Kategori: Psikoloji

M. Scott Peck’e Göre : SEVGİ NEDİR?

M. Scott Peck’in Az Seçilen Yol (The Road Less Traveled)_ kitabındaki sevgi tanımını inceleyecek olursak; Scott Peck’in tanımında sevgi: “Kendimizin ya da bir başkasının ruhsal gelişimini destekleyecek istekli bir eylemdir.” Yani: Peck’e göre: 🎬 Kızgın Damdaki Kedi’de Sevgi Ne Hâlde? Filmde ise: Yani: 🔍 KARŞILAŞTIRMALI ANALİZ Tema M. Scott Peck – Az Seçilen Yol Kızgın

okumak için tıklayınız

Narsisizm ve Sosyal Medya Arasındaki İlişki Hasedi Artırıyor mu ?

Narsisizm ve sosyal medya arasındaki ilişki, modern psikoloji ve psikanaliz alanında yoğun bir şekilde tartışılan bir konudur. Erdoğan Çalak’ın İçimizdeki Magma: Haset kitabında, narsisizm, modern dünyanın teşhirci ve rekabetçi kültürünün bir ürünü olarak ele alınır; sosyal medya ise bu narsisistik eğilimleri körükleyen başlıca araçlardan biri olarak görülür. Çalak, sosyal medyanın bireyleri sürekli kıyaslamaya, imaj oluşturmaya

okumak için tıklayınız

Kıskançlık ve Öfkenin Dinamikleri

Kıskançlık ve öfke, psikanalitik ve psikolojik çerçevede sıkı sıkıya bağlantılı duygulardır ve her ikisi de bireyin içsel çatışmalarından, ilişkisel dinamiklerden ve toplumsal etkilerden beslenir. Erdoğan Çalak’ın İçimizdeki Magma: Haset kitabında, kıskançlık (jealousy) “sahip olunan bir şeyi kaybetme korkusu” olarak tanımlanırken, öfke, bu korkunun veya engellenmişliğin dışa vurumu olarak ele alınır. Çalak’ın perspektifi, kıskançlığın hasetten (envy)

okumak için tıklayınız

Gündemin Toksik Ritmi: Bugün Ne Unutacağız? Bölüm 3: Medya, Algı ve Tüketim Döngüsü

“Haber mi alıyoruz, his mi tüketiyoruz?” Her gün…📱 Bir bildirim sesiyle açılan telefon,🔁 Sonsuz bir kaydırma,💬 Her şey hakkında birkaç cümle,⏱ Ama hiçbir şey için bir dakika durmama… Peki biz bilgileniyor muyuz, yoksa programlanıyor muyuz? 🌀 Gündemin Tüketim Ekonomisi Modern medya sisteminde gündem artık: Noam Chomsky’nin “Rızanın İmalatı” adlı eserinde söylediği gibi: “Medya, haber vermek

okumak için tıklayınız

İçimizdeki Evren: Modern Yaşamda Ruhsal Gerçekliği Anlamak

Günlük konuşmalarımızda sıkça duyarız: “İçimden bir ses öyle dedi,” “Kendimi içten içe iyi hissetmiyorum,” ya da “Aslında içimde fırtınalar kopuyor.” Peki, bu bahsettiğimiz “iç” gerçekten nedir? Sadece bir metafor mu, yoksa gerçekten deneyimlerimizin, duygularımızın ve kişiliğimizin şekillendiği, kendimize ait bir içerisi mi var?Modern düşünce ve psikoloji, ruhsal gerçeklikten bahsederken bu “iç” sözcüğünü yoğun bir şekilde

okumak için tıklayınız

Sevgi Odaklı Yaşamak Mümkün Müdür ?

Erdoğan Çalak’ın İçimizdeki Magma: Haset kitabında, sevgi odaklı bir yaşamın mümkün olabilmesi için haset enerjisinin bilinçli bir şekilde dönüştürülmesi ve bireyin ruhsal gelişiminin sevgiyle şekillenmesi gerektiği vurgulanır. Çalak, modern dünyanın haseti körükleyen yapısına karşı, sevgi odaklı bir yaşamı bireysel farkındalık, sağlıklı ilişkiler ve içsel dönüşümle inşa edilebilecek bir hedef olarak sunar. Aşağıda, bu hedefe ulaşmak

okumak için tıklayınız

Türk Dizilerinde Haset ve Kıskançlık Temsilleri

Türk dizilerinde haset ve kıskançlık temaları, gerek dramatik gerekse toplumsal dinamikleri yansıtma açısından sıkça işlenen motiflerdir. Erdoğan Çalak’ın İçimizdeki Magma: Haset kitabında haset ve kıskançlığın psikanalitik ve toplumsal boyutlarına dair sunduğu çerçeve, Türk dizilerindeki temsilleri anlamak için de bir lens sağlayabilir. Çalak, haseti “benim olmayan bir şeye sahip olma isteği” (iki kişilik bir dinamik) ve

