Analitik Psikoloji Bir Din mi? C.G. Jung’un Olaylı Veda Yemeğinden Sızan Çarpıcı Gerçekler!

1936 yılının sonbaharı… Psikanalizin dahi ve tartışmalı ismi Carl Gustav Jung, Harvard’daki konferanslarının ardından New York’a gelmiştir. Plaza Oteli’nin balo salonunda “Kolektif Bilinçdışı” üzerine vereceği büyük konferans, slayt makinesini kullanan asistanın beceriksizliği yüzünden tam bir kaosa dönüşür. Slaytlar ters döner, yere düşer; Jung kocaman kalabalığın önünde elinde işaret çubuğuyla çaresizce doğru resmi bekler. Ancak bu

okumak için tıklayınız

Sabır Nedir? Türleri Nedir? İlgili Kavramlar Nelerdir? – Psk. Banu Beyaz

Sabır, psikolojide yeni bir kavram olduğu için sabrın kavramsallaştırılması ve tanımlanması oldukça zordur. Bilinen en temel anlamı hayal kırıklığı, sıkıntı ve acı karşısında bireyin sakince bekleme eğilimidir. Blount & Janicik’e göre sabır, gecikmeye verilen bir tepkidir; sakinlik, sempati ve empati gibi duyguları yansıtır. Sabrın duyuşsal ve davranışsal özelliği olduğunu ifade eder. Sabır davranışsal olarak beklemeyi,

okumak için tıklayınız

Kabile Reisleri ve Büyücüler: C.G. Jung’un Gözünden Diktatörlüğün Psikolojisi!

Sene 1936… Avrupa’nın üzerinde kara bulutların toplandığı, koca koca ulusların tek bir adamın ağzından çıkacak söze bakarak hipnotize olduğu o tekinsiz günler. Zürihli zihin hafiyesi Doktor Carl Gustav Jung, Amerika seyahatinden yeni dönmüş ve Ekim ayında Londra’daki The Observer gazetesinin muhabirine o sarsıcı röportajını vermiştir. Konu, dünyayı kasıp kavuran diktatörler ve kitlelerin bu adamların peşinden

okumak için tıklayınız

İçinizde Uyuyan İki Milyon Yaşındaki Bilge: İlerleme Masalı ve Rüyaların Sırrı!

Modern dünyanın o sağır edici gürültüsü içinde, gökdelenlere, uçaklara ve o çok övündüğümüz teknolojik “ilerlemelere” bakıp da kendimizi ne kadar zeki, ne kadar gelişmiş sanıyoruz değil mi? Peki ya size, Zürihli meşhur ruh hafiyesi Doktor Carl Gustav Jung’un bu yaldızlı “ilerleme” masalına hiç de kanmadığını, hatta bizim şu yeryüzündeki serüvenimizi bambaşka bir gözle okuduğunu söylesem?

okumak için tıklayınız

Cinsellik Masalı ve İnsanın Ölümsüz Zihni!

Bugün yine o sisli Londra sokaklarına, 1935 senesinin o serin güz günlerine uzanıyoruz. Bizim Zürihli meşhur zihin hafiyesi Doktor Carl Gustav Jung, Londra’daki Tavistock Kliniği’nde (Tıbbi Psikoloji Enstitüsü) peş peşe konferanslar veriyor, koca koca Frenk hekimlerine insan ruhunun gizemli dehlizlerini anlatıyor. Konferans bitiminde Observer gazetesinin muhabiri yanına yaklaşıyor ve bizim doktor, o alıştığımız koca pehlivan

okumak için tıklayınız

Arjantinli Matmazel Ocampo Zürih’te Neler Gördü?

Bugün yine o dumanlı, o yağmurlu İsviçre dağlarına uzanıyoruz. Lakin bu defa rehberimiz ne bir profesör, ne de bir hafiye; ta Arjantinlerden, Buenos Aires’in o şaşaalı salonlarından kopup gelmiş, gayet kibar, namlı bir muharrir ve mütercim hanımefendi: Victoria Ocampo! Sene 1934’ün o serin Ekim ayı… Hanımefendi Roma’dan Paris’e geçerken, rotasından saparak “Dur şu Psikolojide Tipler

okumak için tıklayınız

Şu Alafranga Zihin Doktorlarının Gizli Defterleri: Cenevreli Baudouin’in Gözünden “Et ve Kemik” Bir Jung Portresi!

