Türkiye’de Çocukluğun Tarihi:Çocukluğun Sosyo-Kültürel Tarihine Giriş, Bekir Onur

Zeynep Berik’in yorumuyla;
Türkiye’de Çocukluğun Tarihi, bizlere sadece çocukluğun değil, dört yüz yıl öncesinden bugüne kadar Türkiye’nin sosyal ve siyasal tarihinin farklı yüzlerini de anlatan bir araştırma ve anı kitabı. Kitap, çocuk psikolojisini, çocukluğun sosyal ve kültürel açılımlarını araştıran en önemli isimlerden biri olan Bekir Onur’a ait.
Avrupa tarihi ve Avrupa’da çocukluk üzerine Aries gibi kuramcılardan örnekler veren Onur çocuklukta oyunun önemi üzerine birçok araştırma yapmış. Örneğin iş ve oyunun Avrupa’da 17. yüzyılda ayrılması, dolayısıyla oyun kavramının kendi içinde değişmesi çocukluğu nasıl etkilemiş? Osmanlı İmparatorluğu’nda bu dönemlerde neler olmuş? Çocuğun toplumsallaşma sürecinde çocuğun kişiliğini şekillendiren oyun, gelecek kuşaklarda insanın kimliğinin oluşumunu belirlemede büyük etken. Durum böyle olunca da, kitapta oyuna ve dönemler içinde değişen oyunla oyuncakçılara çok yer veriliyor.

Anlatı gibi bir tarih
Kitapta çocukluğun yanı sıra, Türkiye’de anı, biyografi gibi yazım türlerinin başlangıcı ve giderek daha göz önünde olmaya başlayan kişisel tarihle ilgili bilgiler de yer alıyor. Osmanlı sarayındaki devşirme ve gulamlardan, savaşa çocukların katıldığı dönemlere ait bilgilere, devlet sisteminin değişimiyle bugüne kadar çarpıcı boyutlarda değişen bir tarihe ışık tutuyor. 16. yüzyılda Osmanlı sarayında doğan, lalaları, dadıları gibi bir düzine bakıcının elinde büyüyen çocukları düşünün. Şimdiki çocuklar öyle zamanları sadece bir zaman makinesinin içine binip o dönemlere gittikleri bir oyunun gerçekliğinde düşünebilirler. Çocukları koruma, sahiplenme, eğitim ve onlarla oluşan ilişkinin farklılıklarından geçilen bir tarihi tünelde işte biz bu günlere geldik. Bizim süt annelerimiz yoktu; kent meydanındaki şenlikler daha bir farklıydı o zamanlar. Bekir Onur, şenliklerden söz ederken, sürname adındaki şenlik edebiyat biçimine de değiniyor. Saray ve haremde eğlence, sosyal hayattaki renklilikler, daha çok İstanbul odaklı bir anlatıya dönüştürüyor çocukluğun tarihini. Öyle ki, İstanbul’un her semti ayrı ayrı çocukluğun şenlikleri, oyunları gibi öneme sahipken, Anadolu’da unutulmuşluklarıyla sürüyor çocukluklar. Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde de adı geçen Eyüp oyuncakçılığının çocukluğun oyuncakları üzerindeki önemi, tüm Anadolu’ya yayılıyor. Tabii, o zamanki oyuncakları tahmin etmek güç olmasa gerek; tahtadan, samandan bebekler ve arabalar çocukların düş dünyalarını süslüyor.

Eskiden çocukluk…
Fetvalar, siciller, saray yaşamı, aile tarihi derken çocukluğu şekillendiren farklı otoriter yaptırım biçimleriyle karşılaşıyoruz. Aslında belki de kimimizin bugünden daha sıkı kuralları olduğunu düşündüğümüz eskinin çocukluklarında, sosyal hayatta kapıların ardına kadar açık olduğu izlenimi veriyor Onur, kitabında. Sokaklar ‘evlerin uzantısı’ ve bir araya gelmek için sosyal alan niteliğinde o dönemlerde. İstanbul’da yaşayan farklı dinden ve kültürden insanlar bir ayrım olmaksızın birlikte büyüdüler o sokaklarda. Tarihin çocukları, savaşlara katıldı, onların çocukları da savaş anılarıyla ve acılarıyla büyüdüler. Kuşaklar sonra, biz yeni savaşlara şahit olan bir toplumun çocukları olarak dünyaya geldik. Kimliklerimiz ve kişiliklerimiz, işte bu tarihle birlikte, bu tarihin izinde oluştu. Nüfus kâğıdının, o zamanın düşünce biçiminin insanın isim edinmesinde bile farklılıklar gösterdiği düşünülürse, şimdi kazandığımız haklarımız ve koruduğumuz kimliklerin nasıl kazanıldığını görmemek mümkün değil. Kadının nüfus teskeresi olmadığı bir dönemden bugünlere gelmiş bir çocukluğa ve gelişime tanık oluyoruz.
Eskinin çocukluğunun en çarpıcı tarafı, sosyal alanlarda birliktelik, farklı kültürlerden ve dinlerden insanların birlikte büyümesiydi. Kitapta, halen hayatta olan ve olmayan Aziz Nesin, Halide Edip, Ali Ekrem Bolayır ve onlarca yazarın çocukluk anıları Türkiye’de Çocukluğun Tarihi’ne renk ve hayat veriyor. Onur’un çocukluk üzerine yazdığı rehberi alıp, o günlere doğru yola çıktığınızda, yanınızda size eşlik ediyor eskinin edebiyatçıları ve onların çocuklukları.”
Radikal Gazetesi 02/09/2005 tarihli yazısıdır.

G. Yayın Yönetmeni : Şebnem Çiler Tabakçı
Grafiker : Murat Özkoyuncu
Düzeltmen : Alaattin Topçu
Mizanpaj – Dizgi : Leyla Çelik
Yayınevi: İmge

Yorum yapın

Daha fazla İnceleme
SSCB Çözülüşe Girerken Anayasa, Program, Tüzük Belgeler

*"Sovyetler Birliği 1991 yılında dağıldı. 1980?lerin ortasında başlayan ve glasnost (açıklık) ile perestroyka (yeniden yapılanma) olarak adlandırılan sürecin sonunda 1917...

Kapat