Kelliğe Övgü – Kyreneli Synesios

Eski çağ yazın dünyasının dikkate değer ürünlerinden biri de ?övgü? kitaplarıdır. ?Övgü? kitaplarında bugün biz ?yeniler?in yadırgayabileceği pek çok şeye methiyeler düzülmüştür. Övülen şey, çok kere, çoğumuzun övülmeye değer bulmayacağı, dahası, değil erdem ?zaaf? sayacağı insanlık halleridir. Kyreneli Synesios ?kellik? gibi, çoğu erkeğin korkulu rüyası olabilecek bir ?nasipsizliği? bir erdem olarak görüp yüceltmesiyle yerleşik inançları sarsıyor. Her şeyin felsefe konusu haline gelebileceği bir çağda yazar meseleyi öylesine ciddiye almıştır ki, kellik onun dünyasında başlı başına bir ?tefekkür? konusu olabilmiştir.

Synesios, Hıristiyanlık çağında yaşadığı halde, hâlâ antik dünyanın insanıdır; aklı da fikri de ?eski dünya?dadır. O dünyanın fikirleriyle, inançlarıyla, duygularıyla; çok zengin bir düşünce geleneğinin ?geç kalmış? bir temsilcisi olarak konuşur. Nitekim, Kelliğe Övgü?nün çıkış noktası da bir başka ?övgü? kitabıdır. Yazar kendisinden iki yüz yıl önce yaşamış olan Bursalı Dion?un Saça Övgü adlı kitabında ileri sürdüğü görüşleri çürütmek için kaleme almıştır Kelliğe Övgü?yü.

M.S. 4. yüzyılda yaşayan Kyreneli Synesios?un bu felsefi denemesi beş ünlü kelimizin önsözleriyle Türkçede: Tahsin Yücel, Samih Rifat, Aydın Uğur, Enis Batur ve Ekrem Işın.

Kellerin başına gelebilecek en güzel şey – Çağlayan Çevik
(17.04.2014, http://kitap.radikal.com.tr/)
Kelliğe Övgü, felsefe metinlerinin Banksy?si gibi okunmalı aslında. Çünkü Kyreneli Synesios tam olarak, İngiliz graffiti sanatçısı Banksy ile aynı şeyi yapıyor, hem de yüzlerce yıl öncesinden…
Kyreneli Synesios?un Kelliğe Övgü?sü daha adıyla insanı ters köşeye yatıran bir metin. Sözlüğü açıp baktığımızda ?kel? maddesinin karşısında bir tane iyi söz bulamazsınız çünkü. Çoğunlukla, menfi açıdan yaklaşılmış bir durumdur kellik. Yakın tarihe bir göz gezdirdiğimizde ünlü kel aktör Yul Brynner?in karizmasını hatırlarız ilk önce. Sonra siyaset tarihinin karakteristik kelleri karşımıza çıkar birçokları pek de iyi anımsanmadan; Rauf Denktaş, Süleyman Demirel (belki de fötr şapkanın etkisidir onun kelliği), uluslararası bir isim olsa da Türkiye siyaset tarihinde önce keliyle, sonra kelindeki lekesiyle hafızalarda yer etmiştir Gorbaçov! Türk halkının en sevdiği keller arasında da İtalyan hakem Collina gelir. Spikerlerin bile kel hakem diye adlandırdığı… Madem yeşil sahalara geçtik, devam edelim; Galatasaraylı Suat (ki sonra saç ektirerek yoldaşlarına ihanet etmiştir) ve Dünya Kupası final maçında, kel kafasını rakibi Materazzi?nin göğsüne gömmek suretiyle heykelini yaptıran Zinedine Zidane. Bruce Willis?i de kariyerinin büyük kısmını kelken çevirdiği yapımlar dolayısıyla listeye alabiliriz elbette… Hasılı kelâm, saydığımız adlar -bir ikisi isim hariç- öyle övgü düzdürecek doneleri sağlamaya yeterli değil ne yazık ki! Kyreneli Synesios da zaten bu hafifletilmiş ?freak show?dan hareket ediyor. Kendisi de bir kel olarak kelliği övüyor! Çünkü eski çağ yazın dünyasının ilgi çekici örneklerinden olan övgü kitapları genellikle pek övgü düzülmeyecek şeylere dair olurdu. Tıpkı kellik gibi… Hayatınızda en az bir kere, bir kelin cevher yatağında ot bitmezmiş kalıp kullanımına sığındığına şahit olmuşsunuzdur. İşte bu sözü ilk söyleyen, felsefî ve edebî biçimde uzun uzun izah eden ilk isimlerden birisidir Kyreneli Synesios. MS 2. yüzyılda yaşamış Bursalı Dion?un Saça Övgü?süne cevap ve bir karşı duruş için yazmış bu metni Synesios.

