Çaye Berbena / Neden Ağlıyorsun

*Kamcı sanık u şiiri wanena bıwane
Tı ne Mecnun, ne ki Leyla bena
Kamcı şuyare gos dana, gos de
Vengê aşeyunê Halboriye nêhesnena
Kamcı kıtab de esto, kam cuab dano
Mae çıtur derguşa xo xeneknena
Mordem çıtur vengê phıtê xo ra terseno
Caverde, kıtabi her çi nênusnenê

Haziran 2014 tarihi itibari ile yeni bir yayınevi girdi yayın dünyamıza. Küçük ancak geç kalınmış bir adımdı. Adı ile merak edilen bir yayıneviydi; Dersim yayınları. Küçük, mütevazi, kendisi olan, kendisi ile anılan bir yayın çizgisinde olmaya gayret gösteriyor. Bu sebeple kendi dünyasında kitaplar yayınlıyorlar. Kendileri hakkında “Yazılı kültürün görsel kültür karşısında ayakta durma mücadelesi verdiği günümüzde, yayın çizgisiyle hayatı sorgulayacak, tartışacak, öğrenmeye teşvik edecek ürünleri yayınlamayı hedefliyoruz”. Ayrıca “İlk kitabımızdan da anlaşılacağı üzere; insan hakları, yakın tarih temaları ve adını almış olduğumuz Dersim’e dair inceleme, araştırma, kültür, sanat, edebiyat ve dil konularında kitapları, dosyaları olan yazarları, yazanları bizimle yol arkadaşlığına davet ediyoruz”. Zaten mesele Dersim olduğunda ister istemez insan hakları, özgürlük, kültür ve kimlik doğal olarak gündem oluyor. Konu Dersim olunca anlatılacak çok şey oluyor; Kızılbaşlık, Dersim 38, sürgün, katliam, tecavüz, sol mücadele, Kürt özgürlük hareketi , kırmanclık, kırmancıki vb. ve elbette bunu anlatan klamlar, ağıtlar, hikayeler, hatıralar, sanıklar.

