Kategori: Psikoloji

Yeldeğirmenin Jungiyen Psikoloji ve Mitolojideki Anlamı Nedir ?

Yeldeğirmeni, Jungiyen psikoloji ve mitolojide spesifik bir simge olarak geniş bir literatürde işlenmemiş olabilir; ancak yeldeğirmenleri genel olarak rüzgarın gücünü kullanarak çalışan yapılar olduğu için, değişim ve enerji dönüşümünü sembolize edebilir. Rüzgarın bu dönüştürücü gücü, bireyin içsel ve dışsal dünyada meydana gelen değişimleri ve enerji akışlarını yansıtabilir. Mitolojide ise, yeldeğirmenleri özellikle Batı edebiyatında ve halk

okumak için tıklayınız

Game Of Thrones: Lannister’in İkilemi, Bağlılık ve Kişisel Ahlakın Çatışması mıdır?

Jaime Lannister’ın “Kingslayer” lakabı, “Game of Thrones” evreninde hem bir damga hem de onun karmaşık karakterinin bir yansımasıdır. Bu lakap, Jaime’nin bağlılık (yeminine sadakat) ile kişisel ahlak (doğru olanı yapma arzusu) arasındaki çatışmayı sembolize eder. Jaime’nin durumu, etik teorilerdeki klasik bir çatışmayı yansıtır: ‘deontoloji’ (görev etiği) ile ‘sonuççuluk’ (konsekansyalizm) arasındaki gerilim. Deontoloji, bir eylemin ahlaki

okumak için tıklayınız

Jung’un Persona Kavramı: Jay Gatsby, Tony Stark, ve Altın Maskenin Ardındaki Boşluk

Jay Gatsby’nin “The Great Gatsby”’deki persona’sı ve Tony Stark’ın “Iron Man”deki persona’sı, Carl Gustav Jung’un “persona” kavramını – yani bireyin topluma sunduğu sosyal maskeyi – çarpıcı bir şekilde yansıtır. Jung’a göre persona, bireyin bilinçdışındaki çatışmaları, arzuları ve gerçek benliğini gizlemek için kullandığı bir savunma mekanizmasıdır. Ancak bu maske, bireyleşme sürecinde (bilinçli ve bilinçdışı yönlerin bütünleşmesi)

okumak için tıklayınız

Ön Yargı, Dışlama, Duyarsızlık, Ötekileştirme, Mobbing, Zorbalık ve Bencillik = Ayrımcılık

Ayrımcılığın kökeni, bireylerin ya da grupların, belirli önyargılar ve kalıplaşmış düşünceler nedeniyle eşit olmayan şekilde değerlendirilmesinden kaynaklanır. Bu süreç, birbirini besleyen ve güçlendiren bir dizi olumsuz davranışı içerir. İşte bu unsurların ayrımcılık üzerindeki etkileri: Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, toplumsal dokuya zarar veren ayrımcılık olgusunu doğurur. Ayrımcılık, bireylerin yalnızca farklılıkları nedeniyle haksız muameleye maruz kalmasına, haklarının

okumak için tıklayınız

Terapideki Dirençler – Otizmde Terapötik Anlayışlar

“Çok Olan İyidir” İnancı:Terapinin etkili olması için uzun süre devam etmesi gerektiğine dair yaygın bir inanç bulunur. Özellikle otizmde, aileler ve uzmanlar bazen daha fazla terapi saatinin her zaman daha iyi sonuç vereceğini düşünebilirler. Ancak, bu durum bazen çocuğun tükenmesine ve terapiden soğumasına neden olabilir. Terapinin niceliği değil niteliği önemlidir. Farklı terapi türlerini denemek de

okumak için tıklayınız

Marion Woodman’ın Yeme Bozuklukları ve Bağımlılık Üzerine Görüşleri

Marion Woodman’ın yeme bozuklukları ve bağımlılık üzerine görüşleri, Jungiyen analitik psikolojinin temel kavramlarıyla derin bir şekilde örtüşür. Bu görüşler, modern toplumda bireylerin bedenlerinden ve dişil enerjiden uzaklaşmalarının, hem bireysel hem de kolektif bilinçdışında ciddi çatışmalar yarattığını öne sürer. Anne Arketipi ve Bedenin Reddedilmesi: Woodman, yeme bozukluklarının, özellikle anoreksiya ve bulimiyanın, kadının bedeninden ve dişil özünden

okumak için tıklayınız

Cinsellikle ilgili Mitler

Cinsel mitler, cinsellikle ilgili doğru olmayan inanışlar ve yanlış bilgilerdir. Bu mitler genellikle toplumda yaygın olarak kabul görür ve cinsel sorunların oluşmasına veya mevcut sorunların daha da kötüleşmesine neden olabilir. İşte bazı yaygın cinsel mitler: Bu mitlerin çoğu yanlış ve olumsuz inançlara dayanır. Cinsellik karmaşık bir konudur ve kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Doğru cinsel bilgiye

