Güzelin Biçimleri – Remo Bodei

*”Madalyonun bir yüzünü güzellik oluşturuyorsa, öbür yüzünde çirkinlik vardır. Güzel olan ile çirkin olan işte öylesine yakındırlar birbirlerine. Modernizmle birlikte estetik alanı çirkin olanın, aşırı olanın, düzensiz ve uyumsuz olanın, hatta aşırılığın en uç noktası olan deliliğin gölgesi basar
Estetik (aisthesis) duyulur olana gönderme yapan bir söz; yani güzellik anlamadan ya da duyulur olanın ötesinden çok duyulur olanla ilgileniyor. Zaten güzellik bilimi olarak da çevrilebilecek estetik kavramı tarihte güzellik kavramının ilk ele alınış biçimlerinin temelini oluşturuyor. Güzel olan ilk önce duyulara ve hatta algılara göndermelidir; kaos ve belirsizlikten uzak durmalıdır. Daha oldukça yakın bir geçmişte, 18. yüzyılda formüle edilen, adını Baumgarten?in koyduğu estetik, yani bu modern disiplin güzel?i mantık, prxis ve ahlak alanlarından göreli bağımsızlığını onaylar. Güzellik bilimi apayrı, farklı bir disiplindir buna göre.
İyi olan güzel midir?
İlk çağlarda güzellikte, düzen, ölçü, sayılabilirlik ve güzelliği oluşturan bütünün parçaları arasındaki güçlü uyum fikirleri öne çıkar. Sadece düşünülür ve akla uygun olması da yetmez, aynı zamanda simetri ve uyum ölçütlerine dayanarak, insanın ?soylu? görme ve işitme duyuları tarafından mükemmel bir biçimde algılanabilir olması önemlidir. Hatta, öyle ileri gider ki bu, güzellik iyilik ve doğrulukla bağıntılandırılır. Öyle ki, güzel olan aynı zamanda iyi olan ve doğru olandır da aynı zamanda. Değil mi ya, iyi olan güzeldir, doğru olan güzeldir, ve ahlaklıdırlar.
Ama işte daha ziyade Antikçağ Yunan uygarlığının güzellik anlayışı olan bu anlayış modern zamanların başlamasıyla birlikte kökten bir dönüşüme uğruyor. Modern zamanların başlamasıyla birlikte modern estetiğin doğuşunu ve önceleri göz ardı edilmiş olan duyuların, dolaylı yeniden değerlendirilmesi söz konusu olmaya başlar. Bu nedenle, Antikçağ güzellik anlayışının karşıt ucunda yer alan ?zevk? kavramı devreye girer, böylece güzellik ölçülemez, mantık dışı ve belirsiz olana açılır. Duyulur olanın ötesine geçilir, ruh somutlaşarak belirsiz olan vücut bulur.
Madalyonun bir yüzünü güzellik oluşturuyorsa, öbür yüzünde çirkinlik vardır. Güzel olan ile çirkin olan işte öylesine yakındırlar birbirlerine. Modernizmle birlikte estetik alanı çirkin olanın, aşırı olanın, düzensiz ve uyumsuz olanın, hatta aşırılığın en uç noktası olan deliliğin gölgesi basar. Çirkin olanı estetik alana ilk sokan isim, Kötülük Çiçekleri?nin büyük şairi Charles Baudelaire?dir. Ona göre, ?güzellik yalnızca doğrudan tiksindiriciyi içermekle kalmaz, aynı zamanda ahlaki iyilik ve kötülüğün de ötesindedir: onun ?iblisçe ve tanrıca? bakışı, karışık olarak, iyilik ve suç saçar ve hasta Esin Perisi?ne özgü, gece görünüşleriyle dolu, çukurlaşmış gözlerinden ?almaşmalı olarak/ürkü ve delilik? yansır.? (s. 106) Romantizmle doruğuna çıkan güzele bu yaklaşımda güzelliğin ahlaki olanla hiçbir ilişkisi yoktur, daha çok aşırı ve Kant?ın deyişiyle ?yüce olan?la, duyulur olanın ötesinde olanla alışverişi vardır. Sonra hem uzlaşımsal ön kabullere dayalı güzellik anlayışına çirkin olarak görülenlerle karşı çıkmak isyan değildir de nedir? Baudelaire aslında burjuva güzelliğine çirkinliğin estetiğiyle başkaldırıyordu. Değil mi ya, hangi güzelden, kimin güzelinden söz ediyoruz, ve kimin güzelini seviyoruz? Güzel olan da kendi içinde ideolojik değil midir? Bununla şunu demek istiyorum; güzellik tarih boyunca değişen paradigmalarla birlikte değişime, dönüşüme uğrar. Bin yıl öncesinin güzeli bugün bize güzel gelmeyebilir; bugünün güzeli ise onlar için eminim tiksindiriciydi.
Öfkeli bir yanıt
Yine Baudelaire Bir Leş şiirinde şunları söylüyor: ?Ruhum, anımsıyor musun (güzel bir yaz/ sabahıydı, öylesine tatlı) gördüğümüz şeyi/ dönemecinde bir patikanın?/ Aşağılık bir leş, üstünde duran/ taş bir yatağın, ayakları havada/ şehvetli bir dişi gibi, yakmak/ ve ağı saçmak (için) karnıyla/ açılan umursamazla kaygısız arasında/ dopdolu hastalık saçan buğularla…? Bu güzellik bekleyenlere onları iğrendirerek verilen güçlü ve öfkeli bir yanıttır. Bu muydu istediğiniz? Alın öyleyse!
Günümüzde artık beklenene uygun değil, kendi öfkeli estetiğimizi çarpmak gerek neo-liberal yüzlere.
Dost Yayınları?nın Deha ve İmgelem adlı kitaplarla birlikte üçlü olarak bir seri mantığıyla yayımladığı Güzelin Biçimleri adlı kitap güzelin tarihini geçirdiği dönüşümlerle birlikte inceliyor. Sonunda bakıyoruz ki güzel aslında bildiğimiz güzel değil.
*19/12/2008 Tarihli Radikal Gazetesi Kitap Eki “Güzel aslında güzel değil” adlı yazı

GÜZELİN BİÇİMLERİ, Remo Bodei, Çeviren: Durdu Kundakçı, Dost Yayınları, 2008, 142 sayfa

“Sürekli olarak güzel ve çirkin ile ilgili değerlendirmeleri dile getirmek ya da dinlemek ortak deneyimimizin bir parçasıdır. Ancak onların kesin anlamı üstüne bir sorgulama yapıldığı zaman, bu konuda yalnızca güçlükle ayırt edilebilen yetersiz ve belirsiz bir sezgiye sahip olduğumuzu gösteren şaşırtıcı sonuçtan kaçınmak neredeyse olanaksızdır.
Sonra, bu sıradan kafa karışıklığı durumunu keskinleştirmek için, çağdaş sanatın yasallaştırılmasıyla ilgili olarak ortaya çıkan bunalımın yansıması da eklenecek olursa, rahatsızlığın her yanı sarma tehlikesi ortaya çıkar. Yapıt ve biçem enflasyonu ile güvenilir, ortak değerlendirme ölçütlerinin yokluğu karşısında bizim, en basitleri de dahil olmak üzere, estetik olguları akla yakın biçimde açıklamadaki yetersizliğimiz gerçekten umarsız gibi görünür.” R. Bodei

Yorum yapın