Anksiyete bozukluğu nedir? Nedenleri ve türleri nedir?

Anksiyete kaygı demektir. Anksiyeteyi yaşamında hissetmeyen kimse yok gibidir. Bizim bu bölümde ele alacağımız anksiyete, bozukluk niteliğinde olan, yani yaşamın büyük bölümünde, hemen her gün ya da belirli etkinliklere katılma sırasında ortaya çıkan anksiyetedir. Her anksiyete bozukluk sayılamaz. Normal olarak öğrencilerin sınav öncesi, hatta sırasındaki durumları birçok anksiyete öğesini taşır. Askerlikte silahlı nöbet sırasında da

okumak için tıklayınız

Duygudurum bozuklukları nelerdir, kaç türlü duygudurum bozukluğu vardır?

İnsanların normal olarak üzüntü, keder, elem gibi duygulanımları vardır. Sevinç, neşe de böyle duygulanımlardandır. Normal olarak bizleri sevindiren, neşelendiren ya da kederlendirip üzen, hatta yasa girmemize neden olan pek çok dış neden bulunur. İnsanların bu nedenlere uygun olarak gösterdikleri bazı tepkiler, davranışlar vardır. İnsanlar sevindikleri zaman gülümser ya da güler, yaşamlarından hoşnut olduklarında buna uygun

okumak için tıklayınız

Psikoz ne demektir, şizofreni nedir?

Ruh hastalık ve bozukluklarında şimdi de kullanılmakta olan eski bir ayrım vardır. Ağır tablolarla seyreden, organik yani yapısal bir bozukluktan ileri gelmeyen, zihinsel yeti ve özelliklerde çeşitli bozulmalarla kendini belli eden ve temelli olarak düzelmeyen bozukluklara Kraepelin tarafından konan adla psikoz adı verilir. Buna karşılık daha hafif seyreden ve salah (düzelme), hatta şifa ile sonuçlanabilen

okumak için tıklayınız

Madde kullanımı ile ilişkili bozukluklar nelerdir?

Keyif verdiği için ya da keyif verdiği öne sürülerek kullanılmakta olan kimi maddelerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan bozukluklar vardır. Bu amaçlarla kullanılan her madde merkez sinir sisteminde mutlaka birtakım değişiklikler yapıyor demektir. Bu bakımdan başlı başına bir bozukluktur. Bazı ilaçlar da doğrudan doğruya sinir sistemini etkilemedikleri halde bedende yaptıkları ve kişiye o an için olumlu

okumak için tıklayınız

Bunama ve diğer bilişsel bozukluklar nelerdir? Nedenleri nedir?

Bunama, yeni bilgiler öğrenme ya da daha önce edinilmiş bilgileri anımsama yetisinde azalma ve konuşmada, nesneleri tanımada, bildiği işlevleri yerine getirmede yaygın bozukluk ortaya çıkması, bu yüzden işlevsellik düzeyinde belirgin düşmeyle beliren bir durumdur. Yeni bilgiler öğrenme ve öğrenilmiş bilgileri anımsamadaki bozukluk yanında, afazi (dil bozukluğu), apraksi (öğrenilmiş işleri ve hareketleri yapmada bozukluk), agnozi (nesneleri

okumak için tıklayınız

Genellikle ilk kez bebeklik, çocukluk ya da ergenlik döneminde ortaya çıkan ve tanısı konan bozukluklar nelerdir?

Zekâ gerilik ve eksiklikleri soydan gelen ya da hamile annenin maruz kaldığı çeşitli dış etkilerin bebeği etkilemesinden olan, bir kısmı da en erken çocukluk döneminde çocuğun maruz kaldığı durumlardan kaynaklanan bozukluklardır. Bunlar çocuğun olması gerektiği gibi gelişip serpilmesini engeller. Çocuğun gelişimi yaygın alanlarda ya da belirli sınırlı bir ya da birkaç alanda durur. Bu duraklamanın

okumak için tıklayınız

Psikiyatrik bozukluklarda ne tür bozulmalar görülür?

Bozukluk tablolarında olan bozuklukları ileride daha ayrıntılı olarak sayacaksak da, burada bu bozulma alanlarının belli başlılarını şöylece sıralayabiliriz: Zekâ ve gelişim bozuklukları, genellikle çocuğun erken gelişimi sırasında ya da doğumundan hemen sonra kendisini belli eden bozukluklardır. Çocuğun zekâ gelişimi ve dolayısıyla bedensel gelişimi ileri derecede ya da görünür derecede bozuktur. Doğumdan önce annenin maruz kaldığı fizik etkilerin,

okumak için tıklayınız

Psikiyatrik bozukluklar ne zaman ve nasıl bozuk sayılır?

