Franz Kafka’nın Dava Romanında Suçun Belirsizliği ve Modern Hukuka Yönelik Eleştiri

Franz Kafka’nın Dava romanında Josef K.’nın hangi suçla itham edildiğinin hiçbir zaman açıklanmaması, modern hukuk düzeninin meşruiyet, şeffaflık ve usul güvenceleri üzerine kurulu iddiasına radikal bir eleştiri sunar. Bu çalışma, suçun belirsizliğini (indeterminacy) üç düzlemde inceler: (i) normatif belirsizlik ve kanunilik ilkesi, (ii) bürokratik rasyonalite ve iktidarın anonimleşmesi, (iii) öznenin içselleştirilmiş suçluluğu. Metin, hukuk felsefesi ve sosyoloji literatürüyle karşılaştırmalı biçimde okunmaktadır.
1. Giriş: Belirsizlik Problemi
Modern ceza hukukunun temel ilkelerinden biri nullum crimen, nulla poena sine lege (kanunsuz suç ve ceza olmaz) ilkesidir. Oysa Josef K., sabah evinde tutuklandığında suçunun ne olduğunu öğrenemez; yargılama süreci boyunca da suç isnadı somutlaşmaz. Bu durum, hukukun öngörülebilirlik ve belirginlik (determinacy) iddiasını tersyüz eder. Kafka, böylece hukuku normatif bir güvence olmaktan çıkarıp varoluşsal bir muamma haline getirir.
2. Kanunilik ve Normatif Belirsizlik
Hukukun meşruiyeti, normların açıklığına ve bireyin davranışlarını bu normlara göre düzenleyebilmesine dayanır (Hart, 1961). H. L. A. Hart’ın “hukukun açık dokusu” (open texture) kavramı, normların yorum gerektiren alanlarını kabul eder; ancak Dava’da belirsizlik istisna değil, sistemin kendisidir. Josef K. için suçun tanımı hiç oluşmaz; dolayısıyla savunma hakkı fiilen askıdadır.
Bu bağlamda roman, kanunilik ilkesinin formel varlığının, maddi güvenceleri sağlamaya yetmeyebileceğini ima eder. Hukuk, metinsel olarak mevcut olsa bile, özneye erişilebilir ve anlaşılabilir değilse, normatif bir rehberlik işlevi göremez.
3. Bürokratik Rasyonalite ve Anonim İktidar
Max Weber’in modernliği tanımlarken kullandığı “rasyonel-legal otorite” ve bürokrasi kavramı, hukukun kişisellikten arındırılmış, kurallara dayalı işleyişini betimler (Weber, 1922). Kafka’da ise bürokrasi, rasyonel görünüm altında irrasyonel bir kapalı devre üretir.
Mahkeme mekânları (çatı katları, havasız odalar), hiyerarşik ama belirsiz görev dağılımları ve sürekli ertelenen karar süreçleri, hukukun şeffaf değil labirentimsi bir yapı kazandığını gösterir. Bu noktada iktidar belirli bir failde toplanmaz; dağılmış ve anonimdir. Michel Foucault’nun disiplinci iktidar analizinde belirttiği gibi, modern iktidar görünür bir merkezden çok, ağsal bir yapı içinde işler (Foucault, 1975). Dava’da da Josef K., belirli bir yargıçla değil, sistemi temsil eden sayısız ara figürle karşılaşır. Böylece hukuk, kişisel bir otorite olmaktan çıkar; kaçınılmaz bir yapı halini alır.
4. İçselleştirilmiş Suçluluk ve Öznenin Çözülüşü
Roman ilerledikçe Josef K., başlangıçtaki itirazcı tavrını yitirir ve giderek kendi suçluluğunu varsaymaya başlar. Bu dönüşüm, hukuki bir isnattan ziyade varoluşsal bir suçluluğun (Schuld) açığa çıkışı gibidir. Hannah Arendt, totaliter sistemlerde suçun bireysel fiilden bağımsızlaşarak ontolojik bir nitelik kazandığını belirtir (Arendt, 1951). Kafka’nın kurgusunda da suç, belirli bir eyleme değil, varoluşun kendisine yapışmış gibidir.
Bu durum, hukukun dışsal bir düzenleyici olmaktan çıkıp öznenin iç dünyasında bir denetim mekanizmasına dönüşmesini gösterir. Modern hukuk sistemi, bireyi yalnızca yargılamaz; aynı zamanda suçluluk bilincini üretir.
5. Usul Güvencelerinin Çöküşü
Adil yargılanma hakkı; isnadın bildirilmesi, savunma hakkı ve makul sürede yargılanma gibi güvenceleri içerir. Dava’da ise süreç uzadıkça uzar, dosya içeriği belirsiz kalır ve savunma teknik bir formaliteye indirgenir. Josef K.’nın avukatı Huld’un etkisizliği, hukuki temsilin de sistem tarafından soğurulduğunu gösterir. Böylece hukuk, hak arama alanı olmaktan ziyade kader mekanizmasına dönüşür.
6. Özet
Josef K.’nın suçunun belirsizliği, modern hukuk sistemine üç yönlü bir eleştiri getirir:
- Normatif Eleştiri: Kanunilik ilkesinin pratikte anlamsızlaşması.
- Kurumsal Eleştiri: Bürokratik rasyonalitenin şeffaflık yerine kapalılık üretmesi.
- Antropolojik Eleştiri: Suçun öznenin varoluşuna içkinleştirilmesi.
Kafka, hukuku yalnızca adalet dağıtan bir kurum olarak değil, modern özneyi biçimlendiren bir iktidar ağı olarak resmeder. Suçun belirsizliği, hukukun güvencelerini askıya alarak, modern bireyin sürekli bir yargı altında yaşadığı düşüncesini görünür kılar. Bu yönüyle Dava, hukuk felsefesi açısından yalnızca edebî bir metin değil, normatif düzenin kırılganlığına dair teorik bir alegoridir.
Kaynakça
- Arendt, H. (1951). The Origins of Totalitarianism.
- Foucault, M. (1975). Surveiller et punir.
- Hart, H. L. A. (1961). The Concept of Law.
- Weber, M. (1922). Wirtschaft und Gesellschaft.
- Kafka, F. (1925). Der Prozess.