Giordano Bruno / Memleketim Memleketim Toplu Oyunları 3 – Erhan Gökgücü

16. yüzyılda düşüncelerinden dolayı Engizisyon Mahkemesi’nce yakılarak öldürülen Giordano Bruno’nun yaşamını ve yargılama sürecini anlatan tarihi bir oyun.

Memleketim Memleketim, düşüncelerinden dolayı büyük baskılara uğramış, gazeteci-düşünür Sabiha Sertel’in yaşamını ve eşiyle birlikte sahip oldukları Tan gazetesinin yakılması olayını anlatıyor
(Tanıtım Yazısından)

“Ne gördüğüm hakikati gizlemekten hoşlanırım, ne de bunu açıkça ifade etmekten korkarım. Aydınlık ve karanlık arasındaki, bilim ve cehalet arasındaki savaşa her yerde katıldım. Bundan dolayı her yerde zorlukla karşılaştım ve cehaletin babaları olan resmi akademisyenlerin yanı sıra kalın kafalı çoğunluğun öfkesinde hedef olarak yaşadım.” Giordano Bruno

Evrenin sonsuz olduğunu ve evrende, Dünya’dan başka birçok gezegenin bulunduğunu söyledi. Ayrıca evrenin sonsuzluğu yanında evrenin birliği ilkesini de benimsedi. Böylece Ortaçağ felsefesi’nde temel alınan gök ile yer ayrılığını reddetmiş oldu. Kopernik?in güneş merkezli sistem tezini savundu. Ona, düşüncelerinden vazgeçmesi ve sonsuz evren görüşünün din sapkınlığı olduğunu kabul etmesi durumunda kilise tarafından affedileceği söylendi. Ama o, gördüğü bütün işkencelere karşın, görüşlerinden taviz vermedi ve ölüme mahkum edildi. Aykırı görüşler beslediği için, Roma’da kazığa bağlanıp, diri diri yakıldı.
Bruno, hakkındaki hükmü okuyan yargıçlara şöyle haykırdı;
“Siz bu hükmü okurken korkuyorsunuz, fakat ben dinlerken korkmuyorum”

Giordano Bruno kimdir?
Giordano Bruno (1548 – 17 Şubat, 1600). İtalyan filozof. Rönesans felsefesini biçimlendiren filozofların en önemlilerinden biridir ve şair yönüyle de edebiyata en yakın duranıdır.
Soylu bir ailenin çocuğu olarak 1548 yılında İtalya’nın Nola kasabasında dünyaya geldi. Onaltı yaşındayken Dominiken adını taşıyan bir tarikatta yer aldı. Kopernilus sistemiyle tanışınca, Bruno tarikat mensubu bir kişi olmaktan sıyrıldı ve buna bağlı olarak Hıristiyan inancıyla arasındaki bütün bağları koparttı. Kiliseye karşı bir sistem içinde yer aldığından din sapkınlığı ile suçlandı. Engizisyondan baskısından kurtulmak için Roma’ya ardından Kuzey İtalya’ya kaçtı.

Dinsizlikle suçlandığı için hiçbir yerde kalıcı olarak yaşayamadı, sürekli gezdi. Cenevre’ye geçti, ardından Güney Fransa, Paris ve Londra’da devam etti yaşamına. 1582 yılında Sorbonne Üniversitesi’nde bir kürsü elde etti. Londra’da yapıtlarının bir bölümünü bastırdı. Londra’dan kısa bir süreliğine yine Paris’e geçen Bruno, bu defa da Almanya’ya gitti ve eserlerini yayımlatma çabalarını sürdürdü.

Daha sonra Zurich’e geçen Bruno, bir İtalyan aristokrat tarafından Venedik’e davet edilince bu daveti kabul etti. Burada Galileo Galilei ile tanıştı. Ama Mocenigo adlı bu aristokrat’la çatışınca, onun tarafından Engizisyon’a teslim edildi. Ona, düşüncelerinden vazgeçmesi ve sonsuz evren görüşünün din sapkınlığı olduğunu kabul etmesi durumunda kilise tarafından affedileceği söylendi. Engizisyon kendisini dinden dönmek (heresy) suçu ile yargıladı. Sekiz yıl kadar hapis kalarak tanrıya saygısızlık , ahlaksız davranış ve dinden çıkmak suçlarından soruşturuldu ve yargılandı. Bruno suçlamaları kabul etmeyerek kendi düşünce ve davranış şeklini savundu. Kilise acele etmeyerek ve baskılar sonunda düşüncelerinden döneceğini umarak yargılama süresini uzun tuttu. Bu süreç sonunda, Kilisenin kural ve değerlerine karşı gelmekten suçlu bularak kendisini yakılarak ölmeye mahkûm etti.

