Kral Fare – China Mieville

İlk romanı Kral Fare (King Rat) ile hem Uluslararası Korku Cemiyeti hem de Bram Stoker ödüllerine aday gösterilen Britanya fantastik edebiyatının genç sesi China Miéville, çok sayıda ödül kazanmıştır.

Londra?nın karanlıklarında bir şey kıpırdanıyor; kan ve tuğla tozuyla kendi alanının sınırlarını belirliyor. Birileri, Saul?ün babasını öldürüyor ve suçunun cezasını çekmeyi Saul?e bırakıyor. Ancak kentin atıkları arasından çıkan bir gölge, cezaevindeki hücresine gizlice girerek Saul?ü özgürlüğüne kavuşturuyor. Bu gölgenin adı Kral Fare.
Londra?nın görünen yüzünün arkasındaki gece dünyasında, kanalizasyonlarda ve varoşlarda, kokuşmuş mekânlarda dolaşarak, Saul, gerçek kişiliğini bulmak zorunda. Garip cinayetler şehrin üzerine bir lanet gibi çöküyor. Gizemli güçler bir gösteriye hazırlanıyor. Arka planda, arka sokaklarda gümbürdeyen Davul ve Bas. Saul tuhaf mirasıyla yüzleşiyor; Güney Londra?nın tehlikeli alanlarında, karanlığın göbeğinde, Jungle?cı Kitlesi?nin toplanma mekânlarında.

?Çarpıtılmış şehir efsanesi ile çağdaş gotik dehşetin ilginç bir karışımı olan Kral Fare, Miéville?i göz ardı edilemeyecek bir yazar olarak tanımamızı sağlıyor.? The Times

?Düş, peri masalı ve bir dedektif öyküsü özelliklerini bir araya getiriyor? hayran oldum.? Daily Telegraph

?China Miéville, İngiliz fantezisinde yeni ve şaşırtıcı bir ses. Hem eski hem de şehrin geleceğinin bir parçası olan Jungle Londra?sı için yeni bir dil yaratıyor.? Christopher Fowler

?Kral Fare bizi peri masallarındaki bahçelerden çıkarıp kanalizasyonlara götürüyor? Heyecan dolu olağanüstü bir roman. Dili şakıyor, düşünceler özgün ve sürükleyici? Sonsuz bir zevk.? Charles De Lint

A. Ömer Türkeş’in 19/02/2010 Tarihinde Radikal Gazetesi Kitap Eki’nde Yayınlanan “Masaldan romana” Adlı Yazısı
Yayımlandığı günlerde Kral Fare, ?İngiliz fantezisinde yeni ve şaşırtıcı bir ses?, yazarı China Miéville ise ?gerçek bir büyücü, bir sihirbaz, bilim adamı ve şairin güçlü bir karışımı? tarzında övgülerle karşılanmış. Övgülerin abartılı olup olmadığına okuduğunuzda kendiniz karar vereceksiniz. Ancak şurası muhakkak ki, Kral Fare?de gerçekten tuhaf bir masal anlatmış Mieville. Hikâyesinin mitolojisini hepimizin bildiği bir masaal, Fareli Köyün Kavalcısı?na yaslayarak günümüz metropol yaşantısının karanlık ve ürkütücü yüzünü sergiliyor.
Bir Londra gecesi. Roman kahramanı Saul, kafasında bin bir düşünceyle evine döndüğünde babasını uyandırmamak için sessizce odasına çekilmiş ve uykuya dalmıştır. Sabah olduğunda karşısında polisleri bulacak, babasının öldürüldüğünü öğrenecektir. Üstelik deliller şüpheli olarak Saul?u işaret etmektedir. Sorgu için hücreye kapatılan Saul, karşısında tuhaf bir adam bulur. Kendisini Saul?un dayısı olarak tanıtan bu adam Kral Fare?dir. Kanalizasyonlardan, demir parmaklıkların arasından sızarak hücreye ulaşan Kral Fare, Saul?un bir tuzağa düşürüldüğünü söyleyecek, asıl katili bulması için onu hücresinden kaçıracak ve kökleri yüzlerce yıl geriye uzanan akıl almaz bir hikâye anlatacaktır. 700 yüzyıl evvel emrindeki farelerle bir köyü işgal etmişler, çıkıp gelen Kavalcı tarafından nehre dökülerek bozguna uğratılmışlar ve Kral Fare?nin krallığı son bulmuştur. O zamandan bu zamana Kral Fare ile kavalcı arasında ölümcül bir kovalamaca sürmektedir. Kral Fare?nin kızkardeşi insanlar dünyasına karışmış, Saul?un babasıyla evlenmiş ve Saul?ü doğururken ölmüştür. Yarı insan yarı fare özelliği ile Saul, kavalcının sihirli müziğinden etkilenmeme gücüne sahiptir ve bu nedenle kavalcı için en tehlikeli düşmandır. Onu saf dışı bırakmak için Saul?ün babasını öldürüp Saul?ün hapishaneye atılmasını planlamıştır…
Normal bir insanın bu akıl almaz hikâyeye inanması elbette beklenemez. Saul de inanmaz önce. Ancak Kral Fare klavuzluğunda hücresinden kaçmaya başladığında, bedenindeki gücü ve değişimi yavaş yavaş fark edecek, anlatılanlara inanmaya başlayacak ve dehşete kapılacaktır. Duvarlara tırmanmakta, çöplerden beslenmekte, kanalizasyonlarda dolaşmakta, farelerle iletişim kurmakta zorluk çekmeyen Saul, bir yandan suçsuzluğunu kanıtlamak, diğer yandan arkadaşlarını kurtarmak için Kavalcı?yı durdurmak zorundadır. Çünkü Saul?ün tekno müzikle uğraşan kız arkadaşı Natasha?ya ulaşan Kavalcı, kavalın ezgilerini Jungle müziği ile birleştirerek hem insanları hem fareleri etkilemeyi planlamaktadır. Planlarını gerçekleştirmek için cinayet işlemekten de kaçınmaz.
Londra?nın karanlık sokaklarında, izbelerinde, şehrin altında bir ikinci şehir gibi uzanan kanalizasyonlarında sürüp giden ölümcül kovalamaca, yeraltı müzikleri çalınan bir diskoda gerçekleşen kanlı bir düeelo ile sonuçlanacaktır…

