Kategori: Fyodor Mihailoviç Dostoyevski

Dostoyevski’nin Cinler romanında Liputin’in, Şatov cinayeti sahnesindeki psikolojik çöküşü

Dostoyevski’nin Cinler romanında Liputin’in, Şatov cinayeti sahnesindeki psikolojik çöküşü, onun küçük burjuva radikalizminin korkaklık, ikiyüzlülük ve suç karşısındaki çaresizlik ekseninde nasıl parçalandığını gösterir.Liputin, teoride devrimci şiddeti ve ateizmi savunan, entrikacı ve narsist bir tiptir. Ancak bu inançlar, kendisini gerçek, fiziksel şiddetle karşı karşıya bulduğu an tamamen çöker. 🔪 Şatov Cinayeti

OKUMAK İÇİN TIKLA

Dostoyevski’nin Cinler Romanında Liputin’in “Küçük Entrikaları” ve 19. Yüzyıl Rusya’sında Küçük-Burjuva Muhalefet Tipi

Fyodor Dostoyevski’nin Cinler (Besy, 1872) romanında Liputin, siyasal açıdan kararsız, sürekli “küçük entrikalar” kuran, fırsat kollayan ve manipülatif bir figür olarak resmedilir. Onun bu davranış biçimi, yalnızca psikolojik özellikleriyle değil, aynı zamanda 19. yüzyıl Rusya’sındaki küçük-burjuva muhalefet kültürünün tipik bir örneği olarak da değerlendirilebilir. Bu bağlamda Liputin, devrimci hareketlere tümüyle

OKUMAK İÇİN TIKLA

Kirillov’un Psikolojik Kırılmalarının Cinler Romanındaki Kaos ve Parçalanma Temasındaki Yeri

Dostoyevski’nin Cinler romanında Kirillov, bireysel düzeyde yaşanan ruhsal parçalanmanın, toplumda yükselen kaotik ideolojik çöküşün bir yansıması olarak kurgulanmıştır. Kirillov’un zihinsel kırılmaları—özgürlük, Tanrı’nın yokluğu ve intihar saplantısı etrafında derinleşen düşünsel çatlaklar—romanın tamamına yayılan “içsel ve toplumsal dağılma” temasının merkezî bir parçasıdır. 1. Kirillov’un İçsel Dağılması: Aklın Tanrı’ya Karşı İsyanı Kirillov’un düşüncesi,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Kirillov’un ölüm fikrine “sakin ve teknik” bir yaklaşım göstermesi, depresif değil de başka bir psikopatolojik profile mi işaret eder?

Kirillov’un ölüm karşısındaki tutumu, klinik depresyonun (melankoli, enerji kaybı, anhedoni/haz yitimi) neredeyse tam zıttıdır. O, intiharı duygusal bir çöküş değil, entelektüel bir proje ve teknik bir zorunluluk olarak ele alır.Kirillov’un bu “sakin ve mühendisvari” tavrı, modern psikiyatri ve Dostoyevski’nin “ruhsal realizm” anlayışı üzerinden şu psikopatolojik profillerle açıklanabilir: “İstersen mektuba her

OKUMAK İÇİN TIKLA

Kirillov’un Ölüm Düşüncesi, Nihilizm ve Nietzsche Bağlamında Bir Analiz

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’nin Cinler (Бесы, 1872) romanında Kirillov, nihilizmin uç bir tezahürünü temsil eden “felsefi intihar” düşüncesiyle metnin en radikal karakterlerinden biridir. Kirillov’un temel savı —“Tanrı yoksa ben Tanrıyım” (Dostoyevski, Cinler, Bölüm X)—, insan özgürlüğünün mutlaklaşmasıyla birleşerek intiharı bir metafizik eyleme dönüştürür. Bu fikir, 19. yüzyıl Rus düşün dünyasında yükselen

OKUMAK İÇİN TIKLA

Dostoyevski’nin Batı’ya karşı eleştirel tavrı, Cinler romanının ideolojik yapısını ve figürlerin temsil gücünü nasıl belirler?

1. Dostoyevski’nin Batı Eleştirisinin Temel Çerçevesi Dostoyevski, 1860’lardan itibaren Avrupa uygarlığının bireyci, rasyonalist ve seküler karakterini Rus ruhu için bir tehdit olarak görür. 1862 ve 1863 yıllarında yaptığı Avrupa seyahatlerinde Batı’yı “ruhsuz ve mekanik uygarlık” olarak nitelendirir (Dostoevsky, Zimniye zametki o letnikh vpeçatleniyakh, 1863).Bu değerlendirmeler, sonraki romanlarında olduğu gibi Cinler’de de Batı

OKUMAK İÇİN TIKLA

Dostoyevski’nin Epilepsisi ile Cinler Romanındaki Toplumsal Kaos ve “İçsel Parçalanma” Motifleri

