Biz Böyle Delikanlılar Değildik! (Tefrika Romanlar Cilt: 1 – 1947-1951) – Kemal Tahir

Edebiyatımızın güçlü ve klasikleşmiş ismi Kemal Tahir’in 1947-51 yılları arasında çeşitli gazete ve dergilerde tefrika edilen romanları ilk defa bu kitapta toplandı.

Oğuz Atay’ın deyimiyle: “Bütün sanatlar gibi roman sanatı da bir gelenek üzerine kurulur. Bu gelenek yalnız roman geleneği değildir; toplumun kültür geleneğini yaratan bütün davranışların tarihidir. Sanıyorum Kemal Tahir Türk tarihine eğilirken, zengin kültür geleneğimizden esaslı bir biçimde yararlanmanın gereğini duyan ilk romancımızdır… Belki de bunu gerçek anlamıyla kavrayan tek romancımızdı.”

“Biz Böyle Delikanlılar Değildik”, Kemal Tahir’in serüvenine eşlik etmek isteyen herkesin başvuracağı romanların ilk cildidir. (Tanıtım Bülteninden)

Kemal Tahir?in tefrika romanları – Sennur Sezer
(22.04.2013,http://kitap.radikal.com.tr/)
Kemal Tahir, cezaevindeyken serüven romanları yazdı. ?Ta-Ka? ve ?Bedri Eser? imzalarıyla tefrika edilen bu romanlar ona hapisten çıktıktan sonra da geçimini yazarlıkla sağlama cesareti verecekti.

15 Haziran 1938?de aralarında deniz astsubayı Nuri Tahir ve Nazım Hikmet?in de bulunduğu bir grup sivil ve asker ?donanmayı ayaklanmaya kışkırtmak? suçlamasıyla tutuklandı. Tutuklananlardan biri de İsmail Kemalettin Demir?di. Deniz Astsubay Nuri Tahir?in kardeşiydi.19 Ağustos 1938?de Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesince 15 yıl ağır hapse mahkûm edilen İsmail Kemalettin Demir?i bugün pek çok okuyucu Kemal Tahir adıyla tanıyor.

İstanbul Tevkifhanesi (1938?40) Çankırı (Aralık 1940-Mayıs 1941), Malatya (Mayıs 1941-Ekim 1944), Çorum (Ekim 1944-Kasım 1949), Nevşehir (Kasım 1949-Nisan 1950) cezaevlerinde 13 yıl yatan Kemal Tahir, Çorum Cezaevi?ndeyken Sedat Simavi?nin isteğiyle serüven romanları yazdı. Sedat Simavi?ye yollanan ?Ta-Ka? ve ?Bedri Eser? imzalarıyla tefrika edilen bu romanlar ona hapisten çıktıktan sonra da geçimini yazarlıkla sağlama cesareti verecekti.

Bugüne kadar gazetelerde kalan bu romanlar Özgür Günay?ın derlemesiyle İtaki Yayınları tarafından iki cilt olarak yayımlanıyor. Birinci cilt Biz Böyle Delikanlılar Değildik başlığını taşıyor. Bu ciltte yer alan tefrikalar şunlar: Yedek Sevgili (Karikatür, 11 Eylül 1947-23 Ocak 1948). Sevmek Hakkı (Yedi Gün, 24 Kasım 1947- 7 Temmuz 1949). Camı Kıran Çocuk (Hürriyet, 11 Ağustos 1949 -30 Ağustos 1949), Sevenlerin Zaferi (Son Saat 16 Ocak 1950), Zoraki Nişanlı (Hürriyet, 12 Temmuz 1950- 17 Ağustos 1950), Bir Nedim Divanı?nın Esrarı, (Hürriyet, 12 Şubat 1951-23 Mart 1951).

Tefrika bugünün okuruna yabancı bir kavram, belki her gün yayımlanan tv dizilerine benzetilebilir. Her gün yayımlanan roman bölümlerinin her gün merakla izlenmesi böylece de gazetenin tirajını olumlu etkilemesi beklenirdi. Bu yüzden romanların hem aşk hem serüven ögeleri taşıması gerekirdi. Kemal Tahir gibi, tarihsel ve toplumsal gerçekliği romanda en iyi yansıtan, özellikle genç yazarların bir bölümünü düşünsel olarak da etkileyen bir yazarın bir bakıma acemilik döneminin ürünlerinin yayınlanmasının gerekliliği tartışılabilir. Özgür Günay kitabın sunusunda bu konuyu yanıtlar: ?On iki yılda birçok roman yazmayı başaran Kemal Tahir?in tefrika edilen romanlarında iki yaklaşım dikkat çeker: ?Büyük? romanlarındaki karakterlerine ısınma turları attırması ve popüler kültürün yapay mutluluk vaatlerine kaptırılmayacak biçimde, toplumsal meselelerin zamana ve bireylere yedirilerek ?köşeye sıkışmış insanın varoluşunu? aktarmaya çalışması. (…) Elinizdeki kitapta bir araya gelen tefrikalarında ise tarih-toplum çatışmasında olgunlaşan tip(ler)i yaratmayı amaç edindiğini, yani büyük romanlarında karşımıza çıkacak karakterlerinin ilk hazırlıklarını yaptığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu kitap, Kemal Tahir?in kendi sanatına, sosyolojik hareketlenmeleri ve tarihsel dönemeçleri özümsetmeye çalıştığının görülebilmesi bakımından önem arz eder. Biz Böyle Delikanlılar Değildik, umuyoruz, yazarın külliyatının önemli bir boşluğunu dolduracak ve Tahir?in bir bütün olarak değerlendirilmesine yardımcı olacaktır.?

