Kategori: Psikanaliz

Cehenneme Övgüde Aşkın Gecevi İsyanı ve Erotik Cehennemin Dinamikleri

Gündüz Vassaf’ın Totaliter Gündüz Kavramı Gündüz Vassaf, Cehenneme Övgü’de gündüzü, bireylerin davranışlarını standartlaştıran totaliter bir yapı olarak tanımlar. Gündüz, kolektif verimlilik ve disiplin odaklıdır; bireyler, sosyal roller, zaman yönetimi ve işlevsel beklentilerle duygusal impulslarını bastırır. Vassaf, bu normların bireysel farklılıkları erozyona uğrattığını ve görünmez bir denetim ağı oluşturduğunu belirtir. Gündüz,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Lacan’ın Sinthome Kavramı ve Joyce’un Edebi Yaratıcılığı

Sinthome Kavramının Kökleri ve Gelişimi Sinthome, Lacan’ın 1970’lerdeki seminerlerinde, özellikle Seminer XXIII: Le Sinthome’ta geliştirdiği bir kavramdır. Geleneksel psikanalitik semptom kavramından farklı olarak, sinthome, bireyin bilinçdışındaki çatışmaları çözmekle kalmaz, aynı zamanda öznel yapıyı stabilize eden bir işlev görür. Lacan, bu kavramı geliştirirken, semptomun patolojik bir bozukluktan ziyade, bireyin varoluşsal bütünlüğünü

OKUMAK İÇİN TIKLA

Freud’un Aktarım Kavramı ve Adler’in Bireysel Psikoloji Perspektifi

Aktarım Kavramının Tanımı ve Terapötik İlişkideki Rolü Aktarım, psikanalitik teoride, bireyin geçmişteki önemli figürlerle (örneğin, ebeveynler) olan duygusal deneyimlerini, bilinçdışı bir şekilde terapiste yansıtması sürecini ifade eder. Bu süreç, terapötik ilişkinin temel bir unsuru olarak görülür ve bireyin içsel çatışmalarını anlamak için bir araçtır. Aktarım, terapistin hasta için bir ayna

OKUMAK İÇİN TIKLA

Freud’un Libidosu ile Modern Nöroekonominin Ödül-Dopamin Döngüleri: Bir Bilişsel ve Davranışsal Köprü

Libido Kavramının Kökeni ve Anlamı Sigmund Freud’un libido kavramı, psikanalizin temel taşlarından biridir ve insan davranışlarını yönlendiren temel bir enerji olarak tanımlanır. Freud, libidoyu cinsel dürtülerle ilişkilendirse de, daha geniş bir bağlamda yaşam enerjisi ya da hayatta kalma ve üreme odaklı bir itici güç olarak ele almıştır. Libido, bireyin haz

OKUMAK İÇİN TIKLA

Otto Rank’ın Doğum Travması Teorisinin Kaygı Kökenlerine Yaklaşımı

Doğum Travmasının Temel Kavramı Rank, doğum sürecini insan yaşamındaki ilk ve en temel travmatik deneyim olarak tanımlar. Ona göre, anne rahmindeki güvenli, sıcak ve besleyici ortamdan, bilinmeyen ve zorlu dış dünyaya geçiş, bireyde yoğun bir şok ve rahatsızlık hissi yaratır. Bu süreç, fiziksel olarak sıkışma, oksijen eksikliği ve ani çevresel

OKUMAK İÇİN TIKLA

Lacanian Üçlü Halka Modelinin Psikanalitik Terapideki Yeri

Üçlü Halka Modelinin Temel Yapısı Lacanian üçlü halka modeli, İmgesel, Simgesel ve Gerçek düzenlerini birbiriyle kesişen ve birbirine bağımlı halkalar olarak tanımlar. Bu model, her bir düzenin bağımsız bir varlık olmadığını, aksine diğerleriyle karşılıklı bir ilişki içinde anlam kazandığını öne sürer. İmgesel düzen, bireyin kendilik algısı ve ötekiyle ilişkisiyle bağlantılıdır;

OKUMAK İÇİN TIKLA

Melanie Klein’ın Paranoid-Şizoid Pozisyon Kavramı ve Erken Nesne İlişkileri

Paranoid-Şizoid Pozisyonun Tanımı ve Temel Özellikleri Paranoid-şizoid pozisyon, Klein’ın nesne ilişkileri kuramında, bebeğin yaşamının ilk aylarında (genellikle 0-6 ay) deneyimlediği zihinsel bir durum olarak tanımlanır. Bu dönemde bebek, dış dünyayı ve özellikle bakım vereni “iyi” ve “kötü” nesneler olarak ikiye ayırır. Bu ayrım, bebeğin henüz bütünleşmiş bir benlik algısına sahip