Keller resmi geçidi!
Zaman zaman eş dost arasında çıkan kellik tartışmalarında bütün kellere tavsiyem, bu kitabın kendisini çıkarın ortaya ve konu kapansın. Çünkü bu kitabın varlığı, başlı başına kelliğe övgü olarak kullanılacak bir anıt! Dahası kitabın Türkçe baskısı için bir araya gelen adlar işe farklı bir boyut da kazandırmıyor değil! Türk edebiyatından, entelektüel çevreden önde gelen keller adeta bir rüya takım kurarak bu kitaba önsöz yazmışlar. Tahsin Yücel?le başlıyor önsözler silsilesi. Samih Rifat?la hız kazanıp Aydın Uğur, Enis Batur ve Ekrem Işın?la sona eriyor. Âdeta kel yazarlar resmi geçidine dönmüş silsile önsözler, Kyrenheli Synesios?un kitapta yaptığı gibi kendi kelliklerinden ne kadar gurur duyduklarını biraz ironik biçimde dile getiriyorlar… Daha sonra kitabın çevirmeni Cânâ Aksoy, Kyreneli Synesios ve eseri hakkında kuşatıcı bilgiler verip gerek edebî açıdan, gerek felsefe açısından ne kadar önemli bir yapıtla karşı karşıya olduğumuzu izah ediyor…

Kellik, isteyerek olunan bir durum değil. Daha çok kalınan bir durum. Sözlüklerde de ısrarla bir hastalık-yoksunluk durumu olarak işaretlenmiş olması da kendi içinde bir mağduriyet barındırıyor. Hâl böyle olunca kel kalanların birçoğu gür saçlılara çok da sevgiyle yaklaşamıyor, arada tutup kafasını kazıtanlara da kelliğe öykünmeleri dolayısıyla güven duymadıklarını açıkça itiraf ediyorlar (inanmayan önsözlere baksın). Kelliğe Övgü bu yönüyle, kel kalanın, hayatının bir bölümünde saçlarını dağıtan, tarayan, ayna karşısında uzun uzun şekil veren, belki de rüzgârda savuran kellerin kendisine övgüsü. Bu sayede önsözler ve kitabın içeriği birbirini muazzam bir biçimde tamamlıyor.