Ölüm kararını Bruno’ya bildiren yargıç, ondan şu cevabı almıştır: “Ölümümü bildirirken siz benden daha çok korkuyorsunuz”. Kilisenin ölüm kararı ile Bruno, Roma nin Campo dei Fiori meydanında 17, Şubat 1600 de canlı olarak yakılarak idam edildi. 19 uncu yüzyılın sonlarında meydanın aynı yerine bir heykel dikilerek, bu özgür düşünce kahramanının anısı canlandırılmış oldu.

Bruno, evrenin sonsuzluğu yanında evrenin birliği ilkesini de benimser. Buna göre Ortaçağ felsefesi’nde temel alınan gök ile yer ayrılığını reddeder. Bruno; Tanrı’nın ve evrenin birbirinden farklı iki töz olmadığı, ama aynı gerçekliğin iki sonsuz görünümü olduğunu kabul eder. Ona göre her şey Tanrısal kuvvetin görünüşüdür.
“Sonsuz sayıda güneş bulunmaktadır; yedi gezegenin bizim güneşimiz etrafında döndüğü gibi bunlar etrafında dönen gezegenleri vardır. Bu dünyalarda yaşayan varlıklar bulunmaktadır.”

Bruno,”Küllü Çarsamba Yemegi” ( Ash Wednesday Supper) (1584) ve “Sonsuz Evren ve Dünyalar Üzerine” ( On the Infinite Universe and Worlds) (1584), Bunların yaninda “Neden, Ilke ve Birlik Üzerine” (On the Cause, Principle, and Unity) (1584) adli diyalogu ve şiirsel diger diyalogu “Gli eroici furori” (1585), çalışmalarında ruhun erdem aracılığı ile tanrıya ulaşabileceğini savunan bir tür Panteistik Platonik sevgi seklini savundu. Kopernik kuramına dayanan güneş merkezli sistem Kilisenin ögretilerine ters düşüyor ve bunları coşku ile savunmasi Kilisenin öfkesini çekiyordu.


Eserleri

? Il Candelaio (Şamdancı) (1582)
? Della Cause principio et uno (Neden, ilke ve birlik üzerine) (1584)
? De l’infinito universo et mundi (Sonsuz evren ve dünyalar üzerine) (1585)
? De gl’heroici furori (Yiğitçe öfkeler üzerine) (1585)

Sabiha Derviş Sertel ‘in Hayatı
(d. 1895, Selanik ? ö. 2 Eylül 1968, Bakü). Türk gazeteci, gazete sahibi, yazar.
Gazeteciliği meslek olarak benimsemiş ilk Türk kadın yazardır. Türkiye?de feminizmin öncüleri arasında sayılır. Sol görüşlü bir yazardır. Türk basın tarihinde önemli bir isim olan Zekeriya Sertel?in eşidir.

Yaşamı
1895 yılında Selanik?te doğdu. Ortaöğrenimini Selanik İnas Lisesi ve bir Fransız Okulu?nda tamamladı. Selanik?in Yunan işgaline uğraması üzerine 1912 yılında ailesiyle İstanbul?a göçtü. 1915?te gazeteci Mehmet Zekeriya (Sertel) Bey ile evlendi. Şehzadebaşı’nda Suphi Paşa Konağı’nda yapılan nikahta Sabiha Hanım’ın vekilliğini Talat Paşa, Mehmet Zekeriya Bey’in vekilliğini Tevfik Rüştü (Aras) Bey yaptı.

Büyük Mecmua
Gazeteciliğe eşiyle birlikte Büyük Mecmua adlı haftalık dergiyi çıkararak başladı. Halide Edip’in başyazarı olduğu ve Falih Rıfkı, Köprülüzade Fuat, Reşat Nuri, Faruk Nafiz, Ömer Seyfettin gibi aydınların yazılar yayınladığı Büyük Mecmua?da, kadın sorunlarına eğilen yazılar yazdı. 1917 yılında ilk çocuğu Sevim dünyaya geldi.

ABD?de öğrenim yılları
1919 yılında Halide Edip?in önerisiyle burs imkânından yararlanarak yüksek tahsil için eşi ile beraber ABD?ye gitti. Columbia Üniversitesi?nde sosyoloji öğrenimi gördü. ABD?de kaldığı süre içinde Amerika’da yaşayan Türkler’i örgütleyerek Himaye-i Etfal Cemiyeti (Çocuk Esirgeme Kurumu)’ne çok yüksek miktarda bağış toplanmasını sağladı. İkinci çocuğu Yıldız, 1922 yılında dünyaya geldi. 1923 yılında karı-koca öğrenimlerini tamamladıktan sonra Türkiye?ye döndüler.