OKUMAK İÇİN TIKLA

Freud’un Oedipus Kompleksi ve Lacan’ın İsim-Baba Kavramı: İnsan Gelişiminde Psikanalitik Dinamikler

Oedipus Kompleksinin Temel Unsurları Freud’un Oedipus kompleksi, bireyin psikoseksüel gelişiminde fallik döneme (yaklaşık 3-6 yaş) odaklanır. Bu dönemde çocuk, karşı cinsten ebeveyne yönelik bilinçdışı bir arzu geliştirirken, aynı cinsten ebeveyne karşı rekabet hissi duyar. Erkek çocuklar için bu, anneye duyulan arzu ve babaya karşı rekabet (kastrasyon korkusuyla birlikte) olarak ortaya

OKUMAK İÇİN TIKLA

Freud’un Süperego Kavramı ve Ahlaki Gelişim Üzerindeki Etkileri

Süperegonun Tanımı ve Yapısı Süperego, bireyin psişik yapısında ahlaki ve toplumsal normların içselleştirildiği bir bileşen olarak tanımlanır. Bu yapı, bireyin erken çocukluk döneminde, özellikle ebeveynlerden ve çevreden öğrenilen kurallar aracılığıyla oluşur. Süperego, id ve ego arasında bir dengeleyici rol oynar; idin ilkel dürtülerini kontrol ederken, egonun gerçekçi karar alma süreçlerini

OKUMAK İÇİN TIKLA

Histeri ve İnsanı Etkileme Sanatı: Lacan’ın Merceğinden Bir Okuma

Histerinin Doğası ve Lacan’ın Bakış Açısı Histeri, tarih boyunca farklı biçimlerde tanımlanmış ve çoğu zaman yanlış anlaşılmış bir fenomendir. Jacques Lacan’ın psikanalitik çerçevesinde histeri, bireyin ötekiyle ilişkisi üzerinden kendini ifade etme biçimi olarak ele alınır. Lacan, histeriyi bir patoloji olmaktan çok, bir iletişim biçimi, bir arzu yapısı olarak görür. Histerik

OKUMAK İÇİN TIKLA

Lacan’ın “Borc Romanı” ve Açık Dünya Video Oyunlarının Psikanalitik Anlatı Dinamikleri

Lacan’ın Borc Romanı Kavramı Lacan’ın borc romanı, bireyin öznelliğinin, Öteki’ye (büyük Öteki, yani toplumsal düzen, dil, kültür ya da otorite) karşı bir borç ya da eksiklik üzerinden kurulduğunu öne sürer. Bu kavram, bireyin arzularının ve kimliğinin, asla tam olarak ödenemeyen bir borç etrafında şekillendiğini ifade eder. Lacan’a göre, birey, Öteki’nin

OKUMAK İÇİN TIKLA

Lacan’ın Jouissance Kavramı ve Klinik Uygulamadaki Yeri

Jouissance Kavramının Kökeni ve Freud’la İlişkisi Jouissance, Lacan’ın psikananalitik kuramında merkezi bir kavram olarak ortaya çıkar ve Freud’un haz ilkesinin ötesine uzanan bir anlam taşır. Freud’un haz ilkesi, bireyin haz arayışını ve acıdan kaçınmasını düzenleyen temel bir mekanizma olarak tanımlanır. Bu ilke, bireyin homeostatik bir dengeyi koruma çabasıyla ilişkilidir; haz,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Lacan’ın Simgesel Düzeni ve Bilinçdışının Dil Üzerindeki Rolü

Dilin Öznelliği Şekillendirme Süreci Simgesel düzen, bireyin toplumsal ve dilbilimsel yapılar aracılığıyla özne olarak ortaya çıkışını sağlayan bir sistemdir. Bu düzen, dilin bireyin bilinçdışını yapılandırmada temel bir rol oynadığını öne sürer. Dil, bireyin arzularını, kimliğini ve toplumsal ilişkilerini düzenleyen bir kodlar sistemi olarak işler. İnsan, doğduğu andan itibaren dilin içine

OKUMAK İÇİN TIKLA

Lacanian Psikanaliz ve Post-Yapısalcı Kimlik Teorilerine Katkılar

Öznellik Kavramının Yeniden Tanımlanması Lacanian psikanaliz, öznellik kavramını yeniden çerçeveleyerek post-yapısalcı kimlik teorilerine temel bir katkı sunar. Öznelliğin sabit veya özerk bir yapı olmadığını savunan bu yaklaşım, bireyin kimliğini dil, bilinçdışı süreçler ve toplumsal yapılar aracılığıyla inşa ettiğini öne sürer. Özne, dilin içine doğar ve bu dil, bireyin kendini anlamasını

OKUMAK İÇİN TIKLA

Jung’un Kolektif Bilinçdışı ve Freud’un Bilinçdışı Kavramları Arasındaki Temel Farklılıklar Nelerdir?