?Tuhaf kurgu?
Maddi gerçekliğin içine masallardan, düşlerden, şehir efsanelerinden esinlenmiş gerçeküstü öğeleri yerleştirerek fantastik bir dünya kuran Miéville, yaptığı işi -Lovercraft gibi ustaların izinde giderek- tuhaf kurgu (weird fiction) olarak tanımlıyor. Kurgusu tuhaf ama geleneklerden beslenen hikâyesine yabancılık çekmiyoruz. Bir farkla; tıpkı Star Wars gibi kayıp prens teması etrafında gelişen bu hikâye, popüler fantastik edebiyatın iyi-kötü çatışmasından uzak durmuş. Farelerin, örümceklerin, kuşların krallarıyla Kavalcı arasındaki kavga iyi ve kötünün savaşı değil; güç ve iktidar mücadelesi. Saul?ün ister istemez dahil olduğu mücadelede prensliğin haklarını terk etmesi, fareleri kendi seçimlerini yapmaya davet etmesi, Mieville?in dünya görüşünü açıklıyor. Marksist bir yazar Mieville. Edebiyata, fantastik romana bakışında, politika ve edebiyat arasındaki ilişki üzerine yazdıklarında Marksist bir tavır alışın izleri var. Ancak Kral Fare indirgemeci bir eğilimin ürünü değil. Fantastiği edebiyatla büyüyen bir kuşaktan gelmiş, fantastik edebiyatı seven genç bir yazarın söz konusu türlere özgü öğeleri klişelerin tuzaklarına düşmeden, fantastiği çağının ilgi ve korkularıyla harmanlayarak yeniden ele aldığı, siyasi düşüncelerininse hikâyeye dolaylı yollardan yansıdığı çok dinamik bir roman.
Çağın igileri ve korkuları derken müziği ve metropol korkularını kast ediyorum. ?Çarpıtılmış şehir efsanesi ile çağdaş gotik dehşetin ilginç bir karışımı olan? romanında Mieville, tekno müziğin insanlarda yarattığı esrikleşmeyle Kavalcının fareleri büyüleyen ezgilerini karşılaştırmış.
Kral Fare kuşkusuz bir kent romanı; geçmişi ve geleceği, görünen modern yüzüyle görünmez kaotik yapısıyla Londra?nın romanı. Ve Jungle müziği tam da böyle bir kentin yarattığı imgelerin dayanılmaz seslerini taşıyor.
Metropol paranoyalarını, nihilist şiddetini, yalnızlığını ve umutsuzluğunu simgelemek için fantastik öğeleri kullanırken görsel bir dil kullanmış yazar. Giriş bölümündeki Londra?nın köhnemiş mahallelerin tasvirleri, Hugo?nun Sefiller romanındakine benzer kanalizasyon yürüyüşleri, kentin altında sürdürülen bir başka hayat, disko müziğine kendinden geçmişçesine kapılmış gençler… Bunların hepsi modern bir kentin karanlık bilinçaltının yansımaları. Son yıllarda Türkçe yazılan romanlarda genç kuşak yazarlar tarafından dillendirilen metropol korkularının Londra?ya özgü biçimlerini izlerken fantastik edebiyatın sadece bir kaçış edebiyatı olmadığını bir kez daha anlıyoruz.
Kral Fare için günümüzde geçen karanlık bir ütopya diyebiliriz. Mievielle?in insanlar, fareler, kuşlar ve böceklerle, davul ritmleriyle ortaya çıkardığı çağdaş korkular, kişisel ve sınıfsal sancıları yansıtmıyor mu? Çok önce Brecht, Kafka?nın Dava?sını böyle bir bakışla değerlendirmişti. Brecht?e göre Dava?daki en önemli nokta, büyük kentlerin sonu gelmez, karşı konulmaz büyümesinden duyulan korkudur. Bu kentler dolaylı ilişkilerin uçsuz bucaksız labirentini, modern yaşama biçimlerinin getirdiği bölünmeleri, karmaşık, karşılıklı bağımlılıkları dile getirirler. Ve bu kentlerde yaşayan küçük burjuvaların hissettiği yalnızlık ve yabancılaşma hayatın atomize oluşundan, ?yabancılaşma olgusunun insanı artık neredeyse bütünüyle kendi buyruğu altına alacak boyutlara varmış oluşundan, insanları kendi gölgelerinden ibaret kişilere dönüştürmüş bulunuşundandır?.
Mieville, çağdaş gotiğinin arkasına müziği yerleştirmiş. Kavalcı?nın fareleri avlayan tek sesli ezgilerinin metropol insanlarını kendinden geçiren tekno müziğe dönüştüğü günümüzde, hikâyenin temposunu Jungle müziğinin ritmi belirliyor. Bir karşılaştırma yapmak için eklemek istiyorum: Hakan Bıçakcı?nun Apartman Boşluğu (2008) ve Ömer Ayhan?ın Öldüren Şehir (2008) romanlarındaki kahramanlar da müzikle ilgileniyorlardı.
Gündelik dilin diyaloglarıyla izlenimci tasvirlerin karışımından oluşan diliyle Kral Fare, baştan sona çok hızlı akıyor. Müziğin bu akışa etki ettiğini söylemiştim. Zaman zaman alçalan, zaman zaman yükselen, bas sesleriyla kalp atışlarını yükselten, folklorik ezgilerin yeni müzik türleriyle karıştığı bir besteyi dinler gibi okuyoruz Kral Fare?yi.

