Çocuk Yıllar – Sibel Yalçın

ÇOCUK YILLAR
Oysa tutsa şimdi annem yeniden,
küçük ellerimden,
pazardan dönsek acele.
Avucumda yeşil erikler, ayağıma büyük gelen terlikler
Tökezleyerek yürüsem toprak kokan annemin yanında.
Ulaşsak evimize, yorulsam,
Bıraksa elimi de eriğimi yesem.

Dümdüz saçlarım yüzüme dökülse, adımı seslense annem,
Çıksam beş basamaklı bitmek bilmeyen tahta merdivenden.
Kutsal misafir odasının camından içeri baksam.
Yeşil minderli ahşap kollu koltukları görsem…
Ama giremesem yine içeri.
Doğrulsam mutfağa, kokusunu yesem önce yemeğin ki zaten doyarım.
Sonra çıksam sokağa…
Adımlamakla bitiremediğim iki ev ötedeki amcamın evine koşsam,
Bahçelerine dalsam,
İnce uzun elli, zayıf yüzlü babaannemi görsem.
Bana baksa, ona baksam, gülse…
Kocaman cevizler verse bana cebinden.
Doldursam kucağıma, döke saça yola düşsem.
Kanasa yine dizlerim ama hiç acımasa.
Ben koşsam, bulut koşsa
Ben koşsam, ağaç koşsa…
Avazım çıktığı kadar bağırsam arkadaşlarıma,
Her evden bir çocuk çıksa.
Saklambaç oynasak, dombik oynasak taşları savura savura,
Hiç akşam olmasa…
Ben oynarım sabaha kadar.
Koşarım, düşerim, ağlarım…
Ama hiç acıkmam, susamam, bir şey de istemem.
Bir daha çocuk mu olacağım?
Çağırma daha anne, çağırma.
Babam eve gelene kadar çağırma.
Şimdi, evimizin yanındaki mısırların arasından geçip
arkadaki buğday tarlasına gideceğiz biz.
Kaybolacağız orada.
Gözümüze, kulağımıza girecek uzun boylu başaklar,
Yüreğimiz küt küt atarak saklananları bulacağız.
Bulunca kendimizden korkacağız.
Çağırma daha ne olur…
Dut ağacımdaki salıncağıma bineceğim.
Yeni diktiğin domateslere basıp ,köşedeki ağaçtan vişne toplayacağım.
Onu kulağıma takıp küpe yapacağım.
Kümesteki tavukları, yeni doğan kedilerimi seveceğim daha.
Dur anne çağırma!
Acelen ne?
Şunun şurasında, kaç yılım kaldı “bu sayfa”yı kapatmaya?
Bu bahçeler, sokaklar, kahkahalar, çığlıklar;
olmadı kediler, erikler, arkadaşlar…
Bir daha erişemeyeceğim, altın bir sandıkta kalacaklar…
İzin verse annem ,
Aslında, hep izin verdi annem.
“Çocuk ol” mama izin verdi annem.
Babam gelse eve, koşsam.
Ceketinin iki cebine de atsam ellerimi, biraz fıstık ve çikolata bulsam
Kardeşlerimin cesaret edemediği
benim hiç de umursamadığım, babamın dizlerine başımı koysam.
”Sarı kızım” dese, en nadirinden, usulca.
Karnım çikolatayla, fıstıkla doysa…
Ablam üstümü değiştirse, teyze elinden çıkmış pamuklu pijamalarımı giydirse,
Aklayıp paklasa beni..
Uyusam annemin yanında en derininden.
Zaman beni orada unutsa….

SİBEL YALÇIN

Yorum yapın

Daha fazla Şiirler
Yaşasın 30 Ağustos, Zito i Epanastasis – Zafer Köse

Bütün savaşlara karşı olduğunu söyleyip durmanın bir anlamı var mı? Savaşa karşı olmak, bazen boyun eğmek, itaat etmek anlamına gelmiyor...

Kapat