Lenin’in İsviçre Günleri’ne Dair – Mehmet Söğüt

Tarihe damgasını vurmuş büyük liderler, edebiyatçı ve sanat adamlarının yaşamına her zaman ilgi duymuşumdur. Uğradıkları mekanlar mistik bir hal alır gözümde. Tarihin kokusu sinmiştir o mekânlara ve değeri milyon kat yükselir içimde. Lenin de bildiğim mekanlarda yaşamış bir zamanlar. Mülteciyken bile boş durmamış ve İsviçre’nin işçi sınıfıyla ilişki kurmuş. Bir taraftan da Rusya’daki devrimci mücadeleyi yönetir. Kütüphanelerden çıkmaz. Notlar alır ve birçok eserini İsviçre ve İsviçre’nin kütüphanelerinde yazar.

Elimde Lenin’in İsviçre Günleri adlı kitap var. Umut Yayıncılık’tan çıkan kitabın çevirmeni Feridun Cihan’ı da yakinen tanıyan biriyim. Düşüncelerinde samimi, mücadeleci ve dost canlısı bir Laz ağabeyimdir. Bu nedenle kitabın değeri gözümde daha da büyüyor. Adeta kutsal bir kitapmış gibi tüm ayrıntılarına dikkat ediyorum. Sade bir dil kullanmış çevirirken.

Lenin İsviçre’de yaşarken oportünizm ve revizyonizme karşı büyük bir mücadele yürütür. Birinci Dünya Savaşı yıllarında gelişen milliyetçi dalgaya karşı net bir tavır sahibi olur. Ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı üzerinde kafa yorar. Ve değişik yerlerde konferanslar verir. Kitleleri peşinde sürükler. Bazen de dinlenmek için İsviçre’nin dağlarında dolaşır. İsviçre’nin doğal güzellikleri karşısında adeta çarpılır. Çok geniş bir alanı yaya kat eder. Kır otellerinde kalır. Bu satırları okurken, Lenin’in romantik yanlarını da öğrenmiş oluyoruz. Kitap değişik başlıklar altında devam eder. Kimi bölümlerini iki üç sefer okuma isteği duyabilirsiniz.

Cenevre’nin parklarında dolaşır. Ev ile kütüphane arasında zaman kaybetmesin diye, evinin kütüphanelere yakın olmasını ister. Bir taraftan da polis takibinde gizlenmek zorundadır. Kimi zaman imkansızlıklardan dolayı, izbe yerlerde yaşamak zorunda kalır. Kaldığı oda ve apartman dairelerinde, hiç denecek kadar az mobilyası vardır. Ordan oraya savrulduğu için kitaplarını bile koruyamaz. En çok da buna üzülür. Mülteciliğe ısınamaz. Bir an önce Rusya’ya dönmek ister. Mültecilik yıllarında birçok gazete ve dergi çıkartır. Mülteci yıllarının zorluklarını avantaja çevirir. Belki de, ”Cenevre, mülteciler kenti” adlı, kollarını mültecilere açmış kadın figürünü saatlerce izlemiştir.

İsviçre’nin Zürih, Bern ve Cenevre kentlerinde ikamet eder. Bu kentlerin işçi sınıfıyla sıkı ilişkiler geliştirir.

Lenin’in yaşadığı ve uğradığı mekanların fotoğraf albümü kitapta yer almaktadır. Fotoğrafların yanında ise açıklayıcı notlar var. En son Lenin’in İsviçreli işçilere yönelik yazdığı veda mektubu yer almaktadır. İsviçreli işçilerin misafirperverliğine teşekkür eder. Ve mücadelelerine dört elle sarılmalarını öğütler.

Cenevre ve La Chaux-de- Fonds’daki (La Şotvan) etkinlikleri daha çok ilgimi çekti. La Şotvan’da on altı yıl yaşamış biri olarak, Lenin ve Bakunin gibi tarihi kişiliklerin yarattığı ortamların güzelliğini yaşamış biriyim. Hayatımda hiç unutamayacağım dostlarla La Şotvan’da tanışma fırsatını buldum. Ondandır ki, La Şotvan ayrıksı bir kır çiçeği gibi durur kapitalist modernitenin ortasında. Ve kitabın çevirmeni sevigili Feridun Cihan, hâlâ La Şotvan’da yaşamaktadır. Yolunuz La Şotvan’a düşerse, Feridun Cihan ile sohbet etmeyi unutmayın derim.

Mehmet Söğüt

Kitabın Künyesi
Lenin’in İsviçre Günleri
A. Koudriavtsev, İ. Sivolap – Kaftanova, L. Mouravieva
Umut Yayımcılık / Tarih Dizisi
Çeviri : Feridun Cihan
İstanbul, 2012, 1. Basım
136 s.

Yorum yapın

Daha fazla Anlatı, Tarih, Yazarlarımızın son çalışmaları
Şiiri yeşerten Niyazi Akıncıoğlu?na selam – Müslüm Kabadayı

Şiir, kuşaksızdır; telgraf direklerini yeşertecek kadar öz(lü)gürdür. ?Sınırboyları?nın çocuğu olarak, ?Balkanlaştırma?ya karşı şiirler yazarak çok genç yaşta edebiyat dünyasına giren...

Kapat