Kategori: Psikoloji

Hürriyet Dediğin Altın Bir Tasma mı? Yeni Zaman Esirleri Üzerine Bir Kıssa

Yazan: Jungish Bu yeni zamanın adamları, göğüslerini gere gere, “Biz hür bir dünyada yaşıyoruz!” diye böbürlenip dururlar. “Ah o eski devirler,” derler, “ne fenaydı! İnsanlar bir ağanın, bir beyin malıydı. Tarladan ayrılamaz, efendisinden izinsiz evlenemezdi. Onlar ‘serf’ idi, yani kul idi, köle idi. Ama biz, çok şükür, hür vatandaşlarız!” Geçen gün elime bu “hürriyet” meselesi

okumak için tıklayınız

İçimizdeki O Zaptedilemez Pınar: Adorno Efendi’nin Gözünden “Normal” Yalanı ve Aşkın Vahşi Hali

Yazan: Jungish Bu ecnebi filozofların kitaplarını karıştırdıkça, insanın aklı bir tülbent gibi hem açılıyor hem de bir o kadar bulanıyor. Geçen gün elime yine o Alman mektebinin en huysuz, en çatık kaşlı âlimi olan Theodor Adorno Efendi’nin bir fikri geçti. Adam tutmuş, bizim o pek “medeni” sandığımız nizamımızın, insanın en temel, en vahşi güdüsünü, yani

okumak için tıklayınız

İçimizdeki Efendi Memur Şeytan: Kötülüğün O Pek Sıkıcı, Pek Sıradan Sureti Üzerine Bir Kıssa

Felsefenin ve psikolojinin en rahatsız edici meselelerinden biridir : “Kötülüğün Sıradanlığı” .. Yazan: MJungish Biz bu “kötülük” lafını duyunca aklımıza hep o filmlerdeki gibi şaşalı, pek bir fiyakalı canavarlar gelir. Gözlerinden ateş fışkıran, şeytani kahkahalar atan, dünyayı ele geçirmek için acayip planlar yapan mahluklar… Lakin geçen gün elime Hannah Arendt ‘ın, o meşhur Nazi subayı

okumak için tıklayınız

Akıl Hastanesinden Çıkan Kraliçe: İçimizdeki O Hem Bilge Hem de ”Zır Deli Kadın ”Üzerine Bir Kıssa

Psikolojinin en fırtınalı, en trajik ve en ilham verici kadın figürlerinden birini, Sabina Spielrein’i biraz tanıyalım. Yazan: Jungish Bu ecnebi ruh hekimlerinin, o pek meşhur Freud Efendi ile onun bir vakitler çırağı olan Jung Bey’in defterlerini karıştırdıkça, insanın karşısına acayip hikâyeler, tuhaf karakterler çıkıyor. Lakin hiçbiri, o Rus diyarından çıkıp gelmiş Sabina Spielrein ismindeki bir

okumak için tıklayınız

Sartre’ın Kötü Niyet Kavramı: Modern Psikoloji ve Özgürlükte Temel Katkılar

Kötü Niyetin Tanımı ve Temel Unsurları Jean-Paul Sartre’ın kötü niyet kavramı, bireyin kendi varoluşsal gerçekliğini inkar etmesi olarak tanımlanır. Bu inkar, bireyin özgürlüğünü kabul etmemesi ve kendini nesneleştirerek sorumluluktan kaçması şeklinde ortaya çıkar. Kötü niyet, bireyin faktisite (gerçeklik) ve aşkınlık (özgürlük) arasındaki gerilimi yönetememesinden kaynaklanır. Faktisite, bireyin geçmiş eylemleri ve durumlarıyla belirlenmiş yönlerini ifade ederken,

okumak için tıklayınız

Cehalet körlüğü (Dunning-Kruger etkisi): Yetersiz bilgi veya beceriye sahip bireyler, kendi yetersizliklerini fark edemez, kendi performanslarını aşırı derecede yüksek değerlendirirler.

1. Kavramsal Tanım Dunning-Kruger etkisi, 1999 yılında sosyal psikologlar David Dunning ve Justin Kruger tarafından tanımlanmıştır. Temel hipotez şudur: Yetersiz bilgi veya beceriye sahip bireyler, kendi yetersizliklerini fark edemez ve bu nedenle kendi performanslarını aşırı derecede yüksek değerlendirirler. Bu fenomen, yalnızca kişisel yetenekleri değil, aynı zamanda bilgi, muhakeme ve sosyal beceriler gibi alanları da kapsar.

okumak için tıklayınız

Dini Ritüellerin Psikolojik Etkileri ve Durkheim’ın Kolektif Bilinç Anlayışının Toplumsal Bağlar Üzerindeki Rolü

