Hakikat mi? – “Hayat Bir Kere!”

“Atın ite, kuşun kurda sevdalandığı bu çağın bir romanı hiçliğinde: ‘Hayat bir kere!’.”
Özen Yula, Everest Yayınları’ndan çıkan “Hayat Bir Kere” adlı romanında; Mezopotamya tarihinin en eski anlatısı olan, Uruk kralı Gılgamış’ın efsanesini, zamandan ve mekândan azade olarak yeniden işliyor. Modern çağda ölümsüzlük ve bilgelik arayışı ile birlikte çeşitli mitolojik efsanelerin de yer aldığı bu romanda kimlere değmiyor ki kalemi?
Modern çağa uyarlayıp kurgulayarak ve de mitolojik kahramanları modern karakterlerle buluşturarak, Gılgamış Destanı ile iç içe geçmiş bu hikâyelerin ortak benzerliklerine vurgu yapıyor. Söylenceye ve kahramanlarına dair öncesinde bir okuma yapmamış iseniz, ilk etapta romandaki anlatımın kafa karıştırması muhtemel. Yazar Özen Yula, mükemmeliyetçi geleneğe inat şöyle yazıyordu romanına dair; ?Hayat gibi tamamlanmamış, yalanlar üzerine kurulu, yarım, kusurlu bir roman.?
“Ötesi ölüm, berisi hikâye”
Ölüm korkusuyla birlikte “ölümsüzlük otu” arayışının bilinen nihai sonucu; insanın ancak adını duyurarak ölümsüz olabileceği idi. Ölüm bir son değil en nihayetinde yeni bir başlangıç… Nebo’nun yüz binlerce yıllık anlatılarıdır, oku; tarihin en eski tanığı olan Nebo, barışın yazıyla mümkün olabileceğine inanmış bir yazıcı ve bu kadim söylencenin anlatıcısı odur. O nedenle roman onun şahsında anlatılıyor. Bölüm başlıkları için uygarlığı doğuran Sümerlerin dilinden istifade ediyor, yazar Yula veyahut da Nebo. Tabi her ne kadar ses uyumuna uyan çağrışımlar olarak ifade etse de Sümerceyi, her bölümün altında yazan kilit kelime etrafında konu gelişiyor. Gılgamış ile dostu Enkidu, İnanna’nın zehirli aşkı bu başlıklarda işlenen konular arasındadır. Fakat anlatıcımız Nebo olduğu için tanık olduğu her şey yazıla gelinir.
Bir Babil efsanesi…

Kıymet Ceviz
Not: Bu yazı Evrensel Gazetesinin Kültür ekinde yayımlanmıştır.

Yorum yapın

Daha fazla Edebiyat Haberleri, Yazarlarımızın son çalışmaları
?İnsan Olmaya Dair?/ Karlar Altındaki Ülke? – Mehmet Özçataloğlu

?Irkçılık, bir çocukluk hastalığıdır, insanlığın kızamığıdır? demiş Einstein. Ve biz toplum olarak iyileşemiyoruz çocukluk dönemlerimizden yetişkinlik dönemlerimize değin. Kızamıklı yaşıyoruz...

Kapat