İstisna Hâlinin Sürekliliği: Agamben’in Siyasal Teorisi Işığında 1984 Romanında Egemenlik, Hukuk ve Yaşam
George Orwell’in 1984 adlı romanı, modern totalitarizmin yalnızca baskıcı bir yönetim biçimi değil, aynı zamanda hukukun askıya alındığı ve bu askıya almanın kalıcılaştığı bir siyasal düzen olduğunu gösterir. Giorgio Agamben’in “istisna hâli” teorisi, bu düzeni kavramsallaştırmak için güçlü bir çerçeve sunar. Agamben’e göre modern egemenlik, hukuku askıya alma yetkisi üzerinden tanımlanır ve bu askıya alma geçici bir durum olmaktan çıkarak kalıcı yönetim tekniğine dönüşür.
1. Giriş: Totalitarizm ve Hukukun Askıya Alınması
1984, genellikle propaganda, gözetim ve ideolojik manipülasyon bağlamında okunur. Ancak romanın daha derin yapısı, hukukun fiilen ortadan kalktığı ama biçimsel olarak varlığını sürdürdüğü bir siyasal alanı tasvir eder. Bu durum, Agamben’in modern siyaset eleştirisinin merkezinde yer alan istisna hâli kavramıyla doğrudan örtüşür.
Agamben, Carl Schmitt’ten hareketle egemenliği “istisna hâline karar verme yetkisi” olarak tanımlar (Agamben, 2005, s. 11). 1984’te Büyük Birader ve Parti, tam da bu yetkiyi sürekli ve mutlak biçimde kullanır. Okyanusya’da olağan hukuk düzeni yoktur; fakat bu yokluk bir kaos değil, son derece düzenli ve kurumsallaşmış bir istisna rejimi üretir.
2. Agamben’de İstisna Hâli ve Egemenlik
Agamben’e göre istisna hâli, hukukun tamamen yok edilmesi değil, askıya alınmasıdır. Hukuk yürürlükte görünür; ancak uygulanmaz. Bu nedenle istisna hâli, “hukukun hukuksuzluk yoluyla uygulanmasıdır” (Agamben, 2005, s. 38).
Bu çerçevede istisna hâli:
- Geçici değil, kalıcıdır.
- Olağanüstü durum değil, yönetim tekniğidir.
- Hukuk ile çıplak şiddet arasındaki sınırı belirsizleştirir.
1984’te Parti’nin iktidarı tam olarak bu noktada konumlanır. Yasalar yazılı değildir, mahkemeler görünmezdir, suçlar belirsizdir. Ancak ceza mutlak ve kaçınılmazdır. Winston Smith’in suçu olan “düşünce suçu”, hukuki tanımı olmayan ama mutlak yaptırımı bulunan bir fiildir.
3. Okyanusya: Sürekli İstisna Hâli Olarak Siyasal Rejim
Okyanusya’da savaşın sürekli olması, Agamben’in istisna hâlinin kalıcılaşması tezini doğrular. Savaş, olağanüstü koşulları gerekçelendiren ama asla sona ermeyen bir durumdur. Orwell bu durumu açıkça ifade eder:
“Savaş barıştır. Özgürlük köleliktir. Cehalet güçtür.” (Orwell, 1949/2021, s. 7)
Bu sloganlar, hukuki ve mantıksal çelişkilerin normalleştirilmesini sağlar. İstisna hâli artık istisna değildir; norm hâline gelmiştir. Parti, sürekli tehdit söylemiyle yurttaşların tüm haklarını askıya alır, ancak bunu geçici bir önlem gibi sunar.
4. Çıplak Hayat ve Winston Smith
Agamben’in Homo Sacer kavramı, 1984’te Winston Smith karakteri üzerinden somutlaşır. Homo sacer, öldürülebilir ama kurban edilemez olan kişidir; hukukun hem içinde hem dışındadır (Agamben, 1998, s. 8).
Winston:
- Hukuki bir özne değildir.
- Hak talep edemez.
- Ölümü ya da işkenceyi hukuki bir sürece bağlayamaz.
O’Brien’ın Winston’a söylediği şu söz, çıplak hayatın total teslimiyetini açıklar:
“Eğer insanlığın bir geleceği varsa, bu gelecekte ne sen olacaksın ne de senin gibiler.” (Orwell, 1949/2021, s. 307)
Bu noktada Winston artık politik bir özne değil, biyolojik bir varlıktır; Parti’nin üzerinde sınırsız tasarruf hakkına sahip olduğu bir bedene indirgenmiştir.
5. Oda 101 ve Kamp Mantığı
Agamben’e göre kamp, modern siyasetin gizli nomos’udur; istisna hâlinin mekânsal karşılığıdır (Agamben, 1998, s. 166). Kamp, hukukun askıya alındığı ama egemenliğin mutlak olduğu alandır.
1984’te Sevgi Bakanlığı ve özellikle Oda 101, bu kamp mantığını temsil eder. Burada:
- Hukuk yoktur.
- Yargılama yoktur.
- Sadece itiraf ve yeniden biçimlendirme vardır.
Amaç yalnızca cezalandırmak değil, öznenin iç dünyasını dönüştürmektir. Winston’un son hâli, bu biyopolitik projenin tamamlandığını gösterir:
“Büyük Birader’i seviyordu.” (Orwell, 1949/2021, s. 311)
Bu sevgi, özgür bir öznenin değil, tamamen biçimlendirilmiş çıplak hayatın ifadesidir.
6. 1984 Bir Distopyadan Fazlası mı?
Agamben’in istisna hâli teorisi, 1984’ü yalnızca totaliter bir gelecek kurgusu olmaktan çıkarır; onu modern siyasetin yapısal bir eleştirisi hâline getirir. Orwell’in romanı, istisna hâlinin geçici değil, modern iktidarın asli yönetim biçimi olduğu yönündeki Agambenci tezi edebi düzlemde doğrular.
Bu bağlamda 1984, geçmiş ya da gelecek hakkında değil; hukukun askıya alınmasının normalleştiği her siyasal düzen hakkında yazılmıştır.
Kaynakça
Agamben, G. (1998). Homo Sacer: Sovereign Power and Bare Life. Stanford: Stanford University Press.
Agamben, G. (2005). State of Exception. (Çev. K. Attell). Chicago: University of Chicago Press.
Orwell, G. (1949/2021). 1984. (Çev. C. Üster). İstanbul: Can Yayınları.
Schmitt, C. (2005). Political Theology. (Çev. G. Schwab). Chicago: University of Chicago Press.