Dostoyevski’nin yaşamı boyunca geçirdiği epilepsi krizleri yalnız biyografik bir olgu değil, aynı zamanda onun estetik ve felsefi dünyasının merkezî bir unsuru olarak değerlendirilmiştir.Romancı, kriz öncesindeki “aşırı aydınlanma” anları ile kriz sonrası “çöküş–parçalanma” hâllerini hem bireysel hem toplumsal düzeyde dramatik yapıya dönüştürür (Frank, 1995: 112–118).Cinler’deki kaos, bölünme, içsel çözülme ve kontrolsüz

OKUMAK İÇİN TIKLA

Neçayev–İvanov Cinayetinin Dostoyevski ve Cinler Romanı Üzerindeki Etkisi

1. Olayın Tarihsel ve İdeolojik Bağlamı 1869’da Sergey Neçayev önderliğindeki küçük bir devrimci hücrenin, örgüte tam boy itaat etmeyi reddeden öğrenci İvan İvanov’u öldürmesi, dönemin Rusya entelijansiyasını derinden sarsmıştır. Cinayet yalnızca siyasal bir suç olarak değil, ahlaki sınırların devrimci amaç uğruna tamamen silinmesi olarak değerlendirilmiştir. Dostoyevski, olayın Rusya gençliğinin ruhsal yönelimleriyle bağlantısına

OKUMAK İÇİN TIKLA

Dostoyevski’nin Cinler romanı yazarken tuttuğu not defterleri ve 1871–1872 yılları arasındaki mektupları yazım süreci hakkında hangi bilgileri sunar? 

1. Romanın Tematik Çerçevesinin Oluşumu Dostoyevski’nin 1870–1872 yıllarında tuttuğu not defterleri, Cinler’in tematik çerçevesinin —özellikle radikal devrimci hücreler, Rusya’daki ideolojik kırılmalar ve bireysel psikolojik çözülme— önceden kurgulanmış bir fikir romanı olarak tasarlandığını gösterir. Not defterlerinde “Rusya’yı yutacak fikir fırtınası”, “gençliğin ruhundaki boşluk”, “şeytani örgüt modeli” gibi tekrar eden başlıklar yer alır (Dostoevsky, Zapisnye knižki

OKUMAK İÇİN TIKLA

Dostoyevski’nin Romanının Adı Neden Cinler?

Fyodor Dostoyevski’nin Cinler (Бесы, 1872) adlı romanı, Rus düşünce ve siyaset tarihinde radikalizmin yükselişini alegorik bir dille işleyen temel eserlerden biridir. Romanın adı, hem Hristiyan geleneğinde şeytani güçlerin insan ruhunu ele geçirmesi metaforuna hem de dönemin nihilist hareketlerinin Rus toplumuna nüfuz edişine gönderme yapar. 1. Giriş Dostoyevski’nin Cinler (1872) romanı,

OKUMAK İÇİN TIKLA

“Para ve kurtuluş” teması Çiçikov ve Raskolnikov’da nasıl işlenmiştir?

Para ve Kurtuluş Teması: Çiçikov ve Raskolnikov Üzerine Karşılaştırmalı Bir İnceleme Giriş I. Çiçikov: Paranın Maskesi ve Sahte Kurtuluş Gogol’ün Ölü Canlar romanında Çiçikov’un “ölü canlar” satın alma planı, ilk bakışta zekice bir ekonomik girişim gibi görünür. Ancak bu plan, Rus taşra toplumunun ahlaki yozlaşmasını ortaya koyan bir alegoridir. Çiçikov,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Kutsal Sorgucu’nun Utanmaz İtirafı: Aç Karın mı, Özgür Vicdan mı?

Dostoyevski’nin En Büyük Derdi: İnsan Zayıftır, Hürriyeti Taşır mı? Yazar: Âkil Bîçare Aziz Okuyucularım, Ey İnsan Tabiatını Merak Edenler! Bakınız şimdi, bu ecnebi yazar Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşler romanında öyle bir hikâye anlatılır ki, insanın aklını başından alır. Hikâyeyi, İvan Fyodoroviç denen o delişmen, melankolik ağabey, dindar kardeşi Alyoşa’ya anlatır. Hikâyenin

OKUMAK İÇİN TIKLA

Dostoyevski’nin edebi çalışmalarını iki döneme ayırmak mümkün.