Tabuları sevmezdi
Bir edebiyat eserinin tefrika biçiminde kalışı, düzelti yanlışlarından dildeki değişime pek çok aksaklığı taşımasına yol açar. Özellikle yazarının kontrolünden geçmemişse ve yazarın kaleminden çıkmış ya da düzeltisinin bulunduğu bir kopyası yoksa. Bu tür yanlışlar/aksaklıklar bu çalışmada da dikkatinizi çekecek. Özgür Günay bu konuya da bir açıklık getiriyor: ?Çalışma esnasında; Kemal Tahir?in hem romancı kimliğindeki ivmenin hem de üslubundaki özgünlüğün görülmesi açısından, romanların ilk basımlarındaki dil ve üslup esas alınmıştır. Bazı romanlarda çeşitli eksiklikler göze çarpmaktadır. Bu tip eksikliklerin, hem yayın organının hem de dönemin cezaevi idaresinin tasarruflarından kaynaklandığı çalışma esnasında tespit edilmiştir.?

Aziz Nesin gibi dostları Kemal Tahir?in düşüncelerinin yanlışlığını fark ettiğinde ya da buna inandığında bunu açıklamaktan çekinmediğini pek çok kez yazdılar. Bunun yanında onun için sık sık söylenen bir başka özellik de tabulardan hoşlanmadığıydı. Hem tabulardan hoşlanmayıp üstüne gitmek hem de daha önce yanlış düşündüğünü rahatça açıklayabilmesi, onun bir grup gencin neden ilgi ve saygısını kazandığının ölçüsüdür.

Kemal Tahir?in gözlemlediği ve ona gerçekçi sanının verilmesini sağlayan anlatımı yer yer şiirsellik taşır. Ama bu şiirsellik anlatımdaki kuntluğu, özellikle pürüzlenmiş sertliği gidermez. Bence bu anlatıma en güzel örneklerden biri ilk eserini bir operet şirketinin yöneticisine götüren gencin anılarında görülür. Yönetici bunalımdadır. Bir bakıma evine yalnız dönmekten korkmaktadır. Delikanlıdan kendisini evine kadar götürmesini ister sonra geceyle ilgili izlenimlerini anlatır. Ona göre Marmara denizinin gecesi karanlık değil (bir bahar günü gibi) aydınlıktır. Ve böyle aydınlık, ipeksi bir gece yalnızca Marmara denizine özgüdür. Karanlık onun Fransa?da kömür kuyularında algıladığı bir özelliktir. Dağılan insana derisinin içine sızıyormuş gibi bir hastalıklı ter bastıran, kömür tozlarına benzeyen bir karanlık vardır orada. Kemal Tahir?in Zonguldak Kömür İşletmesi?nde ambar memuru olarak çalıştığını hatırlamazsanız, sıradan bir benzetme sayabilirsiniz onun benzetmesini. Ama bu ayrıntıyı biliyorsanız ya da bir madene inmişseniz, yaşanmışlığın -sırasında şiirsellik de kazanarak- sözcüklere aktarımını fark edersiniz. ?1940 yılına kadar gazete ve mecmualardaki çeşitli yazı çalışmalarını saymazsak yalnız şiirle uğraştım. Şiir çalışmalarından bana Türkçede düz yazıyı iyi yazabilme daha açıkçası kelimeleri değerlendirme idmanı kaldı.?

Kemal Tahir, Batı dillerini Batı klasiklerini yazıldığı dilden okuyacak kadar bilirdi ama Tür edebiyatının yüzde yüz yerli olması gereğine de inanırdı. Belki onun yazdıklarında farklı olan bu tezin gerçekleşmesidir: ?Büyük camilerin bir acayip uğultusu oluyor. İşte onu ben operaya teşbih ederim. (Benzetirim) Tekbir getirirler. Tekbir, artık ne Müslümanlıkla ne de Araplıkla alakası kalmış kalın ve erkek bir sestir. Siz gençsiniz. İstanbul?un işgali kaldırılırken Dolmabahçe?de bilmem ki var mıydınız? Orada bizim millet, zafer marşı yerine korkunç bir sevinçle tekbir getirmişti. O zamandan beri bu ses bana, hiçbir notaya henüz sığmamış, dehşetli bir muharebe narası tesiri yapar.?

Kemal Tahir romanları, öyküleri yanı sıra notları, değerlendirmeleriyle de öğreticidir. Onun evindeki söyleşilere katılma, sohbetlerini dinleme olanağını bulamayanlar Cengiz Yazoğlu?nun derlediği Notlar dizisinden yararlanabilirler.

Kitabın Künyesi
Biz Böyle Delikanlılar Değildik!
(Tefrika Romanlar Cilt: 1 – 1947-1951)
Kemal Tahir
İthaki Yayınları / Edebiyat Dizisi
Yayına Hazırlayan: Ahmet Öz, Şeyda İşler
Kapak Tasarımı: Şükrü Karakoç
İstanbul, Nisan 2013, 1. Basım
608 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Romanlar
Dar bir roman hakkında geniş bir kampanya – Seza Özdemir

Bugünün dünyasında önemli olan ?hak etmek? değil, ?satmak?! Artık savaş ve barış bile bir pazarlama meselesi haline geldi. Hal böyleyken...

Kapat