Müslüm Kabadayı ile yapılan söyleşide öykü-coğrafya ilişkisi ele alındı

Yazar Müslüm Kabadayı’nın öyküleri çerçevesinde öykü-coğrafya ilişkisi ve yazarın toprak-suyla serüveni ele alındı. Ankara Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinliğe Emekli Öğretim Üyesi ve Yazar Kemal Ateş, şairler Ali Ozanemre, Arif Berberoğlu, Mete Alpsar, Mehmet Korkmaz, Ozan Uyumlu ile yazarlar Sadık Güvenç, Erdal Ateş ve Ayşe Kaygusuz yanında çok sayıda öykü okuru katıldı.

Ozan Uyumlu ve Sadık Güvenç’in kolaylaştırıcılığında akıcı biçimde gerçekleşen söyleşide Müslüm Kabadayı şunlara değindi: “Şair Edip Cansever’in dizesiyle ‘İnsan yaşadığı yere benzer.’ Benim öykülerimin temel karakterlerini oluşturan insanlar da Doğu Akdeniz coğrafyasında kişilikleri biçimlenenlerdir. Bu açıdan bakıldığında arkeolog ve antropologların “Verimli Hilal” dedikleri bu coğrafya da natufyen kültürün gerçekleşmesini olanaklı kılan ve 1200 yıl kadar süren buzul döneminden sonra ortaya çıkan ve 12 bin yıl öncesine tarihlenen yerleşimler oluşmaya başlamıştır. Urfa’daki Göbeklitepe, Suriye’deki Abu Hüreyra ve Ürdün’deki Eriha yerleşimlerindeki bulgular bu açıdan çok önemlidir. Çünkü avcılık-toplayıcılık döneminden tarımcılık dönemine geçişin verileri burada gerçekleşmiştir. Mısır-Mezopotamya ve Anadolu coğrafyalarında gerçekleşen önemli uygarlıkların atılım verileri Doğu Akdeniz’dedir. Burada yaşayan insan topluluklarının, toprak ile suyun (deniz) bütün kazanımlarını bedeninde, kişilik ve yaşamında biçimlendirdiği görülür. Üretken, paylaşımcı ve umutlu insanların coğrafyasıdır. Bu nedenle de tarihteki en önemli işgaller, savaşlar bu coğrafyada gerçekleşmiştir. Bir bakıma buradaki birikime el koyma savaşlarıdır. Bugün de emperyalist devletlerin, kapitalist tröstlerin bütün savaş gemilerini Doğu Akdeniz’e yığmalarının temel nedeni budur. Bu coğrafyanın insanı, her zaman işgalcilere kaybettirmişlerdir. O nedenle onları acılarını umuda çevirmeyi bilir. ‘Denize benzer ki gözyaşları mavidir’ onların.

Salkım Saçak Keldağ ve Közlü Yürekler öykü kitaplarımdaki olaylar ve olgular, insanın toprağa bağlılığı, zorluklarla mücadelesi, haksızlıklara direnmesi, kadınların yaşamsal durumları, çocukların okuma serüvenleri, emekçilerin sömürüye karşı direnişleriyle beslenir. Bu anlamda Akdenizlilik her daim genç kalabilmektir. Zaten Filistin’den Mersin’e kadar uzanan Doğu Akdeniz’de mezarlara yaban mersini dikilmesinin mitolojik öyküsü de genç kalmakla ilgilidir.”

Soru ve katkılarla zenginleşen söyleşi sonrasında yazar Müslüm Kabadayı, katılımcılara kitaplarını imzaladı.

Yorum yapın

Daha fazla Edebiyat Haberleri
Kitaplı Mücadele – Zafer Köse

Son on yıllarda yazılmış kitapların çoğu, emeğiyle geçinen insanlara zararlı. “Yazar Müsveddeleri”nin listesi aşağıdaymış. Bunları okullara davet etmek resmi suçmuş....

Kapat