“İktidar, hayal gücünden nefret eder” – Amin Maalouf

Türkiyeli okurun favori yazarlarından Amin Maalouf’un merakla beklenen yeni romanı “Doğu’dan Uzakta” geçtiğimiz cuma yayımlandı. Usta bu kez savaşın parçaladığı kimlikleri, ayırdığı dostları, sonlandırdığı hayatları anlatıyor romanında. Maalouf’la son romanı ve yazın serüveni üzerine yapılan söyleşiyi paylaşıyoruz sizlerle.

Kimsiniz?
Amin Maalouf, yazarım, Lübnan’da doğdum ve Fransa’da yaşıyorum. Birçok roman, deneme, libretto yazdım. Doğu?dan Uzakta dokuzuncu romanım, on dördüncü kitabım.

Bu kitabınızın ana teması nedir?
Savaşın ayırdığı bir arkadaş grubunun hikâyesini anlatıyorum. Hayatın doğurduğu risklerin ve verdikleri kararların doğrultusunda her biri kendi yolunu çiziyor. Aralarından bir tanesi ise bu dağılan arkadaş grubunu tekrar bir araya getirmeye çalışıyor.

Kitabın başına bir cümle yazmak zorunda olsanız, ne yazardınız?
Zamanı geldiğinde bedenim kıvranmadan düşecek ve beni duyabilenlere sürekli tekrar ederek sesleneceğim: ?Haklı olan benim, hatalı olan tarih!?

Kitabınız bir şarkı olsaydı, hangisi olurdu?
Kitabın başkarakterlerinden biri olan Semiramis otel işletmeciliği yapıyor ve çok güzel bir sesi var, sık sık şarkı söylüyor. İtalya, Yunanistan, Fransa, Irak, Mısır, Rusya ve daha pek çok ülkenin ezgilerinden oluşan bir repertuvara sahip. Bu şarkılar benim gençliğime ait ve kitabımın ruhunu çok iyi yansıtıyor.

Okuyucularınızla ilk olarak ne paylaşmak istersiniz?
Kavuşulan ya da kaybedilen her bir arkadaşın ve onlar üzerinden bir ülkenin, bir bölgenin, bir jenerasyonun ve bir dönemin, bizim dönemimizin yörüngesini anlatmak isterim.

Yazar alışkanlıklarınız var mıdır? Yer, saat ya da arka planda bir müzik…
Müzik eşliğinde yazmam ve güne bir çalar saatin alarmıyla başlamayı sevmem. Ama genelde güne erken başlarım; kendimi ufak ofisime kilitlerim ve öğle saatlerine kadar yazarım; sonra kapıyı kapatıp dışarı çıkarım ve ertesi güne kadar kitabım hakkında düşünmemeye çalışırım.

İlhamınızı nereden alırsınız?
Önceki gün yazdıklarımın son cümlesini okur okumaz anında devamı geliyor. İlham, imge veya düşüncelerin yaptığı çağrışımlarla başlar. Ya da bazen sadece kelimelerin yaptığı çağrışımlarla.

Yazarlık, hayatınıza nasıl girdi? Çocukken ya da gençken ?Bir gün kitap yazacağım? diyor muydunuz?
Babam şair ve gazeteciydi. Onu hep yazarken gördüm. Benim için ?yazmak? ve ?çalışmak? hep eşanlamlı kelimeler gibiydi. Yıllar geçtikçe bu anlayış, yazacağım dili karar vermemi gerektirdi; edebi türleri; ve kendimi tamamıyla kitaplarıma adayışımı belirledi. Oysa böylesi bir karar yazarlık yaşamımın başlangıcında bana olanaksız gibi gelmişti.

Okuyucu olarak sizi en çok etkileyen eserler hangileriydi?
Sırasıyla, ilk hayranlığım Jonathan Swift’in Güliver’in Gezileri kitabına yönelikti. Yine aynı dönemlerde okuduğum Mark Twain’in Prens ve Dilenci, Stefan Zweig’ın Joseph Fouche Bir Politikacının Portresi ve Albert Camus’nun Yabancı kitapları da oldukça etkiliydi. Daha sonra Isaac Asimov’un Vakıf’ı, Leo Tolstoy’un İvan İlyiç’in Ölümü, Thomas Mann’ın Buddenbrooklar: Bir Ailenin Çöküşü…

Sizce yazarlar neye hizmet ederler?
Bir yazarın amacı gündelik yaşamın gerçekliğini ve imgelemini aşmaktır, çağdaşları ve gelecek kuşaklar için farklı bir gelecek tasarlamaktır. Bugün içinde yaşadığımız dünyayı, nereden geldiğimizi, nereye gideceğimizi ve aslında nereye gitmemiz gerektiğini anlamaya ve anlatmaya çalışmalıdır. Bu yüzden iktidar, hayal gücünden ve geleceği inşa edebilecek etkenlerden nefret eder.

Kütüphanelerin hayatınızdaki önemi nedir?
Kendimi kitaplar arasında kaybetmeyi seviyorum. Seyahate çıktığımda bile dilini bilmediğim kitapların sayfalarını saatlerce karıştırıyorum. Sekiz dokuz yaşlarındayken çok kitap okurdum ve bir gün kütüphane görevlisinin gelip ?bitti, senin için yeni kitabım yok, hepsini okudun? demesi ihtimalinden korkardım. Neyse ki gelip geçici çocukça endişelerden biriymiş…
(www.lechoixdeslibraires.com’dan çeviren Bilge Akgün)

Yazının Kaynağı: 12.11.2012 tarihli Radikal Kitap Eki

Yorum yapın

Daha fazla Söyleşi
Metropol Sürgünlerini Görmek – Zafer Köse

Memleketin birçok yerinde ?kentsel dönüşüm? dedikleri şeyler yaşanıyor. *** Sabırsızlık duygusu veren jenerik müziğinin peşinden haberler başlar: ?Sayın seyirciler, dünyada...

Kapat