?Fare?yle tanındı…
1998 yılında yazdığı ilk romanı Kral Fare ile ülkesi İngiltere?de büyük bir çıkış yakalayan China Miéville, biraz gecikmeli ve maceralı bir çeviri serüveninden sonra yayımlandı. 1972 doğumlu Miéville, Cambridge Üniversitesi?nde sosyal antropoloji öğrenimini tamamladıktan sonra akademik kariyerini uluslararası ilişkiler alanında sürdürmüş ve bu alanda Eşit Haklar Arasında: Uluslararası Hukukun Marksist Bir Teorisi isimli doktora tezi ile dikkat çekmişti. Ancak uluslararası tanınırlığını Kral Fare?nin ardından birbiri sura yayımladığı romanlarına borçlu. Her romanını farklı bir türde yazmayı amaçlayan Miéville, Perdido Street Station (2000), The Scar (2002), Iron Council (2004), Un Lun Dun (2007), The City&the City (2009) romanlarında bilim kurgu, fantastik kurgu, western, macera ve polisiye kalıplarını kullanmış, çok sayıda saygın ödüle değer bulunmuş ve başta Almanca, Fransızca, İspanyolca, Japonca ve İtalyanca olmak üzere pek çok dünya diline çevrilmişti.

Kitabın Künyesi
Kral Fare
Orijinal Ad: King Rat
China Mıévılle
Çeviri: Güler Siper
Yordam Kitap
Editör: Ülker İnce
Düzeltme: Ceren Ünlü
Yayın Yönetmeni: Hayri Erdoğan
Kapak Tasarım:Savaş Çekiç
İç Tasarım: Savaş Çekiç
Sayfa Düzeni: Gönül Göner
Baskı: 1. Baskı, Şubat 2010, İstanbul
Sayfa Sayısı: 320

China Miéville Hakkında Kısa Bilgi
China Miéville (1972): Britanyalı fantastik edebiyat yazarı. İlk romanı Kral Fare ile, hem Uluslararası Korku Cemiyeti hem de Bram Stoker ödüllerine aday gösterilen China Miéville, çok sayıda ödül kazanmıştır. Perdido Street Station ile 2001 yılında Arthur C. Clarke ve Britanya Fantezi ödüllerini kazanmış, Hugo, Nebula, Dünya Fantezi, Locus ve Britanya Bilimkurgu ödüllerine aday gösterilmiştir. Üçüncü romanı The Scar, 2003?te Britanya Fantezi ödülünü kazanmış, Locus ödüllerinde En İyi Fantastik Roman seçilmiştir. Dördüncü romanı Iron Council, 2005?te Arthur C. Clarke ödülünü kazanmış, Locus ödüllerinde En İyi Fantastik Roman seçilmiştir. Beşinci romanı Un Lun Dun, 2008?de Locus ödüllerinde En İyi Gençlik Romanı seçilmiştir.

Yorum yapın

Daha fazla Romanlar
Charles Dickens’in “Kasvetli Ev” romanının hatırlattıkları – Tahir Ürper

Mevsim kış. Sisli bir havanın karamsar gölgesinde kendimi; hatıralarımda kalan; küçük, uzak, soğuk, dağlarla çevrili, düşlerin saklı olduğu bir şehrin...

Kapat