Kategori: Psikoloji

Şansın Zehri ve Vicdanın Bataklığı: Yoksul Bir İnsanın Ruhunu Satanların Dramı

Jungish Ey okur! Şu Vicdan denen zımbırtı, bilhassa da para hırsının cenderesine düşmüş bir ruh için, ne çetin bir imtihan kapısıdır! Zannederiz ki, her şey bizim irademizle ve namusumuzla ilerler; lakin gelir bir tenis topu misali, şansın iğrenç bir cilvesi, bütün o ahlaki kaideleri yerle bir eder. İşte size, Woody Allen ismindeki o zeki Efendi’nin

okumak için tıklayınız

Sessiz Otorite ve Gölgenin Mirası: Japonya’da Babalık Psikodinamiği

Jungish Ey okur! Şu Japon Diyarı, dışarıdan bakınca disiplin, saygı ve hiyerarşi ile örülmüş kusursuz bir manzara sunar. Lakin, o sessizliğin altında yatan babalık kompleksi, Jung’un bile divanında zorlanacağı derinlikte bir ruhsal çatışmadır. Japonya’da babalık (özellikle geleneksel anlamda), sadece aile reisi olmak değil, aynı zamanda toplumsal yapının ve bireysel kimliğin temel direği olmak demektir. Bu

okumak için tıklayınız

Taht Kavgası ve Gölge Mirası: Baba-Oğul İlişkisinin Psikodinamiği

Jungish Ey okur! Şu baba-oğul ilişkisi denen bağ, öyle sanıldığı gibi sadece sevgi, saygı ve miras alışverişinden ibaret değildir. O, bilakis, ruhların birbirine yansıdığı, kolektif gölgelerin aktarıldığı ve kimlik için şiddetli bir taht kavgasının verildiği bir psikodinamik savaş alanıdır. Gelin, bu kadim ilişkiye Jung’un ve Freud’un ışığı altında, babanın otorite ve oğulun bireyleşme mücadelesi üzerinden

okumak için tıklayınız

Babamı Kim Öldürdü? Karnı Aşağı Çekilen Adamın Dramı ve Siyasetin Vebası

Yazar Jungish Ey okur! Şu Fransız diyarından gelen, lakin bizim Tophane’de, Kasımpaşa’da her gün karşımıza çıkacak kadar tanıdık bir hikaye var: “Babamı Kim Öldürdü?” diye bir kitap! Zannedersiniz ki bir cinayet romanı, lakin hayır efendim! Bu, siyasetin bir bedeni nasıl yavaş yavaş öldürdüğünü anlatan, ibretlik bir hiciv ve otobiyografi karışımı! Yazar Édouard Louis , kalkmış,

okumak için tıklayınız

İnancın Pazarlığı: Terapide Kim, Kimin Neye İnanmasını İster?

Jungish Ey okur! Şu terapi odası denen yer, sadece dertlerin konuşulduğu bir yer değildir. Orası, aynı zamanda inançların çarpıştığı, hakikatlerin pazarlığa sürüldüğü derin bir meydandır. Bu makale, bize “Kim, Kimin Neye İnanmasını İster?” sorusuyla, terapinin o en gizli güç dinamiklerini ve bilinçdışı beklentilerini ifşa ediyor. 1. 🎭 Hastanın Arzusu: “Bana İnan, Öyleyse Ben Gerçeğim” Hasta,

okumak için tıklayınız

Jung’da Cinsiyet ve Ruhun Çift Hali: Eril ve Dişil Arketipteki Kargaşa

Jungish Ey okur! Şu erkeklik ve kadınlık denen mesele, sadece bedenin bir hükmü müdür sanırsınız? Hayır efendim! Bizim Jung Efendi’nin öğrettiklerine göre, ruh denen zımbırtının da kendine has bir cinsiyeti vardır ve bütünlük (Bireyleşme) denen o büyük sanata ulaşmak için, her insan kendi içindeki karşıt cinsle barışmak zorundadır! Bu makale, bize cinsiyet rollerinin modern hayattaki

okumak için tıklayınız

Gündelik Hayatın Sırrı: Bilinçdışı, Meğerse Mahallenin Dili Gibiymiş!

