Gazze İçin Sessizlik – Mahmud Derviş

(*) Filistinli şair Mahmud Derviş, İsrail işgaline karşı direnen ülkesinde, edebiyat cephesinin önde gelen isimlerinden biridir. Altbaşlığı “Alışılagelmiş Hüznün Günlüğü” olan Gazze İçin Sessizlik adlı kitap, şairin 1970’li yıllarda yazdığı dokuz denemeyi kapsıyor. Dünya kamuoyunun, medyasının Filistin olayına duyarlı davranmadığını, halkına karşı uygulanan kıyım-zulüm karşısında sessiz kaldığını vurgulayan şair, İsrail?in attığı bombaların seslerinin ve Filistinlilerin çığlıklarının duyulmasınıamaçlıyor. Çocukluğundan itibaren savaşa ve işgale tanıklık etmiş biri olarak, insanlık bunları unutmasın ve yapılanlar yarınlara kalsın diye yaşananları tüm gerçekliğiyle ortaya koyuyor. Yaşamı, çeşitli insan manzaraları ve anılarla yoğurup diyaloglarla canlandırdığı kitabında, “Vatan nedir? Niye göç ettin?” gibi sorulara yanıtlar arayıp hem kendinin hem de halkının geçmişini sorguluyor. Elinde silah, üzerinde bomba taşımamış ama yüzünde öfke, kalbinde umut ve sözünde isyanla savaşıma katılmış bir şairin, ustaca kurgulayarak yalın ve şiirsel bir dille yazdığı bu metinlerdeki vatan ve ulus sevgisi, okuyanı da oldukça etkilemekte.
Köyü yerle bir edilip topraklarına, mallarına el konulmuş, yurdundan kaçarak Lübnan?a sığınmış bir ailenin çocuğu olan Derviş; gurbeti, sürgünlüğü ve yurt özlemini çok küçük yaşlarda öğrenmiş. Çocukluğunun sürgünlük anılarındaki çakıl taşları, acılarla taşlaşan kalbinin parçaları ve başkaldırının dili olmuştur onun için. İşgal edilmiş vatan ile ilgili olarak, ?O, gerçeğiyle düş, düşüyle gerçektir? der. Vatanı bir “kayıp cennet” saymadığı gibi, cennetten üstün de görür; çünkü “ona ulaşmak mümkündür.”
?Düşlerinle birleşmeden gerçek senin bir parçan olamaz? diyen Derviş, karamsarlığa kapılmak yerine, aydınlık düşler kurmayı yeğler. Çünkü yurdunu kaybetmiş olmayı hiçbir zaman kabullenmez ve ?gökyüzü yakın, zafer uzak? olsa da ülkesinin geri alınacağı umudunu hep taşır. Ona göre “Ümitsizlik ölümün ikiz kardeşidir.” Bütün Filistinliler için de böyledir bu. Sürgündeki Filistinlilerin işgal altındaki vatanları için duyduğu özlemi şu anekdotla çok etkileyici bir biçimde yansıtır: “Bir arkadaşımın Beyrut?ta yaşayan babası, Yafa bahçelerindeki limon ağaçları çiçek açtığında onların kokusunu duyabiliyorum demişti, ölmeden biraz önce. Abartmamış.”
Yurda geri dönüşten sonra ise kendi yurdunda ikinci sınıf insan sayılmanın, aşağılanmanın acılarını yaşamış olan şair, kendi kendine sormuştur: ?Hangi durum daha acıdır? Başka bir ülkede mi, kendi ülkende mi sığınmacı olmak?? Çünkü toprakları, oralara yerleştirilen Yahudi göçmenlerce ekilip dikilmeye başlanan Filistinliler, kendi topraklarındaki kamplarda mülteci durumuna düşmüşlerdir. Kimilerinin tarlalarına da mayın döşenmiştir ve eğer mayınlı tarlalara basıp sakatlanır ya da ölürlerse sorumluluğun kendilerine ait olduğunu belirten belgeler, Derviş?in deyişiyle ?ölümlü izin kağıtları? imzalatılmıştır. Bir yerden bir yere gitmeleri izne bağlıdır.

