Bu belgeler Fikret Hakan’ı utandıracak. “12 Eylül’e yürekten inanıyorum. “Anarşikler idam edilmeli.”

Oyuncu ve yönetmen Fikret Hakan, Habertürk ekranlarında Balçiçek İlter ‘in sunduğu ?Söz Sende? programında 12 Eylül darbesinden sonra Yalçın Küçük ve Aziz Nesin öncülüğünde hazırlanan Aydınlar Dilekçesi’ni kastederek şunları söylemişti:

“Aziz Nesin bizi çağırdı. Toplandık ve şuna karar verildi: Yazarlar adına Yalçın Küçük, sanatçılar adına ben buluşacağız ve yazıyı beraber kaleme alacağız. Ben bu yazı için işlerimi iptal ettim ama Yalçın Küçük beni ne aradı ne sordu. Günün birinde kahvehanede otururken geldiler, ?Sonra okursunuz? diyerek aceleyle imzalattılar. Bu kadar kötü dille yazılmış bir protesto olamaz. Ben olsaydım böyle bir rezillik olmazdı. (…) Ben davayı filan satmadım. Ben karşı olsam zaten bu işin içinde bulunmazdım. Yalçın Küçük şimdi hapishanede, eden buluyor. Ben çok karalandım, onun yüzünden çok canım yandı. Çıktığı zaman gelsin, canlı yayında o geceyi konuşalım. Acaba yüzüme bakabilecek mi? Hapishanede olsun, dışarıda olsun. Yalçın Küçük bütün gerçekleri ortaya koyarak yazmalıdır. Beni hayatımda en çok yaralayan olayların başında bu geliyor.”

“12 EYLÜL’ÜN GEREĞİNE YÜREKTEN İNANIYORUM”

Fikret Hakan, “davayı satmadım” diyor ama belgeler hiç de öyle söylemiyor.

Fikret Hakan, Aydınlar dilekçesi nedeniyle yargılanan aydınların davasında tanıklardan biriydi:

25 Kasım 1984 tarihinde,Selimiye’de askeri savcı Deniz Hakim Albay Ülgen Sözer’e ifadesinde şunları söyledi:

“Dilekçeyi kimin kaleme aldığını bilmiyorum. Yeni Emek Sineması’ında bulunan, bizim gibi sinemacıların devam ettiği,lokal şeklinde, bir kahvemiz vardı. Bu kahvede otururken soyadını tam olarak hatırlamadığım sinema muhitinden Kemal isimli birisi bu dilekçeyi dolaştırdı ve ben de okumadan imza attım. Şöyle bir göz attım; af konusu ile ve idam cezalarının kaldırılması ile ilgili bir istemi dile getirdiğini ve saydığımız ve sevdiğimiz bazı sanatçıların imzalarını taşıdığını görerek imza ettim.”

Fikret Hakan’ın savcılık ifadesinin ifadesinin son paragrafında Aydınlar Dilekçesi hakkında ise şunları söylüyordu: “Bana okumuş olduğunuz paragraftaki ifadelere kesinlikle katılmıyorum. Ben 12 Eylül’ün gereğine ve o günlerde yapılan icraata yürekten inanan ve bunun gerektiğine inanan bir kişiyim. Bu paragrafta belirlenen sözlerin ve açıklanan hususların var olduğunu bilseydim bu dilekçeyi kesinlikle imzalamayacağımı belirtmek istiyorum.Bu düşüncelere katılmıyorum.”

Devam edelim…

“ANARŞİK EYLEMLER İÇİN İDAMA KARŞI DEĞİLİM”

Gelelim mahkemeye.

Fikret Hakan tanık olarak aydınların yargılandığı mahkemeye de geldi.

Neler söylediğini 28 Kasım 1984 tarihli Milliyet gazetesinden aynen aktaralım:

“Duruşmanın ilk tanığı sinema ve tiyatro oyuncusu Fikret Hakan, sanatçılar kahvesine getirilen dilekçeyi ‘idama karşı olduğu için’ imzaladığını, tam olarak okumadığını söyledi. Anarşik eylemlere karşı olduğunu belirten Hakan, ‘bu gibi eylemler için idama karşı bulunmadığını’ da sözlerine ekledi. Hakan 12 Eylül’ün gerekliliğine inandığını da kaydederek ‘bu imza işinde oyuna getirildim’ dedi.”

Sanık Doç. Yalçın Küçük ise dilekçeyle ilgili olarak Teşvikiye’de yaptıkları bir toplantıda Hakan’ın da hazır bulunduğunu, dilekçenin içeriğini gayet iyi bildiğini öne sürdü. Fikret Hakan ise bu toplantıya ‘geç geldiği’ iddiasında bulundu.”

Görüldüğü gibi Fikret Hakan bugün açıkça yalan söylüyor.

YETMEZ AMA EVETÇİLERİN DARBECİLİĞİ

Aydınlar Dilekçesi’ndeki imzasını çekmekle kalmamış “anarşikler için idamı” da savunmuş, “12 Eylül darbesi”ni de.

Ancak şunu söyleyelim.

Bu duruma hiç de yabancı değiliz.

12 Eylül günlerinde darbenin savunculuğunu yapanlar bugün “yetmez ama evet” kampanyalarını örgütlüyorlar.

Sözde darbe karşıtı olduklarını iddia ediyorlar.

Arşiv ise yalan söylemiyor.

20 yıl sonra da olsa gerçeği ortaya çıkarıyor.

İşte Hakan’ın açıklamasının o günkü Milliyet gazetesinde yer alan haberi:

Kaynak Haber: Odatv.com,13.03.2013

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler
Kürk Mantolu’yu neden çok sevdik? Sevengül Sönmez

Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali?nin yetmiş yıl önce yayımlanan bu romanı, ne oldu da çok satanlar listesinin üst sıralarından düşmüyor?...

Kapat