Dersim’in sözlü geleneği çok güçlüdür. Son dönemde yazılı kaynağa aktarımlar çoğalmaya başladı. Dersim Yayınları bu konu için önemli bir adımdır. Dersim Yayınlarından şimdiye kadar 3 kitap çıkmış anladığımız kadarıyla. Bunların ilki Ali Ekber Yürek “Ben Dünyayı Değiştirmeye Talibim” kitabın arka kapağında “Ben Dünyayı Değiştirmeye Talibim” sadece bir dönemin kitabı değildir. Daha güzel bir dünyada yaşamanın mümkün olacağına inanan ve bu inancını yüreğinde besleyerek yola çıkan onurlu insanlardan yalnızca birinin yaşam öyküsüdür aslında. Ve de arkada kalanların hayata tutunma, ayakta kalma ve bu cesur insanların onurlu mücadelelerini anlama, onlardan kalan mirası devralmalarının öyküsü” yazıyor. 2. Kitabı ise dersimin, xızırın dilinde kırmancıki de yazılmış olan bir şiir kitabı. Kırmancıki Dersimlilerin dillerini adlandırırken kullanmış oldukları adlandırmadır. Kendi ana dilinde şiir okumak epeyce etkiliyor insanı. Duygularınızı kendi dilinizde ifade edildiğini görünce oldukça duygusallaşıyorsunuz. Ne yazık ki bu dil yok olma tehlikesi de taşıyor. Sait Çiya’yı ve Dersim Yayınları bu kitap dolayısıyla kutlamak gerekir. Ellerine sağlık. Kimin elinden, ne şekilde ve hangi ad ile çıkarsa çıksın dil ile ilgili olan her çalışma anlamlı ve de ilericidir. Bu sebeple bu türden tartışmalara burada girmeyeceğim. Dil midir lehçemidir, zazaca mıdır, kırmancıki midir. Dersimliler dillerine kırmancıki diyor mu evet. O zaman bu dilin adı böyle anılmalıdır. Bu sebeple insanlar karalanmamalı, bu tür çalışmalara önem verilmeli ve bu çalışmalar desteklenmelidir. 3. Kitap ise “VAGON”. Benim de burada asıl durmak istediğim ve oldukça önemli gördüğüm kitap. Dersim’in Dersimlinin hikayesini anlatan kitap. Vagon tek başına bir vagondan çok daha fazla anlam ifade eder. Her Vagon bir trendir. Bu sebeple bir bütünün bir parçası ve aynı zamanda bütünün her özelliğini bağrında taşır. Bu tren bir yol almaya görsün, uğramadığı istasyon, selam vermediği insan kalmaz. Okuduğunuzda bir tanıdıktan eski bir anı dinler hissi veren kitap vagon. Uzun zamandır hikayelerin peşinde gidiyorum, hikayesi olmalı insanın diyorum, hikayesiz olmamalı insanoğlu. Anlat dedi eski bir anı anlat uçurum kıyısı dünyamızı işte bu uçurum kıyısı dünyanın bir parçası vagon. Vagon da bütün Dersimliler, Dersim’e yolu düşenler, Dersim’i merak edenler. Öğrenmek isteyenler mutlak bir yer bulacaklar kendilerine. Mutlak tanıdık bir hikaye. Mutlak tanıdık bir yüz. Sabahattin Ali’yi görecekler örneğin. Onun makus talihini, içimizdeki şeytanı görecekler. Kötülük dürüsttür, kulağımıza böyle fısıldar içimizdeki şeytan. Kötülüğü hissedecekler. Belki de bugüne kadar kötülüğü hiç bu kadar net okumamıştınız. Orhan Pamuk romanlarında gördüğünüz canlı kahramanları göreceksiniz. Yaşar Kemal’in binbir bahçesine şahit olacaksınız. Dersim ile Munzur’un, Şahrud ile Seyduna’nun hikayesine şahit olacaksınız. Nöbetleşe katliamı göreceksiniz. Dersimin 38 den bu yana gelmiş geçmiş bütün hikayesini okuyacaksınız. sürgün kararı ile birlikte 8 gün süren kara bir vagon hikayesi sarsılacaksınız. Sidik kokuları içerisinde 40’a yakın insanın küçük bir vagonda tam 8 gün süren hikayesinde insanlığın ne menem bir şey olduğunu göreceksiniz. O vagonda başlayan hayatlar, o vagonda dünyaya gözünü açmış sare’nin semra oluşu. Ermeni dostların vefalarına, vefa borcunu ödemelerine şahit olacaksınız. Türkleştirmeyi, kuyruklu kürt hikayelerini dinleyeceksiniz. Zaman zaman gözyaşınıza engel olamayacaksınız. Dersimin yerel yemeklerinden tadacaksınız. Munzurun suyundan içeceksiniz.

İyi ki, yazmış İsmail, iyi ki basmış kitabı Dersim Yayınları. Bütün hikayeler böyle mi başlar. Yolculuk olmadan hikaye olmaz mı? Dersimin hikayesi de böyle kara vagonlarla başlar. Sonrası mı, sonrası bir ülke tarihidir. Sürgün, geri dönüş yasağı, çok partili döneme geçiş, ülkücü saldırılar, ermeni dostlar, iyiliğin hikayesi, 70′ li yıllar, darbe, Sovyet dönemi, sol içi gerilimler, yurt dışına çıkışlar. Ve araya girilmeyecek ve elinizden bırakmak istemediğiniz ve hep merak ettiğiniz bir aşk hikayesi. Okumadıysanız alın, okuyun derim. Alinin, Sarenin, Zeyninin, Gulenin, ermeni Hovhnnesin, Zeynel ağanın, İsmail ustanın, beyaz Evin hikayesidir bu. Ve son kez bu kitabın sinemaya uyarlanması gerekir. Bir tarihe ayna olmuş bu kitabın film ile buluşması ümidi ile.

*hangi hikayeyi hangi şiiri okursan oku
Sen ne mecnunsun ne de leyla
Hangi hikayeyi/ağıdı dinlersen dinle
Halbori aşiretlerinin sesini duyamazsın
Hangi kitapta var, kim cevap verir
Bir anne nasıl çocuğunu boğar
Baba nasıl bebeğinin sesinden korkar
Bırak, kitaplar her şeyi öğretmezler.

Şenol Sırma
02.04.2015 http://blog.radikal.com.tr/

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler
Demir Ağlarla Gelen Sürgünün Romanı – Mazlum Vesek

İsmail Taylan Kaya’nın ‘Vagon’ adlı romanını elime aldığımda genç bir yazarın kendi hikâyesine doğru bir yolculuk yaptığını ‘sezdim’. Sezdim diyorum,...

Kapat