?İsimleri çok ama ölümleri bir?
İsrail uçaklarının attığı bombaların yarattığı yıkımı ve suçsuz insanların ölümünü şu çarpıcı cümleyle dile getirir: ?Gazze?nin vücudu bombaların altında paramparça olup, et parçaları her bir yana uçuşmaktadır.? Kefr Kasım katliamında yaşamını yitirenler için ?isimleri çok ama ölümleri bir? der ve ölümün onlara yağan bir yağmur, bir sel gibi geldiğini belirtir. İsrail, bu kıyımlarının yanı sıra bir yandan Filistin halkını asimile etme politikasını sürdürürken; diğer yandan kentlerin, köylerin, caddelerin isimlerini değiştirir.
Derviş?in düşmanlığı ve nefreti İsrail halkına karşı değil; İsrail hükümetinin güçlünün haklılığı yönündeki uygulamalarına, izlediği işgal, baskı, şiddet ve cinayet politikalarına yöneliktir. İsrail hükümetinin dünya kamuoyunu yanıltma çabalarına, yalan propagandalarına dikkati çeker. Derviş, şiirlerinde görüşlerini ve tutumunu açıkça ortaya koyup İsrail?i sert biçimde eleştirmediği için kimi eleştirmenlerin kendisinden hesap sorduğuna, ancak işgal altındaki ülkesinde kalabilmek için böyle davranmak zorunda olduğuna değinir. Aksi durumda davranınca da Yahudi düşmanlığı/antisemitizmle suçlanacaktır. Bu konuda, ?şiir hem anlatır hem anlatmaz? der. Gerçekliği hiçbir zaman göz ardı etmeyen Derviş, bazıları gibi, hamasete yönelmez ve bu yöndeki görüşlere katılmaz. Örneğin, işsizlik ve açlıkla boğuşan Filistinlilerden, İsrail kentlerine çalışmaya gidenleri suçlamaz. Yılbaşı kartpostallarında bile arka planında silahların göründüğünü vurgulayan şair; bu durumda, yine de geleceğe, kurtuluşa olan inancını yitirmez, iyimserliğini korur. Tarihlerinin ?avret yerleri kadar görünmeyen ve korunan her şeyini? yaşatmaya çalışır. ?Kalbinde taşınan bir vatan ? için şiirler yazar ve haykırır: ?Gel mutluluk ve infilak et!?
(*) Bu yazı, 15/01/2010 tarihinde Radikal Gazetesi Kitap Eki’nde “Gel mutluluk ve infilak et!” başlığında yayınlanmıştır.

Kitabın Künyesi
Gazze İçin Sessizlik
Alışılagelmiş Hüznün Günlüğü
Mahmud Derviş
Çeviren: Hakan Özkan
Özgür Yayınevi
2009
144 sayfa

Tanıtım Yazısı
Kaybettiklerimizi bulamadıkça biz de kayıbız demektir…

“- Baba, ne yapıyorsun?
– Bu gece kalbimi düşürdüm de, onu arıyorum.
– Onu burada mı bulacaksın?
– Ya nerede bulacağım! Toprağa eğilip onu arıyorum. Kasım ayında Fellah kızları zeytinleri tane tane toplar ya, ben de kalbimi işte öyle tane tane yerden topluyorum.
– Ama senin topladığın şey çakıl taşı, baba!
– Olsun, bu da hafızayı ve zihni zinde tutar. Hem kim bilir? Belki de şu çakıl taşları kalbimin taş olmuş halidir…”

Filistin’in en büyük şairi sayılan Mahmud Derviş, küçük bir çocukken yaşadığı zulmü anlatıyor. O, “Taşlar bir başkaldırıdır! ” demiştir.

Yıl 2009. Gazze’de çoğu çocuk ve kadın olmak üzere binin üzerinde insan katledildi.
Filistin direnişinin simgesi olan taşlar gibi bu kitap da bir başkaldırıdır; unutulmamaya karşı bir başkaldırı!

Yorum yapın

Daha fazla Denemeler
Yoğunlaşmak Gerek / Denemeler 2 – Nejdet Evren

Yoğunlaşmak gerek; kümülüslerin su kristallerini evire-çevire yoğunlaştırmaları gibi; yoğunlaşmak gerek, en ufak kıvılcımda şimşeğin damlaları doğurması için?Ve yukarıdan süzülen damlalar...

Kapat