Konya’da atılan tekbirlerin adresi kim? Mehveş Evin

MEHVEŞ EVİNİzlanda maçı öncesinde Ankara katliamında hayatını kaybedenler için bir dakikalık saygı duruşunda atılan tekbir ve çekilen ‘yuh‘lar, Erdoğan Türkiye’sinin kahredici bir yansımasıdır.

Kahredici, çünkü kendine insan diyen, yüzlerce masum canın korkunç bir şekilde katledilmesine ancak üzülebilir… Diyelim ki üzülmedi. Etik değerler ve insanlık normları gereği, ölenlere böyle bir saygısızlık yapmaya kalkmaz.

Kahredici, çünkü canlı bombanın hedefi olmuş sivillerin politik duruşuna yönelik nefret bile bu davranışı açıklayamaz.

Kahredici, çünkü bu tekbirler ve ıslıklar, “Türkiye büyük bir kederde bile ayrışıyor, kutuplaşıyor; iç savaşa sürükleniyor” yönündeki tüm tespitleri doğrulamakla kalmıyor; gelinen noktanın zannedilenden vahim olduğunu ortaya koyuyor.

Kahredici, çünkü Suriye savaşında türeyen, beslenen cihatçıların Türkiye’de sadece ‘canlı bomba‘ listesinden veya hücre evlerinden ibaret olmadığını, hem siyasal hem toplumsal bir karşılığı olduğunu kanıtladı.

Kahredici, çünkü o tekbir ve ıslıklar sadece barış mitinginde öldürülenlere değil, maçın oynanacağı Batılı rakibe de nefret kusmayı içeriyor.

Ankara katliamının ardından 1915 ruhu var

Videoyu izleyenler, özellikle İzlandalı futbolcuların yüzünde şaşkınlıktan tiksinti ve dehşete dönüşen ifadeyi herhalde yakalamıştır…

Dünya, işte bu ifadeyle bakıyor Türkiye’ye.

Başkentin ortasında, Emniyet, İçişleri, Genelkurmay’a bu kadar yakın bir alanda düzenlenen bir barış mitingine kim, neden kastedebilir?

Bir tweet yüzünden insanların hapse atıldığı bir ülkede, geçiçi Başbakan, nasıl kameralara bakarak “Canlı bomba eylem yapmadan yakalayamaz” diyebilir?

Bir ülkenin vatandaşları, böylesine korkunç bir olaydan sonra bile birbirine kenetleneceğine neden daha da bölünür?

Cevapları vermek için, Türkiye’nin yakın tarihindeki katliamlara, çatışmalara ve adaletin nasıl işlediğine bakmak yeterli. 1915 ruhu ölmedi, TC’nin derin devletinde yaşıyor.

Konya tesadüf değil

Saygı duruşuna tekbirle, ıslıkla karşılık vermek, Ankara’yı bombalayan, ‘O insanları havaya uçuran cihatçıları destekliyorum‘ demek.

O insanların katli vacipti demek. Kan donduran bu davranışın Konya’da sergilenmesi tesadüf olmasa gerek.

Her şeyden evvel milli maçlar Konya’da oynanıyor çünkü Federasyon, İstanbul’da ‘sorun‘ yaşandığını, cazip olmadığını açıklamıştı.

Ancak asıl neden, Davutoğlu’nun memleketi, AKP’nin kalesi olan Konya’da taraftarın ‘bizim seçmen‘ sayılması.

Yani AKP’li yetkililer ‘katil, hırsız‘ sloganlarına maruz kalmadan, rahat rahat maçları izleyebilecekti. Ayrıca sadık seçmen ödüllendirilecek, maç turizminden Konya’nın faydalanması sağlanacaktı.

Peki saygı duruşunu yuhalayan Konya’daki ‘sorunsuz taraftar‘ mesele edilecek mi?

Niye edilsin? Cumhurbaşkanı’nın 15 yaşındaki bir çocuğun cenazesini miting alanında yuhlattığı bir ülkede, taraftarın da böylesine insanlıktan çıkması, doğal bir sonuç.

Şam’da böyle eylem yapılmadı

Artık 10 Ekim’de devletin parmağı var mı yok mu diye tartışmak bile yersiz… Bomba patladıktan sonra polisin ambulansları engellediği ve ağır yaralılara gaz sıktığı, katliam protestolarında bile küçüçük çocukları hedef alıp öldürmekten imtina etmediği bir yönetim söz konusu.

7 Haziran’dan bu yana Ankara’nın doğusunda sivillere yönelik operasyonlara kayıtsız kalanlar, Suriye’nin Suriye’de, Suruç’un Suruç’ta, Diyarbakır’ın Diyarbakır’da kalacağını sanıyordu.

Ankara katliamından sonra bu kayıtsızlığı, ‘bana bir şey olmaz‘ havasını sürdürmenin imkanı artık yok.

Evet, hedef öncelikle HDP ve seçmeniydi. Ama hedef, aynı zamanda solcular, işçiler, muhalefet yapmayı hala başaran meslek örgütleri ve sendikalar, Aleviler, ‘Gezici‘ler, laikler, demokrat CHP’lilerdi…

Marmara Üniversitesi’nden Doç. Dr Behlül Özkan, ‘Gündem Müzakere‘ programında savaş halindeki Suriye’nin başkenti Şam’da dahi cihatçıların Ankara’daki gibi bir eylem yapamadıklarını hatırlattı.

Savaştaki Şam’da olmuyor, ama Ankara’da böyle bir eylem olabiliyorsa artık hesaplayın bundan sonrasını…

Yorum yapın

Daha fazla farkettiren yazılar
Birleşmiş halk asla yenilmeyecek! / El Pueblo unido, jamás será vencido – (seslendiren: Inti Illimani)

Inti-Illimani grubu 1973 yılında Pinochet’in darbesinden nasibini almıştır. Darbe sırasında yurtdışında olan grup, darbeden sonra 14 yıl boyunca Şili’ye dönememiştir. ...

Kapat