Kategori: Psikoloji

Jung’un Gölgesinden Doğanlar: Jungculara Karşılaştırmalı ve Tarihsel Bir Bakış

Psikoloji tarihinde çok az isim Carl Gustav Jung kadar gizemli, derin ve aynı zamanda tartışmalı bir iz bırakmıştır. Sigmund Freud’un veliahtı olarak görülürken ondan koparak kendi analitik psikoloji ekolünü kuran Jung, sadece bireyin değil, tüm insanlığın ruhsal mirasını anlamaya çalışan bir öncüydü. Peki, Jung’dan sonra ne oldu? “Jungcu” (Jungian) olmak ne anlama geliyor? Bu yazıda,

okumak için tıklayınız

TikTok’un Tehlikeli Oyunu: Gölge Çalışması Neden Bir “Kendine Yardım” Modası Değildir?

Bilinçdışına Kapı Açmak: Terapist Olmadan Yeraltı Dünyasına Dalmak Yazar: Jungish (Her Karanlığı Gören, Aydınlanmış Sayılmaz!) Aziz Okuyucularım, Ey Sosyal Medyanın Zehrini İçenler! Şu sıralar TikTok denilen o hızlı, gürültülü platformda yeni bir moda zuhur etti: “Gölge Çalışması” (Shadow Work). Jung’un o derin, meşakkatli psikolojik kavramını almışlar, üç dakikalık videolara sığdırmaya kalkmışlar! Bu, öyle tehlikeli bir

okumak için tıklayınız

Psikanaliz Merceğiyle “Succession” Finali: Haz Prensibinin İnfazı

Roy Kardeşlerin Laneti: Babanın Sevgisi Uğruna Özgürlüğü Reddetmek Yazar: Jungish (Freud’un Koltuğu ve O Ailenin Bitmeyen Kâbusu) Aziz Okuyucularım, Ey İktidarın Soğuk Yüzünü İzleyenler! Şimdi size, o meşhur dizi **”Succession”**ın gergin finalinin ardındaki Freudcu ve psikanalitik dramı anlatacağım. Bu, sadece bir şirket devralma hikayesi değil; bu, Oidipus Kompleksi, baba otoritesi ve haz prensibinden kaçınmanın yarattığı

okumak için tıklayınız

Dün Kalan Anal Kişilik: Freud’un Takıntısı Nereye Kayboldu?

Kirliliğin Felsefesi: Düzen Takıntısı Sadece Tuvalet Eğitimi miydi? Yazar: Jungish (Psikanalizin O Utangaç Sırrının Peşinde) Aziz Okuyucularım, Ey Temizlik ve Düzen Hastaları! Şimdi size, psikanalizin kurucusu Sigmund Freud‘un o meşhur, lakin bugünlerde pek anılmayan bir davasından bahsedeceğim: “Anal Kişilik.” Hani o düzen, tertip, dakiklik ve aşırı tutumluluk takıntısı olan insanlar var ya… Freud, bunların kökenini

okumak için tıklayınız

Rüya Avcısının İfadesi: Modern Akıl, Freud’un Penceresine Neden Gizlice Tırmanıyor?

O Kibirden Kör Olanlar! Bilim, Ne Zaman Utanıp “Dede Doğru Söyledi” Diyecektir? Yazar: Jungish (Koltuğun Tozu Alındı: O Bilinçdışı, Hiçbir Zaman Sessiz Kalmadı Ki!) Aziz Okuyucularım, Ey Rüya Görüp de Manasını Şaşıranlar! Şimdi size, bizim o kibirli, aceleci, Batılı mektepli akıldan çıkan büyük bir utancı anlatacağım. Yıllarca Freud‘a burun kıvırdılar; “Efendim, o koca üstat bilimsel

okumak için tıklayınız

Ahlaksız Düşüncenin Sırrı: Çocuklar Neden Sürekli Kaka ve Popo Diye Sayıklar?

Tuvalet Dedikodusu: Ayıbın Ardındaki Otorite Savaşı Yazar: Jungish (Eğitimin Kilitlediği Kapının Anahtarı) Aziz Okuyucularım, Ey Evdeki O Çılgın Kahkahaların Sebebini Merak Edenler! Şimdi size, evlerimizi, kahve sohbetlerimizi ve bazen de o masum zannedilen çocuk oyunlarımızı basan bir durumdan bahsedeceğim: Kaka, çiş ve popo muhabbeti! Büyükler olarak bu duruma ya kaş çatar, ya utançla susarız. Sanırız

