğuz Atay ölmüştü (o da genç yaşta, 43 yaşında). Dolayısıyla, güldür güldür gelen bu “Buradayız!” cevabı Oğuz Atay’ın kulağında çınlamadı; böyle olacağının bir sinyalini de alamamıştı.
Bu, bence, bir “tragedya”. Anlaşılacağının ve sevileceğinin hiç değilse birkaç ipucunu yaşarken görmeyi hak eden bir yazar ve bir insandı. Ama böyle olamadı. “Tragedya” dediğimiz durum, “yapacak bir şey yok” dediğimizde geçerli olan durumdur.
Turgut Özben Selim’in ölümünü düşünürken (zaten bunu durmadan yapar) aklından şöyle şeyler geçer: “Daha öleli bir ay bile olmadı. Belki de ölmedi. Onu göremiyorum: o kadar. Diyelim ki Afrika’ya gitti. Uzak bir ülkeye.”
Ben de şimdi “epey uzak bir ülkeye” giden Oğuz Atay’a ta 1972’den beri duran borcumu ödemek, yani bunca yıldır yazamadığımı yazmak üzere, nihayet işe girişiyorum. Tutunamayanlar niçin bence Türkiye’de yazılagelmiş “en büyük roman”dır, bunu açıklamaya çalışacağım.
İÇİNDEKiLER
Önsöz: İkinci Gelişler……………………………………………………………………………………………………………………….7
Oğuz Atay: Biyografi……………………………………………………………………………………………………………………..11
Anlatı Yöntemleri………………………………………………………………………………………………………………………………21
Tutunamayanlar’da Konu
ve Leitmotif’ler……………………………………………………………………………………………………………………………………….37
Tutunamayanlar’ın Yapısı………………………………………………………………………………………………………49
Tutunamayanlar ve “Metinlerarası” Tekniği:
Değinmeler, Göndermeler…………………………………………………………………………………………………..63
Tutunamayanlar ve Siyasi Alegori……………………………………………………………………………83
Teolojik Alegori ve İsa……………………………………………………………………………………………………………..103
Suçluluk ve Yargılanma………………………………………………………………………………………………………….115
Söylem Parodileri……………………………………………………………………………………………………………………………125
Dünya Edebiyatı ve Oğuz Atay………………………………………………………………………………….137
Künstlerroman olarak Tutunamayanlar………………………………………………………149
Oğuz Atay’da Mizah Çeşitleri………………………………………………………………………………………157
Oğuz Atay ve “Sol”………………………………………………………………………………………………………………………..175
Selim Işık/Turgut Özben İlişkisi……………………………………………………………………………….181
Rüyalar ve Psikoloji………………………………………………………………………………………………………………………193
Oyun…………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………….201
Oğuz Atay ve Kadınlar……………………………………………………………………………………………………………..213
İntihar………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………..229
Bitirirken……………………………………………………………………………………………………………………………………………………….237
Bir Dönüm Noktası Olarak
Tutunamayanlar ve Oğuz Atay
Murat Belge
İletişim Yayınları
1. baskı – Şubat 2026
238 sayfa