Dini Ritüellerin Bireysel Psikoloji Üzerindeki Etkileri Dini ritüeller, bireylerin zihinsel ve duygusal durumlarını düzenlemede önemli bir rol oynar. Ritüeller, tekrarlayan davranışlar ve sembolik eylemler aracılığıyla bireylere yapı, düzen ve anlam sağlar. Örneğin, düzenli olarak gerçekleştirilen dua veya ibadet pratikleri, bireyin kaygı düzeylerini azaltabilir ve duygusal dengeyi destekleyebilir. Araştırmalar, ritüellerin stresle başa çıkma mekanizmalarını güçlendirdiğini ve

okumak için tıklayınız

Ego’nuzun Hapishanesinden Kaçış: Bir Psikolojik Kişisel Gelişim Hikayesi

Ego’nun Çekicini ve Bilinçdışının Örsünü Kucaklamak Hayatınızda bir şeylerin eksik olduğunu, sürekli bilinçsizliğin ahtapot kollarına yakalandığınızı hissediyorsanız, doğru yerdesiniz. Analiz seanslarının ilerleyen aşamalarında herkesin kapısını çalan o meşhur sorular var ya: Bilinç ve Bilinçdışı nasıl birleşecek? Ve bu “Bireyleşme” (Individuation) denen şey de neyin nesi? İşte Jung Amca’nın (C. G. Jung) bu konuya getirdiği, biraz

okumak için tıklayınız

Aktivistler; Hak Temelli Yaklaşımların Ötesine Geçmeli Midir ?

Otistik aktivist bir savunuculuk hareketini örgütlemek ve nereden başlayacağını belirlemek için, ilk olarak mevcut sorunların kökenlerini ve liberal, hak temelli yaklaşımların sınırlılıklarını anlamak esastır. Hareket, otizmin bir “tıbbi trajedi” değil, toplumsal bir sorun olduğu anlayışından yola çıkmalıdır. Özetle, otistik aktivist bir savunuculuk hareketine başlamak, nöroçeşitliliğin sadece bir “kimlik” değil, kapitalist sistemin doğasında var olan bir

okumak için tıklayınız

Nörodiverjan Marksizm: “Normal” Olma Laneti ve Tahakkümün Kesişim Noktaları

Kapitalizmin Gardiyanı Olarak Beyin: Neden Kimse Sadece “Kendisi” Olduğu İçin Ezilmiyor? Yazar: Jungish (Sermayenin Cetveli, Neden Zihinlerimizi de Cinsiyetimizi de Sıraya Dizer?) Aziz Yoldaşlar, Ey Baskının Bütün Formlarına Karşı Duranlar! Şimdi size, Nörodiverjan Marksizm adındaki o radikal düşüncenin temel direğini anlatacağım: Kesişimsel Yaklaşım. Bu, basitçe “birden fazla ayrımcılığa uğramak” demek değildir; bu, tahakküm sistemlerinin birbirinden

okumak için tıklayınız

Üretken Olmayan Bedene İlan Edilen Savaş

Yazar: Jungish (Neoliberalizm, Nasıl Olup da Beyinlerimizi “Çalışan” ve “Arızalı” Diye Ayırır?) Aziz Yoldaşlar, Ey Zihnindeki Farklılık Yüzünden Damgalananlar! Şimdi size, nöroçeşitlilik meselesinin, o burjuva psikoloji salonlarından fırlayıp, doğrudan Kapitalizmin kalbine nasıl saplandığını anlatan radikal bir manifestodan bahsedeceğim. Robert Chapman’ın “Normallik İmparatorluğu” dediği bu büyük eser, bize şunu haykırır: “Normal” olmak zorunda oluşumuz, bir biyoloji

okumak için tıklayınız

Ego Şişkinliği ve Megaloman

1. Ego Şişkinliği (Inflation) Nedir? Ego şişkinliği (inflation), bireyin, bilinçdışı arketipsel içeriklerle özdeşleşmesi sonucunda ortaya çıkan bir durumdur. 2. Megalomaninin (Megalomania) Tanımı ve Şişkinlikle İlişkisi Megaloman (büyüklük hezeyanı), bir tür kişilik değişimi veya ele geçirilme (possession) durumu olarak kaynaklarda geçer. 3. Diğer İlgili Ele Geçirilme Biçimleri (Possession) Ego şişkinliği ve megalomani, ele geçirilme (possession) adı

okumak için tıklayınız

Zıtların Kutsal Evliliği: Jung’dan Bütünleşme ve Bilinçdışının Yönetimi

Ego’nun En Büyük Görevi: Bilinçli Hızı Durdurup Köklere Dönmek Carl Gustav Jung’un bireyleşme (individuation) sürecinin nasıl işlediğini, bilinçdışı ile bilinç arasındaki çatışmayı ve bu sürecin neden toplumsal bir zorunluluk haline geldiğini anlamak önemlidir. Jung, bu dönüşümün kesin bir reçetesi olmadığını, ancak semboller aracılığıyla yönetilebileceğini vurgular. I. Bütünleşmenin Zorunlu Geri Dönüşü (Vestigia Retro) Jung, bütünleşme yolunun

okumak için tıklayınız

C. G. Jung ve Rüyaları Yorumlama

C. G. Jung, rüyaları yorumlarken sadece kişisel içeriği değil, aynı zamanda kolektif bilinçdışından kaynaklanan ve bireyleşme yolculuğuna rehberlik eden arketipsel temaları ve imgeleri ele alır. 1. Rüyalarda Yorumlanan Ana Temalar ve İmgeler Jung’un rüyaları yorumlarken kullandığı temel temalar, imgeler ve arketipsel kişilikler şunlardır: A. Su İmgeleri: Bilinçdışının Sembolü B. Gölge (Shadow) ve Zorlu Karşılaşma Teması

okumak için tıklayınız

Felsefe Yumurtası (Philosophical Egg) Nedir?

