Kesap: ‘Güzelev’in Yakıldığı Yer – Müslüm Kabadayı

Cacius, madenler dağı olup Zeus?u ve Avrupa?yı zirvesinde konaklatmış; tepesinden uçan kartalla Antakya?nın kuruluşuna vesile olmuştur. Mitolojide böylesine önemli yeri bulunan bu dağın adının, Şam?a da kol kanat geren Cebel-i Kasiyun?la (Kasiyun Dağı) ilişkili olduğu söylenir.

Cacius?a Araplar ?Cebel-i Akra?, Türkler de ?Keldağ? derler. Her damarında nice öykülerin yaşandığı bu dağın güneydoğu eteklerinde kurulan Kesap; gerek çam, çınar, harnup, meşe ağaçlarının süslediği koyu yeşil manzarası, gerekse küçük tepelerin arasında biçimlenen çanak gibi kuytu yerleşimiyle ?Güzelev? anlamında tarihe mal olmuş Ermenilerin yaşadığı kadim bir kasabadır. 1939?da Türkiye-Suriye sınırı çizilmezden önce, bu şirin kasaba halkıyla Lazkiye-Antakya-Halep üçgeninde yaşayanların bir biçimde ilişkisi olmuştur. Çünkü, yörenin yapılarında Kesaplı ustaların el emeği göz nuru vardır; insan ve hayvan sağaltımında hekimleriyle rol oynamıştır. Bazı meyve ve sebzelerin yaygınlaşmasına katkıda bulunmuşlardır. Yayla ve dağların hakim olduğu coğrafyada taraça sistemiyle bağ ve bahçelerin gürleşmesinde emek harcamışlardır. Kısacası ?Güzelev?den, çevrenin güzelleşmesi için hep ışkın veren ağaçlar yetişmiştir.

Çocukluğumda Hüseyin dedemlerle Kara Cuma?nın evleri mimari bakımdan dikkatimi çekerdi. Köydeki evlerin çoğu kâgir, gelişigüzel yapılmışken, birkaç evin gerek desenli, süslemeli taşları, gerekse livanları diğerlerinden farklıydı ve güzel görünürdü. Bir gün bu farkın nedenini sorduğumda, Kara Cuma (Köyümüz Kışlak?ın 1940?lı yıllarda hem muhtarlığını hem de ilkokulunu yapan kişi) şöyle yanıt vermişti: ?Kesepli Rupen Usta yaptı; yaşıyorsa elleri dert görmesin, işinin ehli bir insandı.? Suriye?ye emperyalist müdahale olmadan ve iç savaş kışkırtmaları gündeme gelmeden önce de Kara Cuma?nın oğlu İnşaat Mühendisi Niyazi Gündüz, Kesap?a giderek Rupen Usta?nın torunlarıyla görüşmüş ve babasından dinlediği anıları onlarla paylaşmıştı.

Evet, Rupen Usta gibi nice işinin ehli olan Kesaplılarla ilgili anılar Türk, Arap ve Kürt yaşlılarımız arasında anlatılır. İşte bu ?Güzelev?in bin bir çeşit meyvesinin, sebzesinin, dağ ağaçlarının Keldağ rüzgarıyla dans ettiği 21 Mart?ta, El-Kaide ve El-Nusra canileri tarafından bomba ve kurşun yağmuruna tutulmasıyla ?Çirkineller?in kasabayı işgali başlamıştır. Burada yaşayan Ermeni ve Arap Alevilerin çoğunun, önceden durumu sezerek Lazkiye?ye taşınması, büyük bir katliamdan kurtulmalarını sağlamışsa da, geriye kalan yaşlılar ve yoksullar başta olmak üzere toprağına ve ağaçlarına ölümüne bağlı insanların saldırıdan etkilenmelerinin önüne geçilememiştir. O günden başlayarak 45 nolu tepedeki çam, çınar, harnup ve hartlap ağaçları göz yaşlarını insanlığın vicdanına akıtmaya devam etmektedir. Milyonlarca yıldır nice bitki, hayvan ve insana ev sahipliği yapan Keldağ, tepesine kondurulan NATO üssüne lanetler yağdırmaktadır. Karaduran, Uzunkaya, Kamışlıkoy?un balık kokan, batık yüzen suları savaş baronlarına ve onların çetelerine beddualar fışkırmaktadır.

21 Mart, doğanın canlandığı ve insanın haksızlıklara karşı ayağa kalktığı, Dünya?nın şiir dilli olmasının istendiği gündür. Böyle bir günde Kesap?ı yakmaya kalkanlar ve onlara çanak tutanlar, Keldağ?ın ?Güzelev?i tarafından lanetlenmişlerdir. O evlerin ışkın veren ağaçlarıysa, Dünya?nın her yanında boy atmaya devam edecektir.

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler, Yazarlarımızın son çalışmaları
Büyük Buhran?ın uzak akrabaları

Schivelbusch, faşist-totaliter rejimlerle, liberal-demokratik olarak değerlendirebileceğimiz New Deal?in ortak yönlerini anlatıyor. Faşizm ve Nasyonal Sosyalizm ya da her biri üzerine...

Kapat