Kategori: Cinsiyet Çalışmaları

İş Yerinde Cinsiyetçi Çatışmalar: Gilligan’ın Etik Bakım ve Kohlberg’in Ahlaki Gelişim Teorileri Üzerinden Bir Analiz

Etik Bakım Teorisinin Temel İlkeleri Gilligan’ın etik bakım teorisi, ahlaki karar alma süreçlerinde bireyler arası ilişkilerin ve empati odaklı sorumlulukların merkezi olduğunu savunur. Bu teori, ahlaki yargıların soyut ilkelerden ziyade, bağlamsal ve ilişkisel faktörlere dayandığını öne sürer. Kadınların ahlaki gelişiminde bakım etiğinin daha belirgin olduğu gözlemlenmiş; bu nedenle teori, bireylerin

OKUMAK İÇİN TIKLA

Simone de Beauvoir’un Özgürlük Anlayışı ve Sartre ile Karşılaştırması

Cinsiyet Rolleri ve Özgürlüğün Kesişimi Simone de Beauvoir’un etik anlayışı, bireyin özgürlüğünü merkeze alırken, cinsiyet rollerinin bireysel özgürlüğü nasıl şekillendirdiğini ve kısıtladığını inceler. Kadınların toplumsal olarak “öteki” konumuna yerleştirildiğini savunan Beauvoir, bu konumun özgürlüğün tam anlamıyla gerçekleşmesini engellediğini öne sürer. Kadınlar, tarih boyunca erkek egemen normlar tarafından tanımlanmış ve bu

OKUMAK İÇİN TIKLA

Beauvoir’un İkinci Cins Kavramı Toplumu Nasıl Sarsar?

Kavramın Temel Çerçevesi Simone de Beauvoir’un “İkinci Cins” kavramı, kadınların toplumsal ve bireysel varoluşlarını anlamada temel bir çerçeve sunar. Bu kavram, kadınların tarih boyunca “öteki” olarak konumlandırıldığını ve erkek merkezli bir dünyada ikincil bir statüye indirgendiğini savunur. Kadınlık, biyolojik bir gerçeklikten ziyade toplumsal bir inşa olarak ele alınır; bu, bireylerin

OKUMAK İÇİN TIKLA

Medea’nın İntikamı Korint’in Gerilimli Dünyasında Nasıl Bir Trajedi Yaratır?

Hecate’nin Gölgesinde Medea’nın Kimliği Euripides’in Medea tragedyası, antik Yunan tiyatrosunun en çarpıcı eserlerinden biri olarak, Medea’nın Hecate arketipiyle olan bağını derinlemesine işler. Hecate, antik Yunan mitolojisinde büyü, gece ve intikamla ilişkilendirilen bir tanrıça olup, Medea’nın karakterinde bu özellikler güçlü bir şekilde yankılanır. Medea, bir büyücü ve yabancı bir kadın olarak,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Bireyin Toplumsal Sınırlarla Çatışması: Behçet Necatigil’in Dizelerindeki Antropolojik ve Etik Sıkışmışlık

Bireysel Kimlik ve Toplumsal Beklentiler Necatigil’in dizesi, bireyin toplumsal rollerle tanımlanma sürecini yansıtır. “Sokakta bir adam” ve “evde bir kadın” ifadeleri, bireylerin cinsiyet, mekan ve toplumsal işlev üzerinden kategorize edildiği bir düzeni işaret eder. Bu kategorizasyon, antropolojik açıdan bireyin kimliğinin toplumsal normlar tarafından nasıl şekillendirildiğini gösterir. Toplum, bireylerden belirli davranış

OKUMAK İÇİN TIKLA

Simone de Beauvoir’un İkinci Cins Teorisi ve İş Yerinde Cinsiyet Eşitsizlikleri

Cinsiyetin Toplumsal İnşası Beauvoir’un teorisinin temel taşı, cinsiyetin biyolojik bir veri olmaktan çok toplumsal bir inşa olduğu fikridir. Kadınların “ikinci cins” olarak konumlandırılması, tarih boyunca erkek egemen sistemler tarafından şekillendirilmiştir. İş yerinde bu inşa, kadınların liderlik rollerinden dışlanması, daha düşük ücret alması veya belirli mesleklerin “kadın işi” olarak etiketlenmesiyle kendini

