Çukurova’da Kara 1 Nisan Şakası: Zeytin Kıyımı – Müslüm Kabadayı

Akdeniz bölgesindeki köylülerin, özellikle yamaçlara kurulu bahçeleri olanların büyük çoğunluğunun yaşam kaynağından biri zeytindir. Hem zeytinin yeşili, siyahı ve yağıyla beslenir hem de diğer ihtiyaçlarını zeytincilikle kazanır. Sağlığımıza birçok bakımdan katkısı bulunan bu bitki, aynı zamanda barışın sembolü haline gelmiştir. Tarım emekçilerinin özenle toplayıp mengene ya da preslerde sıkarak şifa kaynağı haline getirdikleri zeytin için halk, ?Zeytin bahçesi bozulmaz? der. Halk, doğal deneyiminden bu yasayı benimserken, Adana Valiliği ve Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri koskoca Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Ayzin Küden?in sunduğu bilimsel raporlara ?inanmazlık? ilan ederler. Arkasından da tam 1 Nisan 2011 günü ?kara bir şaka? olarak Zeytin Gen Bahçesi?ndeki ağaçların sökümü için ağaç katliamı düğmesine basarlar.
Ülkemizin mevcut durumunu birçok bakımdan ortaya koyan bu olayla ilgili basına yansıyan bilgiler özetle şöyle: Ziarat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayzin Küden, okul yapılmak istenen arazinin 386 çeşit zeytin ağaç genini barındırdığını söyledi. Alanı 4 gün önce ziyaret eden Adana Vali Yardımcısı Reşat Özdemir’in, “Burasının gen bahçesi olduğunu ispat edin, bu mesleği bırakır giderim. Kendimi oraya toprağa gömerim” sözlerini hatırlatan Küden, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğü yetkililerine ait belgeleri ve 3 bilim adamının imzasını taşıyan bilimsel raporu katılımcılarla paylaştı. 1 Nisan’da yapılan söküm işleminde 79 ağaçlarının söküldüğünü vurgulayan Küden şöyle konuştu:”Yapılan katliam sonunda 79 ağacımızı maalesef kaybettik. Bu ağaçların 12’si 35, 67’si ise, 5 yaş ağacıydı. Bu çok acı bir tablo. Buranın gen bahçesi olmadığını iddia ediyorlar. Türkiye’nin her yerine çeşitlerden gönderebiliriz. Maalesef tüm raporlarımıza rağmen bu sökümü gerçekleştirdiler. Okul için alternatifler sunuldu fakat yanaşmadılar. İlla burası diyorlar. Biz de devlet kurumu, eğitim yuvasıyız. Biz milli serveti koruyoruz. Babamızın değil, devletin malını koruyoruz.”
Aynı fakültenin çalışkan öğretim üyelerinden Prof. Dr. İbrahim Ortaş?ın ?Zeytin Gen Bahçesi Kaldırılamaz? başlıklı makalesinden, bilimsel çalışmanın merkezi konumundaki üniversitenin arazilerine yönelik ilk saldırının bu olmadığını ve bun unla yetinilmek istenmediğini öğreniyoruz. Hoca şöyle diyor: ?Bugün Türkiye’nin ikinci büyük zeytin gen merkezi konumundaki Çukurova Üniversitesi Zeytin Gen Merkezi?nin bilimsel bir değerlendirmeye tabi tutmadan, salt rant amacıyla sökülüp yerine ulvi bir kurum olan okul yaptırılmak istenmesi ile bilim kuruluşu ile eğitim kurumunun karşı karşıya getirilmesi kabul edilemez bir durumdur. Gerek TOKİ hastanesi gerekse zeytin gen bahçesinin yerine okul yaptırılması aşamasında Adananın akciğeri olan söz konusu tarım alanlarının korunması, 3573 sayılı ?Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması? hakkındaki kanuna ve 5403 sayılı ? Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu? kapsamında özel ürün ve mutlak tarım arazisi statüsüne uygun olarak korunmasını talep ettik. Bu talebimizi yeniliyor ve her ortamda doğadan yana olduğumuzu anlatmak zorundayız.?
