Göğsü Dirençli Adam – Müslüm Kabadayı

İnce uzun ayaklarının üzerinde iri kemikli bir beden taşıyordu; kesik kulağından fışkıran yaşam direnciyle dokunmuş emekçi bir kafa taşıyordu her şeyden önce. Yüreğinden eylem bilinciyle bezenmiş insan sevgisi taşıyordu bulunduğu her yere?
O, laf taşımıyordu vicdansız kulaklara. Adımladığı her yerde haksızlığa karşı direnç aşılıyordu vicdanlara. Eşitlik ve özgürlük yolunda dövüşerek ölenler için yapılan saygı duruşlarında göğsünü ileri fırlatıyor; iri kemikli elini bir balyoz gibi yumruğa dönüştürüp havaya kaldırarak ölümsüzlük türküsünü söylüyordu işçi kardeşlerine, genç yoldaşlarına.
ODTÜ?de güvenlikçi olarak çalıştığı dönemde tanıştığı Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının yiğitliğine saygı duyarak devrimcileşmeye başlayan ?Göğsü Dirençli Adam?, kısa sürede işçi arkadaşlarıyla kaynaşıyor. Sınıf mücadelesine sendikada aktif çalışarak katılıyor. Sonra İlker Mahallesi?ndeki devrimci mücadelenin neferi olarak dikkat çekiyor. Yozgat?ın yoksul bir köylü çocuğu olarak yaşamını kazanmak üzere geldiği Ankara?da, topraktan öğrendiklerine sokaktan öğrendiklerini de ekleyerek ?yol? alıyor. Defalarca yaşadığı gözaltılar, tutuklanmalar onun önünü alamıyor. Önce hayatını ortaklaştırdığı Azime?siyle, sonra azimli çocuklarıyla zorluklara göğüs gererek 12 Eylül karanlığına kıvılcım çakıyor. Çalıştığı yerlerde, bulunduğu mahallelerde, katıldığı örgütlerde bütün samimiyetiyle sarılıyor işlere. Karanlığın yırtıldığı yıllarda gençlere mücadele azmiyle moral kaynağı oluyor. Yolunu sosyalist iktidarda buluyor.

O, bozkırın kaktüsü oluyor. Emekçileri, gençleri örgütlemek için yolu Samsun?a, Antakya?ya ve daha nice kentlere düşüyor. Çark çekiçli bayrağını yere düşürmüyor hiçbir zaman.
Bunca eylemli yaşam içinde yoğrulmasına, insan sarrafı olmasına karşın, ?umut insanda? demekten bir an olsun geri durmuyor. O saflıkla kucak açtığı kimi vicdansızların tezgahlarından da kurtulamıyor. En başta da ekmek teknesi olarak da kullandığı arabalarını koruyamıyor.
Bir de o hep öne çıkardığı göğsünün içinde körük gibi çalışan ciğerlerini koruyamıyor. ?Bedenimiz sosyalist aklımıza zimmetlidir, onu dumanla boğmamalısın!? uyarılarına, uzun yıllar uyamıyor. Beynindeki ışık parlarken, yüreğindeki cevher kaynarken, işkencelerde zayıflayan ve dumanla dolan akciğeri kararıyor. Bu koşullarda bile ülkeyi ve halkı aydınlatmak için verdiği mücadeleyle yaşama tutunmaya, her 1 Mayıs?ta alanlara koşmaya, 6 Mayıs?larda Deniz?leri anmaya devam ediyor.
?Göğsü Dirençli Adam?, Ömer Faruk Kayaoğlu?ydu. Gezi Parkı?nda başlayan direniş kıvılcımının ülkenin dört bir yanına sıçradığı bir günde, dirençli göğsünün içinde kararan akciğerine yenik düştü.
Çocukları, yoldaşları, dostları ?Göğsü Dirençli Adam?ın bayrağını sokaklarda taşımaya devam ediyor. Bizler de, sınıf kavgasında kaya gibi duran Faruk Abi?nin mücadelesinin önünde saygıyla eğiliyoruz.

Yorum yapın

Daha fazla Biyografiler
“Neredeydi yargıç? Neredeydi yüksek mahkeme? Konuşacaklarım var! El kaldırıyorum işte!” – Franz Kafka

Yapılmamış, unutulmuş itirazlar mı vardı? Şüphesiz vardı böyle itirazlar. Gerçi yerinden oynatılamazdı mantık, ama yaşamak isteyen kimseye de karşı duramazdı....

Kapat