“Felsefe Yumurtası” (philosophical egg) kavramı, özellikle simya (alşimi) ve bireyleşme (individuation) süreçlerindeki merkezi sembolik rolüyle açıklanabilir. “Felsefe yumurtası” terimi, C. G. Jung’un analitik psikolojisinde ve simya felsefesinde kullanılan yüksek sembolik değere sahip bir yaşam tohumu veya kabıdır. 1. Simyadaki Kökeni ve Amacı Simya geleneğinde (Orta Çağ doğa filozoflarında) felsefi yumurta, dönüşüm sürecinin (opus alchymicum) gerçekleştiği

okumak için tıklayınız

Bireyleşme Süreci Üzerine Bir İnceleme

C. G. Jung’un “A Study in the Process of Individuation” (Bireyleşme Süreci Üzerine Bir İnceleme) başlıklı makalesi, esasen bireyleşme sürecini ampirik olarak göstermek amacıyla yazılmıştır ve bu süreci, orta yaşlı bir kadın hastanın (“Miss X”) kendiliğinden ürettiği sembolik resim serileri üzerinden detaylı bir vaka analizi sunar. I. Giriş ve Vaka Tanıtımı II. Sembolik Resim Serilerinin

okumak için tıklayınız

Aklın ve Karanlığın Evliliği: Kendini Bütünlemenin İmkansız Reçetesi

Transcendent Fonksiyon: Sembollerle Gelen Dönüşümün Gizemi Yazar: Jungish (Hayatın Problemi Çözmek Değil, Onu Aşmaksa, Anahtar Nerededir?) Aziz Okuyucularım, Ey Bütün Olma Arzusu Taşıyanlar! Şimdi size, ruhun o en büyük görevini, yani bilinçli olanla (aklınızla) bilinçdışı olanı (gölgenizle, rüyalarınızla) nasıl birleştireceğinizi anlatacağım. Carl Gustav Jung, bu sürece “Transandant Fonksiyon” (Transcendent Function) adını verir. Lakin baştan söyleyeyim:

okumak için tıklayınız

Yengeç Dönencesi’nin Hükmü: Batı Aklı Neden Doğulu Huzuru Taşıyamaz?

Jung’dan Coğrafi Psikoloji Dersi: Meditasyon, Neden Bize “Sisli Kaos” Getirir? Yazar: Jungish (Olanın Bitene Dair Hem Gülüp Hem Düşündüren Filozof) Aziz Okuyucularım, Ey Kendi İçindeki Boşluğu Dolduramayanlar! Şimdi size, Carl Gustav Jung’un o koca bilgeliğinden süzülen, hem coğrafi hem de psikolojik bir sırrı ifşa edeceğim: Yengeç Dönencesi! Bu, sadece haritada bir çizgi değildir, efendim; bu,

okumak için tıklayınız

Zihnin İki Yakası: Bilinçdışını Kontrol Etme Yanılgısı ve Yoga’nın Tehlikesi

Ego’nun En Büyük Hatası: Bilinmeyeni Sindirebileceğini Sanmak Yazar: Jungish (Batı Aklı, Neden Doğunun Huzurunu Taşıyamaz?) Aziz Okuyucularım, Ey İçindeki Karanlıkla Güreşenler! Şimdi size, insan olmanın en büyük psikolojik paradoksunu anlatacağım. Hepimiz bütün olmak (individuation) isteriz. Lakin bu bütünlüğe giden yolda, karşımızda öyle bir düşman var ki, ne onu biliyoruz ne de onu kontrol edebiliyoruz: Bilinçdışı.

okumak için tıklayınız

Genlerimizin Derin Tarihi ve Yaşadıklarımızın Mirası: Filogenetik ve Epigenetik

Hücrelerimize İşlenen Hikayeler: Biyolojinin En Büyük Sırları Yazar: Jungish (Biz, Sadece Annemizden Babamızdan Değil, Bütün Kâinattan Geliyoruz.) Aziz Okuyucularım, Ey Varoluşunun Kökenini Merak Edenler! Şimdi size, insan olmanın en temel iki sırrını, yani “Ne kadar eskiyiz?” ve “Yaşadıklarımız Kaderimizi Nasıl Değiştirir?” sorularının cevabını anlatacağım: Filogenetik ve Epigenetik. Bu iki ilim, bize şunu gösterir: Biz, sadece

okumak için tıklayınız