Mustafa Kemal Atatürk’ün imzası, Ermeni Hagop Çerçiyan tarafından tasarlandı

Signature_of_Mustafa_Kemal_Atatürk.svgYeni bir ada sahip olan Mustafa Kemal Atatürk’ün bir de imzası olması gerekiyordu ve bu imza, tıpkı bayrağın ve modern Türkiye’nin kurucusunun fotoğraflarının her yerde görünür olması gibi, ülkede çok sık rastlanan bir simgeye dönüştü. İmzanın tasarımı da bir Ermeniye, Hagop Çerçiyan’a aitti.

Robert Koleji mezunuydu ve ABD’de kullanılan Palmer elyazısı metodu üzerinde çalışıyordu. Artık etkili ve yetkili kişiler olmuş eski öğrencileri ondan Türkiye’nin lideri için resmi bir imza yaratmasını istediler. Çerçiyan bir günde istenileni yerine getirdi ve bu imza Atatürk’ün resmi imzası olarak kabul edildi. (http://100yil100gercek.com/gercek/modern-turk-dili-bir-ermeniye-cok-sey-borcludur/)

Kaynaklar
1. Vercihan Ziflioğlu. “Atatürk’s signature came from hand of Armenian-Turkish master”, Hürriyet Daily News, 29 Ekim 2010
2. Wikipedia Türkçe: “Hagop Vahram Çerçiyan”
3. Wikipedia İngilizce: “Hagop Vahram Çerçiyan” 

Atatürk’ün imzasının öyküsü
Atatürk’ün karizmatik imzasını tasarlayan Hagop Vahram Çerçiyan’ın New York’ta yaşamını sürdüren 90 yaşındaki oğlu Dikran Çerçiyan babasının imzayı tasarladığı o geceyi anlattı.
Hagop Vahram Çerçiyan bugünkü adıyla Boğaziçi Üniversitesi olan Robert Kolej’de elli beş yıl boyunca öğretmenlik yaptı, 25 bin öğrenciyi mezun etti. Robert Kolej’de matematik ve coğrafya dersleri veren Hagop Vahram Çerçiyan 1920’li yılların ortalarında ABD’ye giderek Palmer Method Okulu’nda güzel yazı yazma konusunda uzmanlaştı; bu konuda Robert Kolej’de dersler verdi. “Babamın öğrencileri TBMM ’de vekil olmuşlardı. 1934 yılında Soyadı Kanunu’nun kabul edilmesiyle birlikte Mustafa Kemal’e Atatürk soyadı verildi” diyen Dikran Çerçiyan şöyle devam etti: “Babamın öğrencileri Atatürk’e güzel bir imza numunesi armağan etme kararı alır. Karar öğrencileri tarafından Atatürk’ün hususi kalemi vasıtasıyla Boğaziçi’ndeki Bebek semti Komiserliği tarafından babama bildirildi.”

Beş imza 24 saatte hazırlandı
O günlerde henüz küçük bir çocuk olan Çerçiyan, evde yaşananları şöyle anlatıyor: “Saat sabah 8:30 sularıydı. Kapı çalındı annem açtı. Endişeli bir suratla odaya dönüp, ‘Vahram kapıdaki komiser ve bir sivil adam seni görmek istiyor’ dedi. Önce okulda bir hadise olduğunu sandık.” Hagop Vahram Çerçiyan evden ayrıldıktan kısa bir süre sonra geri döndü ve olanları ailesiyle paylaştı. Çerçiyan o günü net hatırlıyor. “Babam hemen masa başına geçti çünkü imza numunelerini hazırlamak için sadece bir günü vardı sabah saat 8:30’da imzaları teslim etmesi gerekiyordu. Bütün gün babamı seyretmekten yorulmuştum. Bir süre sonra uykuya daldım. Sabah uyanıp yanına gittiğimde masasında beş hazır imza numunesi gördüm, istenildiği üzere sabah saat 08:30’da numuneler bir gün önce kapımıza gelen komisere teslim edildi. Babam Atatürk’ü canı gibi severdi bende öyle ve yaptığı işten dolayı büyük kıvanç duyuyordu.” Çerçiyan Türkiye ’de uzun yıllar bu konunun üzerine sünger çekildiğini bundan dolayı büyük bir üzüntü yaşadığını söyledi.

Haber: VERCİHAN ZİFLİOĞLU
10/11/2010 http://www.radikal.com.tr/

Yorum yapın

Daha fazla farkettiren yazılar
Vücuttaki ‘kimyasal takvim’ bulundu

Bilim insanları canlılarda mevsimlerin geçişini takip eden "kimyasal takvimi" ortaya çıkardı. Araştırmacılar canlıların vücudunda yer alan bazı hücrelerin günlerin uzunluğuna...

Kapat