okumak için tıklayınız

Kadın : İktidarların Psikopolitiği

İktidarların, dinler ve kültürün; kadın bedeni-ruhu ve zihni yani kadının yaşamı üzerinde bu kadar ısrarla durmasının, fikir-ideoloji ve politika üretmesinin birkaç yapısal, psikolojik ve ideolojik nedeni vardır. Bunları politik psikoloji, toplumsal cinsiyet teorisi, psikanaliz ve siyasal ideoloji eleştirisi bağlamında şöyle açıklayabiliriz: 1. Kadın Bedeninin Denetimi = Toplumun Denetimi Kadın, biyolojik olarak doğurganlıkla ilişkilendirilir. Bu nedenle ataerkil toplumlarda kadın bedenini kontrol etmek, aynı

okumak için tıklayınız

Karen Horney’e Göre İdealize Edilmiş Benlik İmajı Kavramı

🌪️ İdealize Edilmiş Benlik İmajı Karen Horney’nin nevrotik kişilik kuramına göre, birey gerçek benliğini tehdit altında hissettiğinde veya kabul edilmediğini düşündüğünde, kendi içsel hakikatinden uzaklaşarak “ideal-ben” imgelerine yapışır. Bu ideal-ben: Ancak bu kurgusal benlik, gerçek benlikten kopuk ve katı bir idealdir.Birey artık kendisini olduğu gibi değil, olması gerektiğine inandığı şekilde görmeye başlar. 🧩 Bu Savunma Ne Zaman Gelişir? Bu savunma mekanizması genellikle: 🔍 Belirtiler ve

okumak için tıklayınız

Manik Savunma (manic defense) kavramının, Melanie Klein ve Post-Klein’cı Kuramcılar (özellikle Hanna Segal) ‘a Göre Açıklanması

🧠 Manik Savunma (Manic Defense) Melanie Klein‘a göre, manik savunma, bireyin içsel olarak dayanılmaz suçluluk, kayıp ve depresif acıyla yüzleşemediğinde geliştirdiği bir psişik inkâr stratejisidir. Birey, iç dünyasında yaşadığı: 🔍 Savunmanın Psikodinamik Yapısı Manik savunma, özellikle depresif konumun (depressive position) inkarıdır.Klein’a göre, çocuklukta nesneyle kurulan ilişkide bir kayıp ve suçluluk oluşur: “İçimdeki kötü düşünceler annemi zedeledi.”Birey bu içsel bölünmüşlük ve suçlulukla baş

okumak için tıklayınız

Alfred Adler’in Bireysel Psikolojisine Göre Bastırılan Yetersizlikten Doğan Telafi Mekanizması Nedir ?

🧩 Bastırılan Yetersizlikten Doğan Telafi Alfred Adler‘in bireysel psikoloji kuramına göre, insan davranışlarının çoğu, yaşanmış ya da hissedilmiş bir yetersizlik duygusunun telafisi üzerinden şekillenir. Adler bu durumu iki ana kavramla açıklar: 🔹 1. Aşağılık Duygusu: Gelişimin Başlangıcı İnsan doğuştan itibaren hem fiziksel hem de ruhsal olarak eksiklik ve yetersizlik duygusuyla karşı karşıyadır (örneğin çocuklukta yetişkinlere bağımlılık). Bu doğal eksiklikler, bireyi gelişmeye

okumak için tıklayınız

Narsisistik Genişleme (Narcissistic Expansion)

Heinz Kohut tarafından geliştirilen kendilik psikolojisi (self psychology) içinde narsisistik genişleme, bireyin kırılgan ve bütünleşmemiş kendiliğini koruyabilmek için başvurduğu patolojik bir savunmadır. “Narsistik Genişleme” terimi yaygın olarak standartlaştırılmamıştır, ancak muhtemelen bir narsistin öz-önem, etki veya kontrol duygusunu şişirme, ego odaklı davranışlarını ilişkiler, iş veya sosyal alanlar gibi daha geniş alanlara yayma yönündeki psikolojik veya davranışsal eğilimini ifade eder. Narsistik özelliklerin

okumak için tıklayınız

Psikiyatrideki Üç Devrim Nedir?

20. yüzyılın son on yıllarında psikiyatride üç önemli devrim yaşanmıştır. Bu devrimler, psikiyatrinin hem teorik temellerini hem de pratik uygulamalarını şekillendirmiştir. Bu üç devrim şunlardır: 2. Hizmet Sunum Modelindeki Devrim: Bu devrim, zihinsel sağlık hizmetlerinin ağırlıklı olarak doktor tarafından yönetilen bir modelden, toplum odaklı, multidisipliner organizasyonlar olduğu modellere geçişi ifade eder. Daha da önemlisi, hizmetler

okumak için tıklayınız

Psikoterapi Felsefeden Ne Zaman Uzaklaştı?