Söz konusu haber ve makaleyi okuyunca, hemen harekete geçtim; çünkü bir Akdeniz çocuğu olarak zeytin bahçelerimizin yapılaşmaya açılmasının sakıncalarına Antakya?da tanık olmuş biriyim. ?Yaş ağaca balta vuran el onmaz? özlü sözünü, bugünün rantçılarının, yağmacılarının anlaması mümkün değil; onlara bu kıymetin farkında olanların anlatması gerekiyordu. İlk işim, İbrahim Hocaya şu mesajı çekmek oldu: ?Hocam Merhaba, Zeytin Gen Bahçesiyle ilgili haberleri öğrenince şaşırmadım ama deliye döndüm. Ülkemizde hiçbir şeyin değerinin olmadığını açıkça ortaya koyan bu katliamı yapan alçaklar, başka konularda olduğu gibi halkın her şeyi kanıksamasını amaçlıyorlar. Onun için pervasız davranıyorlar.Sizin halkı aydınlatma ve kesimi engelleme çabanızı takdirle karşılıyorum. Adana ve çevresindeki tüm tanıdıklarımı bilgilendirmek üzere de harekete geçiyorum.En başta da Adana Valiliği e-postasına bir protesto çekiyorum.Sürekli bilgi akışı içinde olursak sevinirim. Hepimize kolay gelsin. Selam ve sevgiler…?
Adana Valiliği?ne çektiğim mesaj ise şöyleydi: ?Sayın Yetkililer, Çukurova Üniversitesi Zeytin Gen Bahçesi’ndeki ağaçların sökümü saldırısını yapan kişi, kurum ve kuruluş kim ise onları şiddetle protesto ediyorum. Doğaya saygısızlık, barışın sembolü ve temel besin maddelerimizin başında gelen, Akdenizlilerin sıcaklığını yansıtan zeytinlerin genlerinin geliştirildiği bir laboratuvar olan bu bahçeye saldırmak için vicdanların kararması gerekir. Bu pervasızlığı yapanlar, doğa ve tarih önünde hesap vereceklerdir ama bunun bedelini de tüm insanlık ödemektedir. Bir daha böyle bilim, akıl ve vicdan dışı saldırılara izin verilmemesi için gereğinin yapılmasını talep ederim. Vicdanını yitirmeyenlere selam olsun!?
Bu mesajların ardından, o bölgedeki yakınlarımı ve dostlarımı şu mesajla bilgilendirdim: ?Merhaba,
belki haberdarsınızdır ama çevremizdeki herkesi, özellikle Çukurova ve Amik bölgesindeki tarım emekçilerini uyarmak ve sorumluluklarını yerine getirmelerini sağlamak, yani zeytine sahip çıkmaları için harekete geçmenizi istiyorum.. Özellikle Adana ve çevresinde oturanların “Zeytin Gen Bahçesi”nin yıkımını önlemek üzere daha çok insanı harekete geçirmesi gerekiyor. Konuyla ilgili basında haberler çıkmıştı, onları da takip ederek ilgili ve yetkili kişilerle temas kurabilirsiniz. Selam ve sevgiyle…?
Doğrusu, HES?lerle sularımıza yönelik yağmanın nerelere vardığının farkına varanların geliştirdikleri ?Derelerin Kardeşliği Platformu? gibi biz Akdenizliler de ?Zeytin Bahçelerinin Kardeşliği?ni örgütlemek zorunda kalacağa benziyoruz. O nedenle Zeytin Gen Bahçesi?ne sadece akademisyenlerin, ZMO?nun değil bizzat zeytin üreticilerini sahip çıkmasını sağlayarak bu işe başlamak durumundayız. Yolumuz açık olsun ki doğayla ve toplumsal eşitlik temelinde insanla barışık yaşayalım.

Müslüm Kabadayı

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler
Eşitlik, Değer, Mülkiyet – Suat Kamil Aksoy

Biz burada tamamen iktisat ile ilgiliyiz. Ancak eşitlik ve mülkiyet aynı zamanda hukukun da konusu. Eşitlik genel olarak olumlu karşılanır....

Kapat