Çiçek Senfonisi – Özdemir Asaf

Çiçek Senfonisi – Toplu Şiirler çağdaş Türkiye şiirinin en özgün isimlerinden biri olan Özdemir Asaf?ın sağlığında yayımladığı yedi şiir kitabını bir araya getiriyor: Dünya Kaçtı Gözüme, Sen Sen Sen, Bir Kapı Önünde, Yumuşaklıklar Değil, Nasılsın, Çiçekleri Yemeyin, Yalnızlık Paylaşılmaz.
“Özdemir Asaf?ın toplu şiirleri ?Çiçek Senfonisi?yle onu yeniden bütünüyle okuyup, değerlendirebiliyoruz. Şiirlerindeki yoğun söyleyiş hiçbir zaman onun ?çarpıcı? sözcük seçimindeki titizliğini sezdirmez. Kendiliğindenmiş gibi doğal… İnsan toplum ilişkilerini, düşünce temelinde işleyip eleştirirken yer yer alay ve taşlamanın yer yer bilgece yorumların ağır bastığı bir şiir evreni kurmuştur.
Özdemir Asaf, şiir matinelerinde dinlemenin dışında da tanıştığım, konuştuğum ozanlardan biri. Yine de onu tanıdığımı söyleyemiyorum. Gizemli bir havası mı vardı? Bu sorunun yanıtı hem evet, hem hayır. Ömrünün son yıllarında geceleri giydiği kırmızı astarlı siyah pelerini örneğin. Bir gösteri adamının tamamlayıcısı, büyülü bir ortamı bekleten bir öğe gibiydi. Sanki sahnede gibi davranıyordu o da. Ama o kadar da doğaldı… Onu ilk kez bir matinede gördüm. Saatlerce şiir dinlemenin salonu yormaya başladığı bir anda çıktı sahneye. Ve onu etkili kılan nedir hiç bilemedim. Erken dağılmaya hazır dinleyicileri, sahneye çıkar çıkmaz derleyip toplayan ses tonu, salondaki herkese yalnızca onun için okuyor duygusu verişi… Bu olgu kimi zaman fıkra gibi anlatılırdı, hani salondan biri çıkmak için kapıya yönelince ona sesleniyormuş gibi okunan Lavinia?nın ilk dizesi: Sana gitme demeyeceğim. Belki de şaşırma duygumuza sesleniyordu.
Benzer bir şaşkınlığı 1980 sonrası üniversitelilerinin Özdemir Asaf şiirlerine olan hayranlık ve tutkusuna tanık olanlar yaşadı. Özdemir Asaf?ı, daha doğrusu şiirleri bu gençlikle buluşturan, onun adına günler düzenlettiren hangi olguydu? Yaşamıyordu bile. Sessiz sedasız ölmüştü, bir kara milat gibi anılan/anımsanan 12 Eylül günlerinin başlarında.
Onu öldükten sonra ünlü eden acaba şiirlerinde yaşadıklarını duru bir dille ve yoğun bir anlatımla yansıtması mıydı:
?Yaşadığımı şiirlerimde en yoğun yönleriyle, en kesin sandığım biçimlerde, en kısa olduğuna inandığım ölçülerle verdim, veriyorum, vereceğim.?
Yoksa şiirin bir görüşü yansıtması, bir iletisinin olması düşüncesinden yola çıkışı mı, dönemin bungun havasının alternatifi olmuştu okurlara?
Reklamı yapılmayan, hakkında yazılar yazılmayan kitaplarının hızla satılmaya başlayışını ölümünden sonra derlenen kitapları ve üniversitelerdeki edebiyat kulüplerinin Özdemir Asaf günleri izledi. Gençlik, onun şiirlerindeki ikinci kişiyi, kendi söylemek istediklerini dile getireni keşfetmişti. Onun adına yapılan ilk toplantılardan birine çağrılıydım. Onlara Özdemir Asaf?ı neden sevdiklerini sordum. Aşağı yukarı hep aynıydı söyledikleri: ?En az sözcükle en yoğun anlatabilen bir şair olduğu için?, ?İnsan olgusunu kapsamlı bir biçimde kavrayıp analiz edebildiği için?, ? Tam bir dürüstlükle aklını yansıttığı, toplumsal önyargılara karşı cesur davrandığı için?, ?Takdir edilmek kaygısı olmaksızın yazdığı, kendisiyle bile dalga geçebilen muzip, içli bir adam olduğu için…? Bu saptamaların en şaşırtıcısı bence en doğru olanıydı: ?Muzip ve içli.? Bütün gençler, hatta ergenler gibi.