okumak için tıklayınız

Yaralı Erkeklik, Baba Travması: Yamaç’ın Bireyleşemeyen Hikâyesi

Çukur bir dizi olarak kodlasak ta içindeki erkeklerin sunuluşu ve özdeşleşme mekanizmalarını düşündüğümüzde Türkiye’deki erkeklik hallerine dair bir analiz sunabileceğini düşünüyoruz. “Yaralı Erkeklik, Baba Travması: Yamaç’ın Bireyleşemeyen Hikâyesi” sadece Çukur’un değil, modern erkekliğin, travmatik babalık deneyiminin ve bireyselleşemeyen Türkiye erkeğinin bir portresini çizebilmek için çok güçlü bir zemin sunuyor. 📍 1. “Kral Oğul” Değil, “Yaralı

okumak için tıklayınız

Yeni Bireyleşme Biçimleri: Jungiyen Bir 21. Yüzyıl Yorumu

Bölüm 3: Dijital Gölge – Like ile Var Olan Benlik 🎭 Persona 2.0: Sosyal Medyada Kim Olmak? Jung, persona kavramını “toplumun bizden beklediği rol” olarak tanımlamıştı.Bugün bu rol artık Instagram’da, TikTok’ta, Twitter’da ve WhatsApp durumlarında yaşıyor.Yani: Artık maskemiz yüzümüzde değil, ekranlarımızda.Ve belki de daha önce hiç olmadığı kadar benliğimizi ele geçiriyor. 🤳 Gölge, Artık Dijital

okumak için tıklayınız

Baba Kim? Aileyi Kim Kurar? Travmatik Aidiyetin Psikanalizi

Bir ruh sağlığı uzmanı olarak , terapi odalarımızın loş ışıklarında veya gündelik hayatın absürt karmaşasında, dilimize pelesenk olan ama derinliğini pek de sorgulamadığımız bir soruyu cesurca masaya yatıralım: “Baba Kim? Aileyi Kim Kurar? Ve bu kutsal sandığımız aidiyet duygusu, ruhumuzda nasıl travmatik bir zincire dönüşür?” Baba Kimdir?: Biyolojinin Ötesinde Bir İşlev ve Birkaç Psikopatolojik Şaka

okumak için tıklayınız

Yumuşak Totalitarizm: İtaatin Şeffaf Halleri ve Modern Kendilik Üzerindeki Gölgesi

Klasik totaliter rejimlerin açık şiddet, baskı ve korkuya dayalı zorlamalarının aksine, bu yeni dönem totalitarizmi, bireylerin kendi rızalarıyla, neredeyse farkında olmadan bir sisteme uyum sağlamasını, hatta ona gönüllü olarak itaat etmesini ifade eder. Peki, özgürlük ve bireysellik vaat eden bir çağda, bu “şeffaf itaat” nasıl ortaya çıkıyor ve kendilik algımızı nasıl şekillendiriyor? Giriş Modern toplumlar,

okumak için tıklayınız

Sevgi de Politiktir : Sevgi, Kişisel Duygudan Toplumsal Sorumluluğa

Sevginin kişisel alanın ötesine geçerek toplumsal bir sorumluluk biçimi olarak algılanması, modern dünyanın en temel ihtiyaçlarından biridir. Bu anlayış, hem bireysel hem de kolektif iyiliğin anahtarını barındırır. Geleneksel olarak sevgi, romantik ilişkiler, aile bağları veya yakın arkadaşlıklar gibi özel ve kişisel alanlara hapsedilmiş, çoğunlukla duygusal bir deneyim olarak görülmüştür. Ancak bu sınırlı tanım, sevginin dönüştürücü

okumak için tıklayınız

“Sosyal Medya ve Şiboletler”

Sosyal medya kullanıcılarına yönelik ötekileştirici dil, algoritmik görünürlük ve kimlik temsili üzerine kültürel, dilsel ve sınıfsal şiboletler üzerine psikopolitik bir çözümleme yapmak gerekiyor. Sosyal Medyada Şiboletler: Beğeni İçin Kod, Görünürlük İçin Şifre Bugün bir tweet yazarken, bir story atarken ya da bir caption oluştururken kaçımız gerçekten “özgür” yazıyoruz?Ya da soruyu şöyle soralım:Kaçımız, görünür olmak için

okumak için tıklayınız

Psikopolitik Stratejiler: Trajediye Karşı Öngörüler

Karmaşık toplumsal dinamiklerde kritik önemde olan konulardan biride bundan bir çıkışın bulunup bulunmadığı meselesidir. Burada bazı eleştireye açık psikopolitik strateji önerisi sunuyorum: 1. 🧠 Bilinçlendirme ve Farkındalık Yaratma Amaç: Toplumsal bilinci yükseltmek, pasiflikten aktifliğe geçişi desteklemek. 2. 🤝 Dayanışma ve Kolektif Örgütlenme Güçlendirme Amaç: Mafya ve çete gibi iktidar boşluklarını dolduran güçlerin yerini demokratik güçlere

okumak için tıklayınız

Komedi Dizilerinin Arketipsel Aynası: “Gibi” Dizisi Üzerinden Bir Jungiyen Analiz