OKUMAK İÇİN TIKLA

Jean Genet’nin Hizmetçiler’inde Burjuva Evinin Cinsiyet Rollerine Meydan Okuyan Atmosferi

Burjuva Evinin Çelişkili Doğası Genet’nin Hizmetçiler oyununda burjuva evi, hem konforun hem de baskının simgesi olarak belirir. Ev, Madam’ın zenginlik ve statüyle dolu dünyasını temsil ederken, hizmetçiler için bir tutsaklık mekânıdır. Claire ve Solange, Madam’ın lüks eşyaları arasında çalışırken, bu nesneler onların kendi yoksulluklarını ve bağımlılıklarını sürekli hatırlatır. Evin düzeni,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Cinsiyet Farkı Felsefesi: Luce Irigaray’ın Dil ve Toplumsal Cinsiyet Eleştirisi Ne Söylüyor?

Dilin Cinsiyetli Yapısı Irigaray’ın felsefesi, dilin cinsiyetli bir yapıya sahip olduğunu ve bu yapının toplumsal cinsiyet rollerini şekillendirdiğini savunur. Dil, yalnızca düşünceleri ifade eden bir araç değil, aynı zamanda toplumsal normları ve hiyerarşileri yeniden üreten bir sistemdir. Irigaray’a göre, Batı kültürünün dili, erkek bakış açısını merkeze alarak kadınları nesneleştirir ve

OKUMAK İÇİN TIKLA

Anna Karenina ile Madam Bovary: 19. Yüzyıl Kadın Kimliğinin Trajik Yansımaları

Kadınlık Deneyiminin Toplumsal Sınırları Aşk ve Arzunun Çelişkili DoğasıAnna ve Emma’nın hikayeleri, aşk ve arzu kavramlarının 19. yüzyıl bağlamında nasıl ele alındığını gösterir. Anna’nın Vronsky’ye duyduğu tutku, evliliğin kutsal sayıldığı bir toplumda ahlaki bir ihanet olarak damgalanır. Bu tutku, onun sosyal statüsünü, annelik rolünü ve nihayetinde hayatını kaybetmesine neden olur.

OKUMAK İÇİN TIKLA

Feride’nin Bağımsızlığı: Çalıkuşu’nda Anadolu’nun Rolü Ne?

Feride’nin Özgür Ruhu ve Artemis Arketipi Reşat Nuri Güntekin’in Çalıkuşu adlı eserinde, Feride karakteri, bağımsızlığını koruma mücadelesiyle dikkat çeker ve bu yönüyle mitolojik Artemis arketipine benzer. Artemis, Yunan mitolojisinde avcı, doğayla bütünleşmiş, bağımsız ve toplumsal normlara meydan okuyan bir tanrıça olarak bilinir. Feride de bu özellikleriyle, dönemin kısıtlayıcı toplumsal yapısına

OKUMAK İÇİN TIKLA

Spektrumun Ötesinde: Otizm Anlatılarının Görünmez Kıldığı Deneyimler ve Haraway’in Siborg Manifestosu

Spektrum Kavramının Kökenleri ve Sınırları Otizm spektrumu, 20. yüzyılın sonlarında tıbbi ve psikolojik söylemlerde ortaya çıkan bir kavram olarak, otizmi tek bir tanı kategorisi yerine geniş bir yelpaze olarak tanımlar. Bu metafor, bireylerin bilişsel, duygusal ve sosyal işlevlerini bir çizgi üzerinde konumlandırarak çeşitliliği vurgular. Ancak bu yaklaşım, otizmi yalnızca belirli

OKUMAK İÇİN TIKLA

İnsan-Makine Bütünleşmesinin Yeniden Tanımlanışı: Haraway’in Siborg Manifestosu

İnsan ve Makine Arasındaki Sınırların Bulanıklaşması Siborg kavramı, insan ve makine arasındaki kesin ayrımları sorgulayan bir çerçeve sunar. İnsan bedeni, tarih boyunca biyolojik bir varlık olarak tanımlanmış, makine ise dışsal bir araç olarak görülmüştür. Ancak siborg, bu ikiliği ortadan kaldırarak, insanın teknolojiyle simbiyotik bir ilişki içinde olduğunu öne sürer. Örneğin,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Murathan Mungan’ın Yüksek Topuklar’ında Kadın Karakterlerin Toplumsal Cinsiyet Normlarına Karşı Duruşu