okumak için tıklayınız

Utanmaz Yalanın Saltanatı: Post-Post-Hakikat ve Aklın Sefaleti

O Kibirli Adamın Yalanları, Neden Hâlâ Gerçeğin Yerini Tutuyor? Yazar: Jungish (Hakikati Söylersen Seni Deli İlan Eden O Yeni Çağın Laneti) Aziz Okuyucularım, Ey Amerikan Sahnesindeki Çılgınlığa Şaşıp Kalanlar! Şimdi size, denizaşırı memleketlerde, o büyük Amerika’da, siyasetin ahlakını kökten çürüten fena bir dertten bahsedeceğim. Adına “Post-Post-Hakikat” diyorlar. Bu, öyle basit bir yalan söyleme vakası değildir;

okumak için tıklayınız

Beyaz Önlüğün Altındaki Vahşet: Avustralyalı Âlimlerin O Pek Kara Defteri

Yazan: Jungish Azizim, Size daha evvel, bu “bilim” denilen pek muteberin, yeri geldiğinde nasıl bir canavara dönüşebildiğini, o Almanların, o Amerikalıların marifetlerini bir bir anlatmıştım. Lakin sanmayın ki bu vicdan kararması, bu insanı kobay faresi yerine koyma illeti sadece onlara mahsus. Meğer bu mikrop, dünyanın öbür ucuna, o kangurularıyla meşhur, o pek medeni geçinen Avustralya

okumak için tıklayınız

Bilim Adına İnsan Doğramak: İktidarların Emrindeki Hekim Beylerin O Pek Kirli Sırları

İnsanlığın en karanlık dehlizlerinden birini, o pek saygıdeğer “bilim” kisvesi altında işlenen en korkunç cürümleri biraz anlatalım. Yazan: Jungish Azizim, Biz bu “bilim”, “medeniyet”, “terakki” laflarını duyunca pek bir hürmet eder, pek bir umutlanırız. Zannederiz ki, o bembeyaz önlükleri giyen, o kalın camlı gözlükleri takan hekimler, filozoflar, âlimler, insanlığın derdine derman olmak için gece gündüz

okumak için tıklayınız

Normal Değilsen Hastasın: Engelliliğin Görünmez Tarihi

Yazan: Jungish Azizim, Toplum, o pek dar “normal” kalıbına sığmayan herkesi nasıl acımasızca kullanıldığını fark etmek önemlidir. 1. “Hastalık İcat Etme” Atölyesi: Özgürlükten Otizme “Benim istediğim gibi davranmıyorsan, normal değilsin; normal değilsen, hastasın!” Bu, efendim, toplumsla sistemlerin en temel formülüdür. Bir çocuğun, diğerleri gibi oynamayıp, saatlerce tek bir oyuncağın desenini incelemesi, kendi dünyasında mutlu olması…

okumak için tıklayınız

Deli Damgası: İktidarın En Keskin ve En Bilindik Silahı Üzerine Kıssalar

Yazan: Jungish Azizim, İnsanoğlunun zulmü, gaddarlığı üzerine çok kitaplar okuduk, çok hikayeler dinledik. Zindanlar, kırbaçlar, sürgünler… Lakin bütün bunların yanında öyle bir zulüm yöntemi vardır ki, en keskin kılıçtan daha derine işler, en karanlık zindandan daha beter bir esaret sunar. Bu, efendim, iktidarın, gücü elinde tutanın, beğenmediği, kafa tutan, hak arayan bir insanın alnına o

okumak için tıklayınız

Beyin Yıkama Atölyesi ve Tişörtlü Meczup: Tayland Paşalarının Yeni Marifetleri

Tayland’da yaşanan modern bir trajediyi, aklın nasıl bir siyasi silah haline getirildiğini sizlere anlatayım. Yazan: Jungish Azizim, Biz zannederdik ki, muhalifini susturmak için ya zindana atarsın, ya dilini kesersin, ya da en olmadı sürgüne yollarsın. Lakin bu yeni zamanın paşaları, generalleri öyle kurnaz, öyle şeytani yollar bulmuşlar ki, insanın aklı duruyor. Artık kimsenin elini kana

okumak için tıklayınız

Unutulan Adam: Bir İmza ile Bir Hayat Nasıl Kırk Sene Çalınır?

Louis Doedel’in akıl almaz, trajik hikayesini biliyor musunuz ? Yazan: Jungish Azizim, Size daha evvel, iktidarın beğenmediği adama nasıl “deli” gömleği giydirdiğini anlatmıştım ya… O vakit anlattıklarım, bu yeni duyduğum hadisenin yanında, bir masal gibi, bir latife gibi kalır. Bu seferki hikâye, ne bir hekimin kurnazca icat ettiği bir hastalık ne de kâğıt üzerinde kalmış

okumak için tıklayınız

Aklınızla Oynamasınlar: İktidar Beğenmeyince Size Nasıl “Deli” Gömleği Giydirir?