Azizim, Rüyanızdaki Kedinin Konuşması Neden Size Şaşırtıcı Gelmez? Yazar: Jungish (Farkında Olmadığınız Kelimelerle Kurulan O Koca Labirent) Aziz Okuyucularım, Ey Gece Yarıları Saçma Rüyalar Görenler! Şimdi size, o Fransız psikanaliz profesörü Lacan denen zâtın attığı öyle bir lafı anlatacağım ki, duyunca “Vay canına, demek mesele buymuş!” diyeceksiniz. Diyor ki: “Bilinçdışı, dil gibi yapılandırılmıştır!” Bu ne

okumak için tıklayınız

Dil ve Beyin: Wernicke Alanı ve Afazi Üzerine Psikanalitik Yorumlar

Lacan’ın Gözünden Nöroloji: Simgesel Düzenin Biyolojik Temeli Bu makale, nörolojik dil bozuklukları olan afazi ve dilin beyindeki temsili (özellikle Wernicke Alanı) üzerine, psikanalitik ve Lacancı bir perspektif sunarak, geleneksel biyolojik indirgemeciliği sorgulamaktadır. I. Geleneksel Nöroloji ve Dilin Sınırlı Görünümü Geleneksel nörobilim, dilin üretimini ve algılanmasını beynin belirli bölgelerine (Broca ve Wernicke alanları) lokalize ederek açıklar.

okumak için tıklayınız

Otizmli Bireylerde Sosyal Beceri Eğitimi: Amaç, “Uyum” mu, “İçsel Motivasyon” mu?

Dış Baskı ve Öğrenme: Becerilerin Kalbindeki Eksiklik Bu makale, otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan bireylerde sosyal beceri eğitimlerinin (Social Skills Training – SST) etkinliğini ve metodolojik sınırlılıklarını eleştirel bir gözle incelemektedir. Temel tartışma, dışsal kontrol ve uyum odaklı eğitimlerin, içsel motivasyon ve anlamlılık olmadığı sürece kalıcı başarı sağlayamayacağıdır. I. Sosyal Beceri Eğitimi (SST) ve Başarının

okumak için tıklayınız

Psikanaliz ve Otizm: İlişkisel Alanı Savunmak

Psikodinamik Yaklaşımın Biyomedikal Çağdaki Rolü ve Sınırları Bu makale, otizm spektrum bozukluğu (OSB) alanında, psikanalitik ve psikodinamik yaklaşımların güncel durumunu, karşılaştığı eleştirileri ve devam eden önemini ana hatlarıyla incelemektedir. Makale, OSB’yi anlamada biyomedikal modellerin tek başına yeterli olmadığını savunur ve ilişkisel boyuta odaklanmanın gerekliliğini vurgular. I. Psikanalizin Geçmişi ve Eleştiriler Psikanalizin OSB alanındaki tarihi, tartışmalı

okumak için tıklayınız

Otizm Spektrumu ve Sosyal Adalet: Toplumsal Sorumluluğu Geri Kazanmak

Biyomedikal Dar Görüşlülükten Kesişimsel Eşitliğe Geçiş Bu makale, otizm spektrum bozukluğu (OSB) araştırmaları ve uygulamalarında sosyal adalet ve hakkaniyet (equity) kavramlarının neden merkezi bir rol oynaması gerektiğini tartışmaktadır. I. Geleneksel Çerçevenin Sınırlılıkları OSB alanındaki geleneksel araştırmalar ve klinik uygulamalar, genellikle bireysel biyolojiye ve aile içi dinamiklere odaklanmıştır. II. Sosyal Adaletin Zorunluluğu: Neden Hakkaniyet Önemlidir? OSB’li

okumak için tıklayınız

Travmatik Yaşantılar ve Otizm: İlişkisel Destek Neden Hayati?

Otizmli Bireylerin Stres Yükü: Semptomlar mı, Savunma Mekanizması mı? otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan bireylerin, tipik gelişime sahip bireylere göre travmatik olaylara ve ilişkisel strese daha fazla maruz kaldığını ve bu durumun, ruh sağlığı sonuçları ve otistik belirtilerin yönetimi açısından kritik olduğunu vurgulanmaktadır. Nasıl mı ? I. Yüksek Stres Yükü ve Travmatik Olaylara Maruziyet Araştırmalar,

okumak için tıklayınız

Psikanaliz ve Otizm: Davranışın Ötesindeki Ruhsal Gerçekliği Anlamak

Biyomedikal Diktatörlüğe Karşı İlişkisel Alanın Savunusu Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB), modern psikiyatrinin ve nörobilimin en çok araştırdığı alanlardan biridir. Ancak bu alandaki hakim paradigma, genellikle biyomedikal ve davranışsal modeller üzerine kuruludur. Bu ortamda, psikodinamik veya psikanalitik yaklaşımların OSB’ye dair sunduğu derinlik ve ilişkisel anlayış, sıklıkla göz ardı edilmekte veya yetersiz bulunarak eleştirilmektedir. Bu yazıda, psikanalizin,