Bir bellek tazeleme
Özdemir Asaf?ı 1958?de tanıdığımda Cağaloğlu?nda bir matbaası vardı: Sanat Basımevi. Asıl soyadının Arun olduğunu da o ara öğrendim. Yaşam öyküsünü ise daha sonraları. Bir bellek tazeleyelim:
11 Haziran 1923 yılında Ankara?da doğdu. Babası Mehmet Asaf, Şura-ı Devlet?in kurucularındandı. 1930?da babası öldü. Özdemir Asaf da, Galatasaray Lisesi?nin ilk kısmına girdi. 1941 yılında 11. sınıfta, bir ek sınavla Kabataş Erkek Lisesi?ne geçip 1942 yılında mezun oldu. Hukuk Fakültesi?nde, İktisat Fakültesi?nde ve Gazetecilik Fakültesi?nde okudu ama bitirmedi. Bu arada Tanin ve Zaman gazetelerinde çalıştı, çeviriler yaptı. Bir süre sigorta prodüktörü olarak çalıştı. 1951 yılında Sanat Basımevi?ni, kurdu ve kitaplarını Yuvarlak Masa Yayınları adı altında yayımladı. 1972 yılında ?Şimdi? adlı bir biblio/bar/restoran açarak hem sanatçı dostlarını hem her meslekten insanı ağırladı. 28 Ocak 1981?de öldü.
İlk şiirleri 1940-44 arasında Servet-i fünun/Uyanış dergisinde yayımlanan Özdemir Asaf?ın yapıtları şunlar: Şiir: Dünya Kaçtı Gözüme (1955), Sen Sen Sen (1956), Bir Kapı Önünde (1957), Yumuşaklıklar Değil (1967), Nasılsın (1970), Çiçekleri Yemeyin (1975), Yalnızlık Paylaşılmaz (1978), Benden Sonra Mutluluk (ölümünden sonra, 1984), Çiçek Senfonisi (Toplu Şiirler, ölümünden sonra, 2008) Etika: Yuvarlağın Köşeleri (1961), Yuvarlağın Köşeleri II (ölümünden sonra,1986) Öykü: Dün Yağmur Yağacak (ölümünden sonra, 1987), Otokopi, Deneme: ?ça (ölümünden sonra, 1988), Çeviri: Reading Zindanı Balladı-Oscar Wilde (1968).
Özdemir Asaf?ın toplu şiirleri Çiçek Senfonisi?yle onu yeniden bütünüyle okuyup, değerlendirebiliyoruz. Şiirlerindeki yoğun söyleyiş hiçbir zaman onun ?çarpıcı? sözcük seçimindeki titizliğini sezdirmez. Kendiliğindenmiş gibi doğal… İnsan toplum ilişkilerini, düşünce temelinde işleyip eleştirirken yer yer alay ve taşlamanın yer yer bilgece yorumların ağır bastığı bir şiir evreni kurmuştur. İnsan ilişkilerinin toplumsal ve bireysel yanlarını sen ben ikileminde vermiştir. Behçet Necatigil bu durumu şöyle açıklar:
?Özdemir Asaf?ın şairdeki ikinci kişi problemini , ikinci kişi ile kendi arasında ki bağlantıları çeşitli yönlerden derinleştirdiği , yaşayışını dolduran davranışları soyutlaştırarak bir düşünme planına yükselttiği, bunu yaparken de, 1950 şiirinin ortak biçim anlayışından ayrı, özel bir dil kullandığı görülür; çelişmeli , oyunlu bir mantık düzeninde mısra sayısını çok kere en aza indirdiği de olmuştur.? (Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü)

Gerekli bir bilgelik
Özdemir Asaf?ı gençlere tanıdık ve vazgeçilmez kılan kuşkusuz toplumla hayatla çatışkılara alaysı bir bilgelikle verdiği yanıtlardı. Bu yanıtlarda hem şiirimizde, özellikle rubailerle, yüzyıllardır alışılmış bir ?tavır? hem yepyeni bir aykırılık yer alıyordu. Bu şiirlerin beni en çok etkileyeni Çelik?tir:

Suyun içinde bir ateş var,
Biliyorsunuz,
Ateşin içinde bir su var
Biliyor musunuz…
Dildeki yanlışlıklar
Diller dolusu
Bilmiyorsunuz.