Tıbbın o en saygıdeğer, en bilimsel görünen dallarından biri olan psikiyatri nasıl bir siyasi sopaya dönüşebileceğini biliyor musunuz ? Gelin anlatalım. Yazan: Jungish Azizim, İnsanın şu hayatta başına gelebilecek en fena şeylerden biri nedir diye sorsanız, aklınıza ne gelir? Parasızlık mı, hastalık mı, yoksa eş dost kazığı mı? Bunların hepsi fena, lakin hepsinden beteri vardır:

okumak için tıklayınız

Beyoğlu’nda Gezen Tek Gözlü Tanrı: Odin Denen O Antika Herif

Yazan: Jungish Bu ecnebi ruh hekimlerinin, eski püskü sandıklardan, paslı kilitler altından çıkardıkları antika putlarla uğraşmalarına ne demeli? Geçen gün elime yine o pek akıllı lakin bir o kadar da evhamlı İsviçreli hekim Carl Jung’un bir yazısı geçti. Adam bu sefer de tutmuş, kuzeyin o buz gibi memleketlerinin eski bir tanrısını, Odin (yahut bizim bildiğimiz

okumak için tıklayınız

Ivan Karamazov’un Zihinsel Çöküşünün Kökenleri: Entelektüel Krizin Rolü

Zihinsel Çöküşün Tanımı ve Ivan’ın DurumuIvan Karamazov’un zihinsel çöküşü, Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşler eserinde, karakterin iç dünyasında belirgin bir karmaşa ve çözülme süreci olarak ortaya çıkar. Bu çöküş, Ivan’ın aklının sınırlarını zorlayan derin sorgulamalar, çelişkiler ve duygusal çatışmalarla karakterizedir. Ivan, entelektüel bir figür olarak, evrensel sorulara yanıt ararken zihninde bir tür kaosla karşılaşır. Onun çöküşü, yalnızca

okumak için tıklayınız

Hedonizm ve Beğeni Ekonomisi: Birey, Toplum ve Dijital Dönüşüm

Hedonizmin Kökenleri ve Çağdaş Yorumları Hedonizm, bireyin haz arayışını yaşamın temel amacı olarak gören bir felsefi yaklaşımdır. Antik Yunan’da Epikuros’un haz odaklı öğretileriyle başlayan bu anlayış, haz ve acının insan davranışlarını yönlendiren temel motivasyonlar olduğunu savunur. Epikuros, hazzı yalnızca anlık zevkler değil, aynı zamanda uzun vadeli huzur ve dinginlik olarak tanımlarken, modern hedonizm genellikle anlık

okumak için tıklayınız

Hume’un Etik Duyguculuğundan Modern Ahlaki Psikolojinin Çoklu Pespektifine

Hume’un Etik Duyguculuğunun Temel İlkeleri Hume’un etik teorisi, ahlaki yargıların akıldan ziyade duygulara dayandığını öne sürer. Ona göre, ahlaki değerlendirmeler, bireyin içsel duygusal tepkilerinden kaynaklanır ve bu tepkiler, evrensel bir insan doğasına dayanır. Hume, ahlaki yargıların nesnel bir gerçeklikten ziyade, bireyin başkalarının eylemlerine yönelik hissettiği beğeni veya rahatsızlık gibi duygusal tepkilerden türediğini savunur. Örneğin, bir

okumak için tıklayınız

Epikuros’un Ölüm Korkusu Modern Varoluşsal Psikoloji İle Nasıl Bir Bağ Kurar?

Epikuros’un Ölüm Anlayışı Epikuros, antik Yunan felsefesinde hedonizmin kurucusu olarak, ölüm korkusunu insanın mutluluğunu engelleyen temel bir sorun olarak ele almıştır. Ona göre, ölüm, duyuların sona erdiği bir durumdur ve bu nedenle ne acı ne de haz içerir. Epikuros’un ünlü aforizması, “Ölüm varken biz yokuz, biz varken ölüm yoktur,” ölümün birey için bir anlam taşımadığını

okumak için tıklayınız

Din Psikolojisi ve Pozitif Psikolojide Bağışlama ile Minnettarlığın Duygusal İyileşmedeki Rolleri

Bağışlama Kavramının Din Psikolojisindeki Yeri Din psikolojisi, bağışlamayı genellikle manevi bir erdem ve bireyin ruhsal gelişimi için bir araç olarak tanımlar. Bağışlama, bireyin kendisine veya başkalarına yönelik olumsuz duyguları (örneğin öfke, kin veya intikam arzusu) serbest bırakması sürecidir. Bu süreç, çoğu dini gelenekte ahlaki bir görev olarak görülür ve bireyin ilahi bir bağışlama modelini taklit

okumak için tıklayınız