Dostoyevski’nin edebi çalışmalarını iki döneme ayırmak mümkün. İlki İnsancıklar’la (1845) başlayıp Ölüler Evinden Notlar’la (1861-1862) biter. İkincisi Yeraltından Notlar’la (1864) başlar ve Puşkin Konuşması’yla (1880), Dostoyevski’nin tüm yapıtlarının bu iç karartıcı ilahlaşmasıyla sona erer. Bu iki dönem arasındaki sınırda bulunan yeraltı adamının notlarından okur ansızın ve hiç ummadığı şekilde anlar ki, Dostoyevski diğer romanlarını

OKUMAK İÇİN TIKLA

Stavrogin’in Duygusal Soğukluğunun Kökenleri: Dostoyevski’nin Ecinniler Romanında Çocukluk Travmalarının Etkisi

Erken Dönem Deneyimlerin İzleri Stavrogin’in duygusal soğukluğu, Ecinniler romanında onun karakterinin temel özelliklerinden biri olarak ortaya çıkar. Bu soğukluk, yalnızca bireysel bir mizaç olarak değil, aynı zamanda erken çocukluk dönemindeki deneyimlerin bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Psikoloji literatürü, çocukluk travmalarının bireyin duygusal düzenleme mekanizmalarını derinden etkilediğini göstermektedir. Stavrogin’in uzak ve mesafeli

OKUMAK İÇİN TIKLA

Eugène Sue’nun Paris’in Sırları romanındaki fikirlerin ve temaların, Dostoyevski’nin düşünce dünyasına nasıl geçmiştir?

“Eugène Sue Dostoyevski’yi etkiledi” ama işin aslı etkilenme düzeyi sadece “tema aktarması” değil: Sue’nun popüler, duygusal ve politik kurgusunu Dostoyevski içselleştirdi, sonra onu hem edebi hem felsefi bir dönüşümden geçirdi. 1) Kısa bağlam — Sue ve “Paris’in Sırları” Eugène Sue’un Les Mystères de Paris (Paris’in Sırları) tipi romanı, 1840’larda seri

OKUMAK İÇİN TIKLA

Eugène Sue’un Dostoyevski üzerindeki etkisi

Eugène Sue, özellikle Les Mystères de Paris (Paris’in Sırları) aracılığıyla Dostoyevski’nin gençlik döneminde önemli bir okuma ve etki kaynağı oldu. 1) Sue’un eserinin yaygınlığı ve Rusya’daki resepsiyonu 2) Belinski ve erken Rus resepsiyonu — Dolaylı fakat güçlü kanal 3) Neyi, nasıl aldı? Tematik ve biçimsel paralellikler Aşağıdaki temel öğeler Sue’dan

OKUMAK İÇİN TIKLA

Dostoyevski uzmanları neden Freud’un Karamazov Kardeşler romanı yorumlarını eleştirir?

Kısa özet — Freud ne dedi? Freud, 1928’deki “Dostoevsky and Parricide” başlıklı denemesinde Karamazov Kardeşler’deki (ve genel olarak Dostoyevski dünyasındaki) baba–ölüm/katil temalarını, yazarın kendi yaşantısındaki gizli parricidal güdülerle, epileptik nöbetleriyle ve suçluluk duygusuyla ilişkilendirir; kumar vb. davranışları da suçluluğun gösterdiği kendini cezalandırma biçimleri olarak okur. (bgsp.edu) Dostoyevski uzmanlarının başlıca eleştirileri

OKUMAK İÇİN TIKLA

Alyoşa Karamazov’un Manevi Rehberliği: Manastırın Mistik Atmosferiyle Şekillenen Bir İsa Arketipi mi?

Alyoşa’nın Manevi Kimliği Alyoşa Karamazov, romanın en genç erkek kardeşi olarak, saflık, merhamet ve içsel huzurun temsilcisi olarak konumlanır. İsa arketipi, tarih boyunca edebiyatta fedakâr, bağışlayıcı ve insanlığa yol gösteren bir figür olarak kullanılmıştır. Alyoşa, bu arketipin modern bir yansıması olarak, çevresindeki kaotik ve ahlaki açıdan çalkantılı dünyada bir denge

OKUMAK İÇİN TIKLA

Dostoyevski: İnsan kendini, bütün gerçeği keşfettiğinde mi tanır, yoksa bütün yalanlardan vazgeçtiğinde mi?

“İnsan, bütün gerçeği keşfettiğinde değil, ancak bütün yalanlardan vazgeçtiğinde kendini tanır.”Bu derin söz, Dostoyevski’nin insan psikolojisine ve kendini bilme meselesine dair felsefesinin özünü taşır. İşte bu cümlenin katmanlı analizi: 1. “Bütün Gerçeği Keşfetmek” Neden Yetersiz? 2. “Yalanlardan Vazgeçmek” Neden Dönüştürücüdür? 3. Kendini Tanımanın Diyalektiği: Çöküş ve Yeniden Doğuş 4. Modern

OKUMAK İÇİN TIKLA

Dostoyevsky: Gelo mirov xwe nas dike dema ku hemû rastiyê kifş dike, an jî dema ku dev ji hemû derewan berdide?

“Mirov xwe nas nake ne dema ku ew tevahiya rastiyê kifş dike, lê tenê dema ku ew dev ji hemî derewan berdide.” Ev gotina kûr bingeha felsefeya Dostoevsky li ser psîkolojiya mirovan û mijara xwenasînê vedibêje. Li vir analîzek qatqatî ya vê hevokê heye: Sînorên Lêgerîna Rasyonel: Di Notên ji

OKUMAK İÇİN TIKLA