Bugün yine o dumanlı İsviçre dağlarına, psikanalizin o gizemli ve efsunlu dünyasına doğru yelken açıyoruz. Fakat bu sefer elimizde koca bir profesörün, Cenevre Üniversitesi’nden Charles Baudouin’in tam yirmi dört yıla yayılan o mahrem günlükleri var! İnsan sanıyor ki bu ilim irfan sahibi adamlar hep o soğuk, o aşılmaz ciddiyetleriyle yaşarlar. Aman efendim, Baudouin’in notlarını okuyunca

okumak için tıklayınız

İş Gereksinimleri – Psk. Banu Beyaz

Gereksinim Kavramı :Gereksinim psikolojide; insanın bireysel gelişimi ve çevresiyle iletişim kurabilmesi için gerekli olan koşulların yokluğu olarak tanımlanmaktadır .(Arslan, 2019). Tüm davranışların bir sorunu, eksikliği gidermek için belirli bir hedefe yöneltilmesi sonrası, bireyin eksiklikle birlikte oluşan gerginlik hali sorunun çözülmesi, gereksinimin karşılanması ile birlikte ortadan kalkar. (Ardıç ve Düzdar, 2021). Bir canlı; eksikliğini hissettiği bir

okumak için tıklayınız

Dünya Ruhsal Bir Yeniden Doğuşun Eşiğinde mi? Modern İnsanın Kayıp Anlam Arayışı

Etrafımızdaki dünyaya şöyle bir bakın; radyolar, televizyonlar, gökdelenler, otomobiller ve her gün bir yenisi çıkan teknolojik aletlerle dolu, karmaşık ve baş döndürücü bir hayat yaşıyoruz. Peki ama neden bu kadar “nevrotik”, bu kadar endişeli ve huzursuzuz? Neden her şeye sahip olduğumuz halde içimizde devasa bir boşluk hissediyoruz? Psikanalizin dev ismi Carl Gustav Jung, 1934 yılında

okumak için tıklayınız

Şu Alafranga Dünyanın İpsiz Sapsız İşleri: Jung Efendi Berlin Radyosu’nda!

Yıl 1933… Avrupa’nın göbeğinde suların kaynadığı, koca koca kalabalıkların sokaklara döküldüğü ve dünyanın çivisinin çıkmaya başladığı o tuhaf günler. Zürihli meşhur Doktorumuz Carl Gustav Jung, eski talebesi olan Alman nörolog ve psikiyatrist Doktor Adolf Weizsäcker ile Berlin Radyosu’nun mikrofonları karşısına geçmiş. Söyleşinin konusu mu? Elbette şu çıldırmış kitlelerin ve Avrupa’nın ruh hali! Spiker efendi söze

okumak için tıklayınız

İçimizde Yaşayan O Yabancı: İnsanın İki Ruhu ve Jung Efendi’nin Çarpıcı Keşfi!

Şu ölümlü dünyada “Ben kimim?” diye kendi kendinize sorup da işin içinden çıkamadığınız demler muhakkak olmuştur. Hani bazen içimizden hiç tanımadığımız, bambaşka biri konuşur, bizi hayretlere düşürür ya… İşte bugün, Viyana’nın o meşhur gazete sayfalarından, 1932 yılının Kasım ayından fırlayıp gelmiş bir sırdan, Zürihli Doktor Carl Gustav Jung’un “Herkesin İki Ruhu Vardır” başlıklı o tuhaf

okumak için tıklayınız

Mavi Tulumlu Bilge ve Kırmızı Chrysler’li Doktor: 1931 Yılından Bir C.G. Jung Portresi!

Bugün o dumanlı psikanaliz odalarından çıkıp, 1931 yılının Zürih’ine, insan ruhunun en derin sularında yüzen bir dâhinin, Dr. Carl Gustav Jung’un günlük hayatına misafir oluyoruz. Amerikalı yazar Elizabeth Shepley Sergeant’ın ta Birinci Cihan Harbi’nden önce tanıştığı ve 1931’de seminerlerine katılarak Harper’s dergisi için kaleme aldığı bu enfes portre, bize koca profesörün o yaldızlı unvanlarının arkasında

okumak için tıklayınız

Şu Alafranga Dünyanın İpsiz Sapsız İşleri: Tımarhanelik Amerika ve “Hayır” Demenin Kerameti!