Jung’un Kolektif Bilinçdışı Kavramının Tanımı ve Özellikleri Jung’un kolektif bilinçdışı, insanlığın ortak deneyimlerinden türeyen ve tüm bireylerde bulunan evrensel bir zihinsel katman olarak tanımlanır. Bu kavram, bireysel bilinçdışından farklı olarak, kişisel deneyimlerden bağımsız bir yapıya sahiptir ve insan türünün tarih boyunca biriktirdiği ortak imgeler ve eğilimlerle şekillenir. Kolektif bilinçdışı, bireylerin

OKUMAK İÇİN TIKLA

Freud’un Serbest Çağrışım Tekniği ile Lacan’ın Söylem Teorisi Nasıl Kesişir?

Serbest Çağrışımın Ortaya Çıkışı ve Temel İlkeleri Freud’un serbest çağrışım tekniği, psikanalizin temel yöntemlerinden biri olarak, bilinçdışına erişimde yenilikçi bir yaklaşım sunar. Bu yöntem, hastanın aklına gelen her düşünceyi, sansürlemeden ve yargılamadan ifade etmesini teşvik eder. Amaç, bilinçli kontrol mekanizmalarını devre dışı bırakarak bilinçdışındaki bastırılmış materyallere ulaşmaktır. Freud, bu tekniği

OKUMAK İÇİN TIKLA

Lacan’ın Jouissance Kavramı ve Klinik Uygulamalardaki Yeri

Jouissance Kavramının Tanımı ve Freud’la İlişkisi Jouissance, Lacan’ın psikoanalitik kuramında merkezi bir kavram olarak ortaya çıkar ve Freud’un haz ilkesinden farklı bir anlam taşır. Freud’un haz ilkesi, bireyin haz arayışını ve acıdan kaçınmasını düzenleyen temel bir mekanizma olarak tanımlanır. Ancak jouissance, bu çerçeveyi aşar ve haz ile acının kesişiminde, bireyin

OKUMAK İÇİN TIKLA

Freud’un Psikanalizi ve Modern Nörobilim: Bireysel Terapi Üzerine Derinlemesine Bir Uzlaştırma

Freud’un Psikanalitik Çerçevesinin Temelleri Sigmund Freud’un psikanalitik teorisi, insan zihninin işleyişini anlamak için geliştirdiği temel bir modeldir. 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarında ortaya çıkan bu teori, bilinçdışı süreçlerin, çocukluk deneyimlerinin ve içsel çatışmaların bireyin davranışlarını ve duygusal durumlarını şekillendirdiğini savunur. Freud, zihni id, ego ve süperego olarak üç

OKUMAK İÇİN TIKLA

Lacan’ın İsim-Baba ve Jung’un Baba Arketipi: Öznenin Düzenle İlişkisi

İsim-Baba Kavramının Öznenin Simgesel Düzene Girişindeki Rolü Lacan’ın İsim-Baba (Nom-du-Père) kavramı, öznenin dil ve toplumsal düzenle ilişkisinin temel taşlarından biridir. Bu kavram, öznenin simgesel düzene, yani dil, kurallar ve toplumsal normlarla şekillenen dünyaya girişini düzenleyen bir yapı olarak işlev görür. İsim-Baba, babanın otoritesini temsil eden bir metafor değil, aynı zamanda

OKUMAK İÇİN TIKLA

Lacan’ın Simgesel Düzeni ve Freud’un Bilinçdışı

Simgesel Düzenin Tanımı ve İşlevi Lacan’ın simgesel düzen kavramı, dilin ve toplumsal yapıların bireyin zihinsel dünyasını şekillendirmedeki temel rolünü ifade eder. Bu düzen, bireyin anlam dünyasını oluştururken dilin kurallarına, işaretlere ve toplumsal normlara dayanır. Dil, bireyin bilinçdışındaki arzuları ve deneyimleri ifade etme aracı olarak işlev görür, ancak aynı zamanda bu

OKUMAK İÇİN TIKLA