Resimli Ay Dergisi
1924- 1931 yılları arasında eşiyle beraber Resimli Ay dergisini çıkardı. Makalelerinde işçi sınıfının haklarını savundu, sosyal ve politik düzeni eleştiren yazılar yazdı. Cevat Şakir?in dergide yayımlanan bir yazısı yüzünden eşinin Sinop?ta kalebentliğe mahkûm edilmesi üzerine 3 yıl dergiyi tek başına yönetti. 1929 yılında dergide yayımladığı ?Savulun Geliyorum? başlıklı yazısı nedeniyle mahkemeye sevkedildi ve ?neşriyat yüzünden mahkemeye sevkedilen ilk Türk kadını? oldu.

Ansiklopedicilik
1927- 1928 yılları arasında eşi Mehmet Zekeriya Bey ve Faik Sabri (Duran) Bey ile Çocuk Ansiklopedisi hazırladı. 1932 yılında Cumhuriyet Gazetesi?nin çıkardığı Hayat Ansiklopedisi?nde çalıştı.

Çeviri Etkinliği ve Dergiler
1931 yılında Resimli Ay?ın kapanınca yazı yayımlama olanağından yoksun kaldı ve 1936 yılına kadar çeşitli sosyalist yayımları tercüme edip yayımlamakla meşgul oldu. 1935 yılında Resimli Her Şey adlı bir haftalık dergi çıkardı. İlk sayısı 28 Eylül 1935?te çıkan derginin yazı kadrosu Nazım Hikmet ve arkadaşlarından oluşuyordu. Bu derginin kapatılmasının ardından 1936 yılının Mart ayında Projektör adlı aylık bir fikir dergisi çıkardı. Dergi, ilk sayısında kapatıldı.

Tan Gazetesi ve Görüşler Dergisi
1936 yılında eşiyle birlikte Tan Gazetesi?ni kurdu.Gazete, özellikle II. Dünya Savaşı yıllarında faşizm karşıtı görüşleriyle ilgi gördü. Sabiha Sertel, 3 Eylül 1945 günü Tan Gazetesi?nde yayımlanan Muvafakatin Feryadı başlıklı yazısı nedeniyle tutuklandı.

II. Dünya Savaşı sonrasında Demokrat Parti ileri gelenlerinin kurmaya çalıştığı İleri Demokrasi Cephesi adlı politik girişimin içinde yer aldı. Bu girişimin yayın organı olan Görüşler adlı dergiyi çıkardı. 1 Aralık 1945 günü okura sunulan dergide iki yazısı yer aldı.

Görüşler?in okurla buluşmasından 3 gün sonra, 4 Aralık 1945 günü gerçekleşen Tan Olayı, Tan Matbaası?nın yerle bir edilmesi; Serteller?in linç girişimine maruz kalması ile sonuçlandı. Bu olaydan sorumlu tutularak eşi ile birlikte 3 ay tutuklu kaldıktan sonra beraat etti. Sertel Çifti, Tan olayından ve davalardan çok yıpranmaları nedeniyle 1950 yılında ülkeyi terk etti.

Sürgün Yılları
Sabiha Sertel, sürgün yıllarını Paris, Budapeşte, Moskova ve Bakü?de geçirdi. Türkiye Komünist Partisi?nin çalışmalarına katıldı. Budapeşte Radyosu?nun Türkçe yayınlar servisinde çalıştı. Son yıllarında Türkiye?ye dönme talebinde bulundu ancak reddedildi.

Vefatı
2 Eylül 1968 günü Bakü?de hayatını kaybetti. Mezarı, Bakû, Fahri Hıyaban?dadır Anılarını topladığı ??Roman Gibi?? adlı kitabı ölümünden sonra yayımlandı (1969). 1998 yılında Nilgün Eroğlu Maktav tarafından, Bir Roman Gibi adıyla hayatını anlatan bir belgesel yapıldı,
Kitapları
Tevfik Fikret-Mehmet Akif Kavgası (1940)
Tevfik Fikret İdeolojisi ve Felsefesi (1946)
Roman Gibi (1969)

Kitabın Künyesi
Giordano Bruno / Memleketim Memleketim Toplu Oyunları 3
Erhan Gökgücü
Mitos Boyut Yayınları / Tiyatro Oyun Dizisi
İstanbul, 2008, 1. Basım
176 sayfa

Giordano Bruno / Memleketim Memleketim Toplu Oyunları 3 – Erhan Gökgücü” üzerine bir yorum

  1. matbaayı bulan o kadar iyi etmişki günümüzde bir ticari sektör olmuş teşekkür ve iyi dileklerimiz hep onlarla. sağolsunlar

Yorum yapın

Daha fazla Tiyatro oyunları
Birina Reş / Kara Yara ? Musa Anter

Musa Anter'in 1959 yılında Harbiye Askeri Cezaevi?ndeki hücresinde yazdığı ve 1964 yılında ilk baskısı yapılan Birîna Reş (Kara Yara) adlı...

Kapat