Kadın Kimliğinin İnşasında Özerklik Arayışı Romanın ana karakteri Nermin, toplumsal cinsiyet normlarının dayattığı kadınlık rollerine karşı bireysel özerklik arayışıyla dikkat çeker. Kadınların evlilik, annelik ve toplumsal uyum gibi beklentilere sıkışmış rolleri, Nermin’in iç dünyasında bir çatışma alanı oluşturur. Çocukluğundan itibaren ailesinin ilgisizliği ve toplumsal baskılarla şekillenen hayatı, onun bağımsız bir

OKUMAK İÇİN TIKLA

TikTok’taki Beden Performanslarının Laura Mulvey’in Bakış Teorisi Çerçevesinde İncelenmesi

Kuramsal Çerçeve Mulvey’in bakış teorisi, görsel medyada izleyicinin bakışının erkek merkezli olduğunu ve kadınların genellikle pasif bir nesne olarak konumlandırıldığını öne sürer. TikTok’ta kullanıcılar, kısa videolar aracılığıyla bedenlerini bir performans aracı olarak kullanır. Bu performanslar, izleyicinin bakışını yönlendiren koreografiler, estetik filtreler ve trend odaklı içeriklerle şekillenir. Teori, bu içeriklerin izleyici

OKUMAK İÇİN TIKLA

Sümer Toplumunda Aile ve Cinsiyet Dinamikleri

Aile Yapısının Toplumsal İşlevleri Sümer toplumunda aile, sosyal düzenin temel taşı olarak işlev görüyordu. Aile birimleri, ekonomik üretim, mülkiyet yönetimi ve dini ritüellerin sürdürücüsüydü. Tarım ve ticaretle şekillenen bu toplumda, aileler genellikle geniş ve çok kuşaklıydı; bireyler, akrabalık bağları üzerinden toplumsal statülerini tanımlıyordu. Evlilik, ekonomik ve sosyal ittifakların bir aracı

OKUMAK İÇİN TIKLA

İbsen’in Hedda Gabler’inde Varoluşsal Huzursuzluk ve Toplumsal Eleştiri: Kierkegaard’ın Kaygı Kavramıyla Bir Okuma

Varoluşsal Kaygının Temelleri ve Hedda’nın İçsel Çelişkileri Hedda Gabler’in varoluşsal huzursuzluğu, Kierkegaard’ın “kaygı” kavramıyla derin bir bağ kurar. Kierkegaard, kaygıyı bireyin özgürlük karşısındaki çelişkili duruşu olarak tanımlar; insan, hem özgürlüğün sonsuz olanaklarından büyülenir hem de bu olanakların belirsizliğinden korkar. Hedda, bu ikilemi yoğun bir şekilde yaşar. Kendi arzuları ile toplumsal

OKUMAK İÇİN TIKLA

Bernarda Alba’nın Evi Üzerinden Foucault’nun Disiplin Toplumu ve İspanyol Toplumunun Cinsiyet ve Sınıf Normlarının İncelenmesi

Otoritenin Mekanizmalarına Giriş Federico García Lorca’nın Bernarda Alba’nın Evi adlı eseri, bireylerin toplumsal normlar ve otorite altında sıkışmışlığını ele alan bir başyapıttır. Eser, Bernarda’nın evinde kurduğu baskıcı düzen aracılığıyla, Michel Foucault’nun “disiplin toplumu” kavramıyla ilişkilendirilebilir. Foucault’nun disiplin toplumu, bireylerin davranışlarını sürekli gözetim, normlaştırma ve cezalandırma mekanizmalarıyla kontrol eden bir toplumsal

OKUMAK İÇİN TIKLA

Kathy Acker’ın Don Quijote’sinde Beden Parçalanmasının Feminist Postyapısalcılık Çerçevesinde Çok Katmanlı Okuması

Kathy Acker’ın Don Quijote adlı eseri, beden parçalanması teması üzerinden feminist postyapısalcılık bağlamında zengin ve çok katmanlı bir inceleme sunar. Bu metin, Acker’ın eserindeki bedenin fragmanlaşmasını, cinsiyet, kimlik, iktidar ve dilin kesişim noktalarında değerlendirerek, bedenin hem bireysel hem de toplumsal düzlemde nasıl bir anlam üretim aracı haline geldiğini araştırır. Eser,

OKUMAK İÇİN TIKLA