Buckingham Buckingham Olalı Böyle Zulüm Görmedi! – Hikmet Temel Akarsu

Bayburt, kültür tarihimizde benzersiz bir imge ile yer etti. Tarihi vilayet hakkında rivayet edilen öykü, ciddiye alınıp televizyonlarda anlatılınca tüm ülkede yayıldı. Öyküyü bilmeyen kalmadı. Kısaca hatırlatalım: Çoksesli klasik müzik konseri verilen ilde, vatandaşlardan birine konseri nasıl bulduğu sorulur. Yanıt nettir: ?Bayburt Bayburt olalı böyle zulüm görmedi!?

İşin garibi; Bayburtlular?ın buna alınması, öfkelenmesi, ortalığı birbirine katması beklenirken tam tersi oldu. Büyük bir olgunluk, aşmış bir çelebilik örneği sergiledi güzel kentin güzel insanları. Eğlence büyüdü. Olay o denli ilerledi ki geçenlerde Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası kentte ciddi ciddi konser verdi. Devlet büyükleri de bu konsere katıldı. Kanaatimce devlet katında ya da ülke yönetiminde bu tür espriler, şıklıklar, hüsnüniyetli çabalar çok değerli. Herkesin biraz daha olgun, biraz daha mülayim, anlayışlı ve yapıcı olması, gülmekten, neşelenmekten zevk alması, incelmesi, uygarlaşması, zarifleşmesi ne hoş…

Hele hele siyasi gerilimlerin, kaba saba çekişmelerin ve asık suratların hiçbir zaman eksik olmadığı ülkemizde…

Henüz okuduğum bir kitapta benzer şekilde çok neşeli olaylar var. Bayburt?un başına gelenlerin bir benzeri de Buckingham Sarayı?nın başına geliyor kitapta. Ama tam tersi yönde. Kitabın adı ?Kraliçe Kitap Okursa?. Alan Bennett?e ait novella sıcak yaz günlerinde büyük zevkle okunabilecek tatlı mı tatlı bir eser. Bir romancık. Küçücük bir romancık. Ama mesajları ve yaydığı duygu çok yüce. Çok güzel. Bu güzel kitabı, okumak yazmakla arası olmayan toplumumuzda, elimde olsa bütün herkesin, özellikle de öğrencilerin; bir de siyasetle doğrudan ilgili olanların beynine huni ile akıtmak isterdim.

Kitabın teması son derecede sade. Bizdeki Cumhurbaşkanına denk görevlerle yükümlü İngiltere Kraliçesi?nin çok doğal olarak ağır sorumlulukları vardır. Devletin temsili, saray protokolü, ülkenin bekası için alınacak binbir zorlu karar, yabancı devlet başkanlarıyla ilişkiler ve benzeri… Bu sorumlulukları devasa bir protokol mekanizmasının önderliğinde yürüten Kraliçe II. Elizabeth, bir gün Buckingham Sarayı?nın bahçe duvarının yanıbaşında köpeklerin yaptığı aşırı gürültüden dolayı olay yerine gider. Köpekler bir seyyar kütüphaneye havlamaktadır. Ülkede yaygın olan seyyar kütüphane Kraliçe?nin ilgisini çeker ve içine girip inceleme yapar. Girmişken bir de kitap alır. Kitabı çok zor okusa da bir başka kitabı daha aldığında bu kez büyük zevk alır. Seyyar kütüphanedeki görevliyi de saray hizmetine alan Kraliçe, bu yeni kitap kurdu hizmetlisinin yol göstericiliğinde, amansız bir hastalığın pençesine düşer: Okuma hastalığı. Edebiyatla bambaşka bir boyutta tanışan, büyük yapıtları sırayla okumaya başlayan Kraliçe giderek hayatında o güne kadar tatmadığı duygulara, varsıllıklara, zevklere erişir. Bir okuma müptelası olur çıkar. Artık sürekli kitap okumakta, gitgide daha çok edebiyat yapıtını devirmektedir.

Bu okuma serüveni Kraliçe?nin kişiliğini de dönüştürmeye başlar. Tüm okuyan insanlar gibi artık çok farklıdır. Daha anlayışlı, daha yumuşakbaşlı, daha vicdanlı, daha yapıcı, daha derin düşünüşlü ve zarif biri olmaya doğru evrilir Kraliçe. Çevresindeki pekçok kişi ondaki bu değişikliği hayret ve memnuniyetle izlese de saray protokolu ve devlet katı olan bitenden çok rahatsızdır. Çünkü gitgide insanlaşan, değerli bir entelektüel haline dönüşen Kraliçe?nin yaptıkları da artık sıradışıdır ve hükümet üyelerinin bakış açısına göre, devlete zarar vermektedir. Kraliçe anlı şanlı temel atma törenlerini artık umursamıyor, denize indirilen gemilere oyuncak kayık gibi dudak büküyor, şatafatlı törenlerden hoşlanmıyor, av köşklerinde bütün vaktini okumakla geçiriyordur. Buckingham Sarayı civarında işler farklılaşmıştır yani. Değerli bir entelektüelin sorgulayıcı tavırları ile karşı karşıyadır siyasiler.

