Mina Urgan’ın Troçki ile karşılaşması

Eski İstanbul ve çocukluk faslımı kapatıp gençliğime geçmeden önce, iki önemli anıma değinmek istiyorum. Biri on dört yaşındayken Troçki’yi yakından görmem. Öteki de on bir yaşındayken Gazi Mustafa Kemal Paşa ile dans etmem.

Troçki Büyükada’da, Nizam caddesinde, bahçesi denize kadar inen bir konakta otururdu. Sokaklarda hiç gezmezdi; ama nerdeyse her gün sandalla balığa çıkardı. Günün birinde, açıklarda yüzerken, bir de baktım Troçki’nin sandalı. Başında ve kıçında elleri tabancalı iki Rus korumacısı oturduğu için, bu sandalı uzaktan görsek de tanırdık. Ortada da, kürek çeken Rum balıkçıyla, elinde oltası Troçki otururdu. Hemen sandala doğru yüzdüm, kenarına tütündüm ve Troçki ile nerdeyse burun buruna geldik. Korumacılardan biri “git, git” dedi. (Rus şi-vesiyle “get, get” demişti aslında.) Ben, yorgunluğumu bahane ederek, sandalın kenarına biraz daha tutunmak, Troçki’ye biraz daha bakmak istiyordum. Ama korumacı, tabancanın kabzasıy-la parmaklarıma vuracakmış gibi, silahı havaya kaldırınca, ellerimi çektim. Demek ki, bir suikastten öyle korkuyorlardı ki, denizde, dolayısıyla silâhsız, bir kız çocuğundan bile kuşkulanıyorlar, onu bile yaklaştırmıyorlardı Troçki’nin yanına.

Bu büyük adam, hiç oralarda değilmiş gibi, bana soğuk gözlerle bakacağına, “bırakın çocuk sandala çıksın, biraz dinlensin” deseydi ne güzel olurdu. Benimle biraz Fransızca konuşsaydı; Fransızcayı nasıl öğrendiğimi, nerede okuduğumu filan sorsaydı; hattâ yüzümü gözümü kurulamam için bir havlu uzatsaydı, ne güzel olurdu. Benim onu öldürmeyeceğim besbelliydi. Ama yıllar sonra, Meksika’da, eve aile dostu olarak rahatça girip çıkan Ramön Mercedes ya da o adı kullanan bir katil, kolayca öldürdü Troçki’yi. Hem de bir buz kırma aletiyle başına vura vura.

Mina Urgan
Bir Dinozorun Anıları
Yky

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here