Bana sormadılar,
Biliyorsunuz,
Sorsalar söylemezdim
Söylerdim bilmiyorsunuz,
Oncalarına bunca sözü,
Kucak dolusu.
Bu şiirde beni etkileyen belki de Şükran Kurdakul?un ?kendisiyle birlikte çağıyla ve toplumuyla hesaplaşmalarında buruk öfkesini içinde saklayan yeni taşlama biçimleri getirdi? diye tanımladığı buruk alaysılıktır.
Özdemir Asaf, bir çığlık gibi yalnızlık paylaşılmaz, der. Yanıtı bir fısıltıdır: Paylaşılsa yalnızlık olmaz. Çünkü şiirinin olmazsa olmaz temalarından biri sevgi ve ayrılıksa öteki de iletişimsizliktir. Yalnızlık da iletişimsizlikten doğmaktadır. Son şiirlerinde alttan alta ölümle ilgili umutsuz bir tedirginlik görülür ama sanki ölüm de iletişimsizliğin bir türü gibidir:

Kendi öyküsünü
Ne anlatabilen,
Ne de dinleyebilen.

Kendi türküsünü
Ne yazabilen,
Ne de söyleyebilen.
Benim, yazarlarla, şairlerin aramızdan temelli ayrıldığına inanmayan bir yanım vardır. Ne zaman bir kahvede açık bir tavla görsem Edip Cansever ile Orhan Kemal?in az önce orada olduğunu sezerim. Ne zaman küçük bir matbaa görsem, köşede oturanın Özdemir Asaf olduğunu bilirim ama bir türlü seslenemem adlarını. Çünkü:
Yalnız?ın adı okunduğunda
Okulda ya da yaşamda ..
Kimse
?Burada?
deyemez..
Ama
Yok da..
Makalenin Yazarı: Sennur Sezer

Özdemir Asaf?ın şairdeki ?ikinci kişi? problemini, ikinci kişi ile kendi arasındaki bağıntıları çeşitli yönlerden derinleştirdiği, yaşayışını dolduran davranışları soyutlaştırarak bir düşünce planına yükselttiği, bunu yaparken de, 1950 şiirinin ortak biçim anlayışından ayrı, özel bir dil kullandığı görülür; çelişmeli, oyunlu bir mantık düzeninde mısra sayısını çok kere en aza indirdiği de olur.?
Behçet Necatigil

Özdemir Asaf 1950?lerde kişiliğini bulduğu, şiirinin özelliklerini belirginleştirdiği zaman, bütün akımların dışında bir şairdi. Düşünceleri, duyguları yoğunlaştırıp kısacık şiirler yazışıyla Uzak Doğu ülkelerinin bilge şairlerine benziyordu.

Bu özelliğiyle Garip akımının ilk günlerine de bağlanabilirdi, ama o akım içinde fazla bir yer tutmayan bu anlayış, Özdemir Asaf?ta düşünceye iyice ağırlık verilerek benimsenmiş, özenle işlenmiş, geliştirilmişti. Şiir düşüncelerin, duyguların yoğunlaştırılmasında aranıyordu.

Uzun şiirlerde bile parçaların bu anlayışla ele alındığı açıktı.?
Memet Fuat

ÇİÇEK SENFONİSİ
Toplu Şiirler
Özdemir Asaf
Yapı Kredi Yayınları
2008
487 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Şiir Kitapları
Seçme Şiirler – Walter Whitman

Walt Whitman biçime değer vermeyen bir şair değildi. Yalnız anlattığı yeni şeylerin eski biçimlere sığmayacağına inanırdı : ?Bütün bu yeni,...

Kapat