Yani Buckingham Buckingham olalı görmediği bir zulümle karşı karşıyadır…

Hükümet gerekli tedbirleri almakta gecikmez. Böylece, bir zamanlar ?Emret Başbakanım? adıyla ülkemizde de tefrika edilmiş, hepimizin büyük zevkle izlediğimiz televizyon dizisindeki gibi binbir komik olay sıraya dizilir. Fakat ne olursa olsun; gerçek bir entelektüel haline dönüşen Kraliçe?yi yönetmek artık eskisi gibi kolay değildir. Nitekim; Ortadoğu?da bir operasyon yapılacağı zaman oranın uygarlığın merkezi olduğunu bilip bilmediğini başbakana sorabilmekte, bazı büyük edebiyat yapıtları hakkında bakanlarını imtihan edebilmekte, Ur kenti ya da kadim İran?ın uygarlığı hakkında sorular sorabilmekte, hükümet ricalinin neleri bilip bilmediğini ortaya serebilmektedir.

Kitabın sonunda olan bitenler ise apayrı bir şenlik. En sonunda yazar olmaya kadar evrilen Kraliçe?nin sarayda geçen ışıltılı yaşamını anlatan bir anı roman yazıp best-seller sahibi olması umulur; değil mi? Oysa artık gerçek bir entelektüel olan Kraliçe?nin bu tür soytarılıklarla hiç alakası yoktur. İnsanlık durumlarını sorgulayan büyük bir edebi yapıt koymak arzusundadır. Tıpkı Proust?ın kahramanı Marcel gibi yaşanmış geçmiş bir hayatı geriye dönük sorgulamak üzere…

Bu neşeli okumalık, bu yıl karşılaştığım en tatlı sürprizlerden biri oldu. Bu kısacık romanı, kolayca okunuyor diye hafife almamanızı öneririm. Nice nice kallavi, dev eserden çok daha bilgece yazılmış, içten, anlamlı, cıvıl cıvıl bir roman. Mesajları çok güçlü. Ve bu mesajlara şu dünyada en çok ihtiyacı olan toplumlardan biriyiz. Okumanın enayilikten görüldüğü bu memlekette; okuyunca neler olabildiğini bu denli ustaca gösteren bir romanın yayınlanmış olması bir şans. Bu şansı değerlendirmemiz gerektiğine inanıyorum. Bu kitabı özellikle okumakla arası olmayan sevdiklerimize armağan etmemizde büyük yararlar olduğu kanaatindeyim.

Orijinal adı ?The Uncommon Reader? olan eserin ?Sıradışı Okur? olarak Türkçeleştirilmesini tercih ederdim. Fakat burada yapılan tercihin, kitabın daha çok okura ulaşmasını sağlamak gibi halis bir gayeye hizmet ettiğini düşündüğüm için fazla ses çıkarmayacağım.

?Kraliçe Kitap Okursa? gibi alelade bir isimle yayınlanmış olduğuna bakmayınız; bu değerli ve sevimli kitabı mutlaka okuyunuz, sevdiklerinize okutunuz derim.

İngiliz edebiyatının özeleştirel, satirik ve muhalif yapıtlar koyarken ne denli zarif, özgüvenli, cüretkar ve yaratıcı olduğunu görmek ise etkileyici.

(Radikal Kitap?ın 15 Ağustos tarihli nüshasında yayınlandı.)

Yazan: Hikmet Temel Akarsu
İst; 2 Ağustos 2008
htakarsu@pen.org.tr
www.myspace.com/hikmettemelakarsu

Kitabın Künyesi
Kraliçe Kitap Okursa
Alan Bennett
Novella
Türkçesi: Süha Sertabiboğlu
100 Sayfa
Sel Yayıncılık

Yorum yapın

Daha fazla Romanlar
Şubattan Geçen Yol – Anna Seghers

1934 Şubat'ında Avusturya işçileri faşist Dollfuss rejimine karşı ayaklandıklarında Anna Seghers bir yıldır Paris'te sürgündeydi. Ayaklanma bir gün içinde bastırıldı,...

Kapat