Psikoterapi ve felsefe arasındaki derin bağ zaman içinde farklı evreler geçirmiştir: Özetle, psikoterapi temelde 19. yüzyılın sonlarından itibaren felsefeden ayrı bir disiplin olarak gelişmeye başladığında ondan uzaklaşmış ve kendi bağımsızlığını ilan etmek için felsefeyi reddetmiştir. Bu uzaklaşma süreci 20. yüzyıl boyunca devam etmiş ve günümüzde de bağ zayıf kalmış olsa da, 90’lardan sonra felsefeyle yeniden

okumak için tıklayınız

Kitap Tanıtımı : Klinik Felsefe

Klinik felsefe, genel olarak felsefe ile psikoterapi/psikiyatri arasındaki derin ve sağlam bağın yeniden kurulmasını ve bu bağın klinik uygulamalarda kullanılmasını konu alır. Kitabın kendisi de “Klinik Felsefe” başlığını taşımaktadır. Giriş bölümünde belirtildiğine göre, günümüzde psikoterapi ile felsefe arasındaki bu bağ neredeyse görünmez hale gelmiş, hatta her iki disiplin tarafından reddedilir olmuştur. Oysa aslında felsefe tarihi,

okumak için tıklayınız

Carl Gustav Jung; Yoga ve Meditasyon Türlerini Nasıl Ele Alıyor ?

Carl Gustav Jung’un Yoga ve Meditasyon Psikolojisi üzerine verdiği seminer notlarından derlenmiş olan Yoga ve Meditasyon Kitabı, Doğu ve Batı’daki çeşitli yoga ve meditasyon türlerini ele almakta ve bunları birbiriyle karşılaştırmaktadır. Kitapta bahsedilen ve karşılaştırılan başlıca yoga ve ilgili pratik türleri şunlardır: ◦Kaynaklara göre bu, Doğu meditasyonunun başta gelen bir örneği ve yoga üzerine yazılmış

okumak için tıklayınız

Psikanalitik Terapilerin Ortak, Tanımlanabilir Yedi Bileşeni Nedir ?

Bu bileşenler, psikanalitik terapinin ne olduğunu tanımlama çabasında önemli bir rol oynamakta ve mesleki kimlik, eğitim ve uygulama stratejileriniz için temel oluşturabilir. Shedler (2010) tarafından tanımlanan ve psikanalitik/psikodinamik terapilerin ortak noktalarını gösteren yedi temel unsurdan bahseder…. Bu unsurlar, analitik camia için ortak bir zemin oluşturma ve geniş bir yelpazeye yayılan psikanalitik terapileri kucaklama potansiyeli taşımaktadır.

okumak için tıklayınız

Psikanalizin “Altın Çağı”

Psikanalizin “altın çağı” genellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki yıllar ve 1950’ler boyunca Amerika’daki dönemi ifade eder…. Bu dönem, psikanalizin egemen psikanalitik çevre tarafından psikiyatrinin bir alt uzmanlığı olarak kabul edildiği ve psikoterapiden ayrı tutulduğu bir “mutabakat dönemi” olarak tanımlanır…. Bu dönemin “altın çağ” olarak nitelendirilmesinin temel nedenleri ve özellikleri şunlardır: 1. Yüksek Prestij ve Popülerlik:

okumak için tıklayınız

Psikanalizin “şibbolet”leri nelerdir?

“Şibbolet” kelimesinin kökenini ve psikanaliz tarihindeki kullanımına dair Halk İçin Psiktoerapi kitabında açıkça ortaya konmaktadır. “Şibbolet” kelimesi, İbranice kökenlidir ve Eski Ahit’te geçen bir hikâyeden gelir…. Bu hikâyede, farklı bir etnik grubun üyeleri, belirli bir kelimeyi (“şibbolet”) doğru telaffuz edemediklerinde düşman oldukları anlaşılır ve bu durum onların öldürülmesine yol açar…. Bu bağlamda “şibbolet söyleyebilmek”, sadece

okumak için tıklayınız

Carl Gustav Jung Batılı insanın-zihnin neden yoga ve meditasyon pratiklerinde zorlanacağını düşünmektedir ?

Bu zorluklar temel olarak Doğu ve Batı kültürleri arasındaki temel psikolojik ve kültürel farklılıklardan kaynaklanır: 1.Dışa Yönelim vs. İçe Yönelim: Batı zihni, din ve ruhani uygulamalarında genellikle dışa doğru yönelimlidir…. Batı, nesneleri ayırt eden, dış dünyaya odaklı bir bakış açısına sahiptir…. Doğu ise içe doğru yöneliktir ve uygulayıcılar dış dünyayı salt görünüş olarak reddedebilir…. Yogik

okumak için tıklayınız