Kelliğe Övgü, felsefe metinlerinin Banksy?si gibi okunmalı aslında. Daha doğrusu bir de bu açıdan okunması taraftarıyım. Çünkü Kyrenheli Synesios tam olarak, İngiliz graffiti sanatçısı Banksy ile aynı şeyi yapıyor, hem de yüzlerce yıl öncesinden… Düşünün bir, estetik olarak kellik sanat tarihi açısından bakınca çirkin olanın, kötüye denk olanın simgelerindendir. İyi, olumlanmış kahramanın kötücül rakibinin, düşmanının imaj unsurlarından biridir. Gündelik hayatta perukla veya örtü ile örtülendir. Hastalık göstergesidir. İhtiyarlık, devri geçmiş olmanın sembollerindendir. Anadolu?da toprağın verimsizliği de kellikle anlatılır örneğin. Dilsel birçok olumsuz kullanım sirayet etmiştir kelliğin anlamları içine… Münzevi ve dünya işlerinden el ayak çekmiş din adamları, keşişler (en azından belli bir tarikate mensup olanlar) saçlarını kazıtarak, estetik bir yoksunluk ile bu tavırlarını belli etmişlerdir. Tutsakların, mahkumların ve askerlerin saçlarının kazıtılarak bir nevi kelleştirilmesi binlerce yıl öncesine dayanan bir cezalandırma, işkence veya tektipleştirme biçimidir. Bu kadar olumsuzluk üst üste birikmişken ve kellerin elinde sadece bilge adam, tecrübeli kişi ve artık kötü şaka halini almış cevher yatağı göndermesi dışında çok fazla bir seçenek kalmamıştır. Synesios işte tam bu noktada kellerin imdadına yetişip bu başyapıtı ortaya koyuyor. Bütün estetik, sosyal, akademik, kültürel mirasa, önyargıya karşı çıkarak kelliğin övülesi bir şey olduğunu ve bunun nasıl yapılması gerektiğini gösteriyor kitabında. Tıpkı Banksy?nin metruk binaların duvarına yaptığı resimlerden sonra o yıkıntı duvarın değer kazanması gibi…

Orson Welles?in ünlü şarkısının sözlerini hatırlayın; ?I know what it is to be young / but you, you don?t know what it is to be old? diyordu büyük usta. Başta Kyreneli Synesios ve kitaba önsözleriyle iştirak eden yazarlar olmak üzere bütün keller farklı zamanlarda bu cümlenin kellikle alakalı versiyonunu kurmuşlardır. Çünkü onlar da bir dönem saçlı olmanın sefasını sürmüş, hemcinslerine hava atmış karşı cinse eda yapmıştır. Ancak şimdi saçsız/kel olmaları, onları bir anlamda öne geçirmiştir, zira onlar saçın ne olduğunu iyi bilirler, oysa gür saçlılar kelliğin ne olduğunu bilemezler. Hatta Samih Rifat, ?Kelliğin bir iki yararını da keşfettim? zamanla diye itiraf eder. Saydıkları da matraktır aslında: ?Yıkanması kolay, traş olması kolay, sıvazlaması keyifli…?

Synesios bu kadar naif değil asla. Saçın ne kadar kötü bir şey olduğunu, kelliğin ne kadar övülesi bir şey olduğunu söylemek için her şeye başvurabiliyor. Sahne onun, almış sazı eline, sırasıyla ağzına geleni söylüyor. Hoyrat değil elbette, ama acımasızca alay ediyor saçları olanlarla. Tabii ters çevirdiğiniz zaman kendisiyle ve kellerle de aynı şekilde alay ediyor. Homeros?un koca Troia savaşında Menelaos, Aşil, Odysseia, Hektor… Neredeyse herkesi en çok saçları aracılığıyla tasvir edip övmesini ise büyük ozanın kör olmasına bağlıyor. Zira zalimce kuruyor cümlesini; ?Yücelttiği insanların gözlerini pek seyrek anar o.? Nasıl Synesios MS 4. yüzyılda yaşayıp eserini antik dönem üslubu ve anlayışıyla yazmışsa, biz de onun eserini bugünün metinleri gibi okuyabiliriz aslında. Çünkü bu sayede çok zengin bir içeriğe sahip olduğunu tekrar tekrar görebiliriz. Kelliğe Övgü, kellerin başına gelebilecek en güzel şey aslında…

Kitabın Künyesi
Kelliğe Övgü
Kyreneli Synesios
Sel Yayıncılık / Yaşam Kitapları Dizisi
Çeviri : Cana Aksoy
İstanbul, 2003
64 s

Yorum yapın

Daha fazla Felsefe
Bulantı ‘dan notlar – Jean-Paul Sartre “ölümümden sonra yaşıyorum. trajik değil, ürkünç bu…”

"günce tutmanın tehlikeli yanı budur sanırım. i?nsan her şeyi büyütmeye, tetikte durmaya, doğruları durmadan zorlamaya kalkar." (s.11 "tutkum ölmüştü artık....

Kapat