Komedi dizilerinin zengin arketipsel yapısını, özellikle “Gibi” dizisi üzerinden detaylandırarak ele almaktan büyük bir keyif alıyorum. Carl Jung’un psikanalitik teorisi, komedi karakterlerinin toplumsal dinamikleri, mizahi yaklaşımları ve insan ilişkilerini nasıl evrensel temalarla yerel kodları birleştirdiğini anlamak için mükemmel bir mercek sunar. Giriş Komedi dizileri, bir kültürün toplumsal dinamiklerini, mizah anlayışını ve insan ilişkilerini anlamak için

okumak için tıklayınız

Otizm “Hastalık Çerçevesi” ve “Farklılık Çerçevesi” Arasındaki Felsefi Tartışma Bize Ne Gösteriyor ?

Otizm alanındaki “hastalık çerçevesi” ve “farklılık çerçevesi” arasındaki felsefi tartışmanın politik ve hizmet sunumu boyutlarını ele almak, nöroçeşitlilik hareketinin temelini oluşturan kritik bir konudur. Bu iki çerçeve, otistik bireylere nasıl yaklaşıldığını, onlara ne tür hizmetler sunulduğunu ve toplumsal algının nasıl şekillendiğini kökten etkiler. Otizm Alanındaki Paradigma Değişimi: “Hastalık Çerçevesi”nden “Farklılık Çerçevesi”ne Politik ve Hizmet Sunumu

okumak için tıklayınız

Egonun Bölünmesi ve Sahte İşbirliği

Psikanalitik süreçte karşılaşılan ego bölünmesi (splitting of the ego) fenomenini anlamak önemlidir. 1. Yüzeydeki Yetişkinlik: Yetişkin Gibi Görünüp Çocuk Gibi İlişki Kurmak Hasta, analitik çerçevede “yetişkin bir birey” gibi konuşmakta, ancak bu konuşma bir içgörüye değil, yüzeyde işbirlikçi gibi görünmeye hizmet etmektedir. Freud’un ikincil süreç düşünme (secondary process thinking) dediği yapı burada simüle edilmiştir; içerik akılcıdır

okumak için tıklayınız

Görünmez Engellilik: Otizmin Doğası ve Etkileri

Otizm spektrum (OSB), genellikle “görünmez engellilik” olarak tanımlanır, çünkü çoğu otistik bireyin dış görünüşünde belirgin fiziksel işaretler bulunmaz. Down sendromlu kişilerin belirgin fiziksel özelliklere sahip olmasının aksine, otistik bireylerin çoğunda farklı fiziksel özellikler yoktur. Bu görünmezlik, otizmli bireyler ve aileleri için bir dizi benzersiz zorluk yaratır. 1. Otizmin Görünmezliği ve Çeşitliliği: Otizm genellikle “gizli bir

okumak için tıklayınız

Otistik Bir Yetişkinin Psikodinamiği

Otistik bir yetişkinin yaşantılarını psikodinamik açıdan değerlendirmek, bireyin iç dünyasını, erken dönem yaşantılarının ve bilinçdışı süreçlerin mevcut işlevselliği üzerindeki etkilerini anlamayı gerektirir. Kaynaklar, “psikodinamik” terimini açıkça kullanmasa da, otistik yetişkinlerin kimlik oluşumu, ilişki dinamikleri, duygu düzenleme ve telafi stratejileri gibi alanlardaki deneyimlerini derinlemesine inceleyerek bu perspektife uyumlu bir çerçeve sunar. Bu değerlendirme, bireyin yaşadığı zorlukları

okumak için tıklayınız

Gündemin Toksik Ritmi: Bugün Ne Unutacağız? Bölüm 2 “Bize Ne Oluyor?”

🧠 Duyguların Çöküşü ve Toplumsal Yorgunluk Sabah uyanıyorsun, haber akışı başlıyor:💥 Yeni bir linç🩸 Yeni bir ölüm🚨 Yeni bir siyasi kriz🥀 Yeni bir doğal felaket🧊 Ve… sende sadece donukluk. Tepki yok. Göz kırpmadan geçiyorsun.Çünkü artık sadece bilgiye değil, hissetme gücüne de yabancısın.Bu, bilgi yorgunluğu değil.Bu, duygu tükenmesi. 💣 Byung-Chul Han: “Pozitiflik Terörü” Yorgunluk Toplumu‘nda Han

okumak için tıklayınız