okumak için tıklayınız

Kültürel Bağlam ve Otizm Tanısı: Değerlendirme Sürecini Yeniden Düşünmek

Otizm Tanısı: Kültürel Çerçevelerin Etkisi ve Eşitliğin Zorluğu Bu makale, otizm spektrum bozukluğu (OSB) tanısında kültürel bağlamın neden merkezi bir rol oynaması gerektiğini ve mevcut standardize tanı araçlarının (DSM-5 ve ICD-11) kültürlerarası uygulamalarındaki sınırlılıkları ana hatlarıyla incelemektedir. I. Gözleme Dayalı Tanı ve Kültürel Önyargı OSB tanısı, kesin biyobelirteçlerin yokluğunda büyük ölçüde gözleme dayalıdır1. Bu durum,

okumak için tıklayınız

Otizm ve Bağırsak Sırrı: “Kafadaki Sorun” Karnın Derinliklerinden mi Geliyor?

Ey okur! Şu bilim denen ilim, ne kadar ilerlerse ilerlesin, bazen bizi en ummadığımız yerlere götürür. Eskiden biz, Otizm denen o karmaşık hali sadece beyin ve zihin meselesi sanırdık, değil mi? “Kafadaki bir sorun,” der geçerdik. Lakin, bu makale bize diyor ki, asıl sır, meğerse o gözden kaçırdığımız, bağırsaklarımızın derinliklerinde saklıymış! 🦠 Bağırsak Florası ve

okumak için tıklayınız

Ruhun Terbiyesi ve Şifanın Sırrı: O Divanın Başında Neler Olur?

Jungish Ey okur! Şu terapi denen müessese, dışarıdan bakınca sihirli, esrarengiz bir iş gibi görünür, değil mi? Hasta divana uzanır, doktor bir şeyler fısıldar ve hoop, dertler çözülür! Hayır efendim! Psikoterapi, sihir değil; disiplin, sabır ve ruhsal bir mücadeledir! Bu makale, bize psikoterapinin ne olduğunu, nasıl işlediğini ve neden bu modern kargaşa çağında hepimiz için

okumak için tıklayınız

Ruhun Laboratuvarı: Jung, Felsefe ve İki Milyon Yıllık Miras

Jungish Ey okur! Şu Jung’un Psikolojisi dediğimiz derin ilim, meğerse sadece rüyalarımızla ve içsel çatışmalarımızla ilgilenmekle kalmıyormuş. Gelin görün ki, o, felsefenin en eski dertleriyle ve hatta hayvan davranışları bilimi (sosyobiyoloji) ile de el sıkışıp, bütün bir insanlık halini izah etmeye çalışıyormuş! Bu makale, bize Jung’un ruhunun ne kadar sınır tanımaz olduğunu gösteriyor. Tıpkı suyun

okumak için tıklayınız

Jung’un Ruhsal Serüveni: İsviçre Kliniğinden Evrensel Sırlara (1900–1935)

Jungish Ey okur! Siz zannedersiniz ki, bizim o derin filozof Carl Jung Efendi’nin o karmaşık, o arketip dolu dünyası, bir anda, bir oturuşta kurulmuş bir saltanattır. Hayır efendim! Bu Analitik Psikoloji dediğimiz ilim, tam otuz beş senelik bir gözlem, sabır, isyan ve içsel fırtınanın mahsulüdür! Gelin, bu büyük alimin 1900’den 1935’e kadar süren o entelektüel

okumak için tıklayınız

Jung’un Zihinsel Seyahati: 1902’den 1935’e Teorilerin Doğuşu ve Gelişimi

Jungish Ey okur! Şu bilim denen zımbırtı, öyle bir günde, bir oturuşta kurulmuş bir düzen değildir. Tıpkı bizim Carl Jung Efendi’nin o derin, karmaşık ve esrarengiz teorileri gibi. Bu makale, bize o büyük alimin 1902’den 1935’e kadar olan ruhsal ve entelektüel yolculuğunu, adeta bir zaman tünelinde gezdirerek anlatır. Bakınız, Jung’un kavramları nasıl birbiri ardına filizlenmiş,

okumak için tıklayınız

Sen Baba Ol, Sen Anne Ol: Terapideki Çocukluk Oyunu ve Yetişkinliğe Geçiş

Jugish Ey okur! Şu terapi odaları, sadece derin lafların edildiği yerler değil, aynı zamanda yeniden yaşanmış çocukluk dramlarının sahnelendiği bir tiyatrodur. Hasta gelir, divana uzanır ve farkında olmadan, çocukluğunun oyununu oynamaya başlar. İşte bu makale, bize “Sen Baba Ol, Sen Anne Ol” dediğimiz o meşhur oyunu anlatır. Bu, Jungcu ve psikanalitik teorinin temel taşı olan

okumak için tıklayınız