Bugün o dumanlı İsviçre dağlarını, Avrupa’nın dar sokaklarını ardımızda bırakıp okyanusun ötesine, gökdelenlerin bulutları deldiği, makinelerin hiç durmadan işlediği Yeni Dünya’ya, Amerika’ya yelken açıyoruz! Yıl 1931… Whit Burnett adlı bir gazeteci, Viyana’dan kalkıp Zürih’e, meşhur doktor Carl Gustav Jung’un kapısına dayanır. Maksadı, Amerika’nın o yaldızlı örtüsünü kaldırmak, şu meşhur “Amerikan Rüyası”nın içyüzünü usta bir ruh

okumak için tıklayınız

Freud’un Kalesinde Bir “Ayrılıkçı”: C.G. Jung’un Viyana Basın Toplantısı

Yıl 1928, aylardan Şubat… İsviçreli ünlü psikiyatr Carl Gustav Jung, yaklaşık on sekiz yıllık bir aradan sonra psikanalizin başkenti ve eski “ustası” Sigmund Freud’un kalesi olan Viyana’ya geri döner. Saygın bir kültür cemiyeti olan Kulturbund’un davetlisi olarak konferans verecek olan Jung, bu etkinlikten birkaç gün önce Viyana basınının karşısına çıkar. İlginç olan şudur ki; 21

okumak için tıklayınız

Afrika’nın Ortasında Kaybolan Bir Dâhi: “Siz, O Doktor Jung’sunuz Sanırım!”

Yıl 1925… Kenya’nın ücra bir köşesinde, Nandi Bölgesi’ndeki Kapsabet karakolunda görevli genç bir İngiliz devlet memuru olan Francis Daniel Hislop, sıradan bir günün akşamüstünde evine doğru yürümektedir. Birden, okaliptüs ağaçlarıyla çevrili o geniş ve gösterişli yolun aniden bakımsız bir toprak yola (eski Uganda kervan yoluna) dönüştüğü sınırda, kenara çekilmiş büyük bir safari aracı görür. Aracın

okumak için tıklayınız

Carl Jung’un Terapi Odasından Sızan Sırlar: Esther Harding’in Gizli Defterleri

Psikoloji tarihinin en büyüleyici ve gizemli figürlerinden biri olan Carl Gustav Jung ile karşılıklı oturup sohbet etme şansınız olsaydı, ona ne sorardınız? Jung’un en önemli Amerikalı öğrencilerinden ve temsilcilerinden biri olan Dr. M. Esther Harding, 1922 yılından itibaren bu şansı elde etti ve Zürih’te Jung ile yaptığı özel görüşmeleri defterlerine kaydetti. Ölümünden sonra yayımlanan bu

okumak için tıklayınız

C.G. Jung’un Gözünden: En Trajik Ânıyla Yüzleşen Amerika

Eylül 1912’de, psikanalizin dev ismi Dr. Carl Gustav Jung, Fordham Üniversitesi’nin davetlisi olarak Amerika Birleşik Devletleri’ni ziyaret etti. Amacı, insan zihninin karanlık dehlizlerini açıklayan psikanaliz teorisini Yeni Dünya’ya anlatmaktı. Ancak Jung, sadece hastaları değil, koca bir ulusu da analiz masasına yatırdı. The New York Times gazetesinde 29 Eylül 1912’de yayımlanan röportajı, Amerikan toplumunun psikolojik yapısına

okumak için tıklayınız

Bazı Gençlik Anıları : Carl Gustav Jung’un Gençliğine Dair

Şu Alafranga Zihin Doktorlarının Delikanlılık Halleri: “Fıçı” Jung Efendi’nin Gençlik Sırları! Bugün sizinle o meşhur “analitik psikoloji” denizlerinin kaptanı, rüya hafiyesi İsviçreli doktor Carl Gustav Jung’un çocukluk ve gençlik yıllarına doğru bir seyahate çıkacağız. Hem de en yakın çocukluk arkadaşı Albert Oeri’nin dilinden, elli yıl sonra kaleme aldığı o dürüst “Bazı Gençlik Anıları” isimli hatırattan!

okumak için tıklayınız

Carl Gustav Jung’un rüyalarında karşılaştığı İlya ve Salome karakterleri,

İlya (Elijah) Neyi Simgeler? Salome Neyi Simgeler? Özetle İlya ve Salome; Jung’un kendi zihinsel karmaşasına bir amaç arayışı sırasında ortak bilinçdışının kuyusundan çıkardığı, baba, kadın, cinsellik ve bilgelik kavramlarıyla yüzleşmesini sağlayan çok katmanlı sembollerdir.

okumak için tıklayınız

Şu Alafranga İzdivaçların İçyüzü: Carl Jung’un Gölgesindeki Kraliçe, Emma Jung!

Ey fani ! Geçenlerde size Tatavla’dan Paris’e uzanan “ölüm tüccarı” Zaharoff’un karanlık işlerinden dem vurmuştum. Bugün ise rotamızı İsviçre’nin o soğuk, o dumanlı dağlarına, “zihin doktorlarının”, ruh hafiyelerinin mahrem odalarına çeviriyoruz! Konumuz, şu meşhur psikanalist Carl Gustav Jung’un hem karısı, hem asistanı, hem de dert küpü olan zavallı ama bir o kadar da dirayetli Emma

okumak için tıklayınız