Merkezi sinir sisteminin yüksek işlevlerinden oluşan ve bizim ruhsal aygıt diyebileceğimiz işlevler, ayrı ayrı isimler taşır. Örneğin zekâ denilen bir kavram vardır ki, bu da aslında birden fazla işlevden oluşur. Düşünme diye de bir kavram vardır ve o da birden fazla işlevin toplu adıdır. Anlama, öğrenme, bellek, hatırlama, tanıma, yargılama ve tartma, yani muhakeme de

okumak için tıklayınız

Psikiyatri ne zaman ortaya çıkmış ve nasıl gelişmiştir?

Psikiyatri tıbbın oldukça genç dallarındandır. Modern psikiyatrinin sembolik doğum tarihi olarak Fransız Devrimi’nden sonra, o zaman delilerin kapatıldığı bir tür tımarhane olan Bicetre’in 1793’te bir akıl hastanesi sıfatını kazanması ve Phillippe Pinel’in onun başına getirilmesi sayılmaktadır. Aslında o sırada oldukça modern akıl hastaneleri başka yerlerde de vardı ve bir süreden beri psikiyatrik hastaları tedavi de etmekteydiler.

okumak için tıklayınız

Psikiyatri ne demektir, nelerle uğraşır? Psikiyatri nasıl öğrenilir? Nasıl psikiyatri uzmanı olunur?

Psikiyatri sözcüğü Eski Yunanca kökenli bir sözcüktür. Büyük Yunan düşünürü Pithagoras (Pisagor) insan varlığının iki öğeden oluştuğunu ileri sürmekteydi. Bunlardan birine “soma”, öbürüne ise “psihe” adını veriyordu. Soma insanoğlunun bedensel varlığını, etini, kemiğini, kanını; psihe ise bu bedensel varlığa hayat veren, onu canlandıran, hareket etmesini, düşünüp tepki vermesini sağlayan gücü anlatmaktaydı. Bu görünmeyen varlığa verilen

okumak için tıklayınız

Evrim tarihinin kısa bir özeti nasıldır?

Evrim tarihi, genellikle canlılığın başlangıcından iti­baren ele alınır. Ancak oraya kadar olan basamaklar da canlılığın başlangıcına temel olduğu için, evrimsel biyo­lojiyle doğrudan ilişkili olmasa da bir bakış atmakta fayda var. Ama ondan da önce, geniş bir kronolojiyle ilgilene­ceğimiz için, büyük sayılara aşinalığımızı pekiştirmemiz gerekiyor. Devasa sayılan anlamak. .. Evrim veya Evren tarihinden söz ederken hep

okumak için tıklayınız

Günümüzde evrim teorisini reddeden biliminsanı yok mu?

Elbette var! Biliminsanlan tek bir beyinden yönetilen bir aşiret ya da klan değiller. Her birinin kendi deneyim­leri, kendi inançları, kendi düşünceleri var. Kimisi daha dindar ve gelenekçi, bu nedenle evrimsel biyolojiyi tıpkı halk arasında olduğu gibi, daha fazla reddetmeye meyilli. Biyolog olmayan veya biyolojik gelişmelerden haberdar olmayan kimi biliminsanlan “biliminsanı” unvanına sa­hip olmasına rağmen evrimi

okumak için tıklayınız

Evrim teorisi bilim camiasında hemen kabul gördü mü? Bu konuda günümüzde hiç tartışma yok mu?

Evrim teorisi yayımlandığında hemen genel geçer ka­bul görmedi. Ancak kabul görmesi çok da uzun sürmedi; ilk 10 yıl içinde bilim camiasının geneli evrim teorisini, var olan türlerin çeşitliliğini açıklayan yegane bilimsel ku­ram olarak görmeye başlamıştı. Bu oran her geçen yıl arttı ve günümüzde biyologların %99’undan fazlasının, tüm biliminsanlarının %98’inden fazlasının kabul ettiği bir te­ori konumuna

okumak için tıklayınız

Charles Darwin kimdir?

Charles Robert Darwin 12 Şubat 1809 yılında Shrews- bery, lngiltere’de doğdu. Babası (Robert Darwin) bir tıp doktoruydu. Anne tarafı da baba tarafı da koyu Hıristi­yanlığıyla bilinen Anglikan Kilisesi’ne bağlıydılar ve Dar- win oldukça saygın bir aileye sahipti. Öyle ki, “sosyetenin içine” doğdu diyebiliriz. Ne yazık ki, Temmuz 181Tde, Darwin sadece sekiz yaşındayken, annesi Susannah Dar-

okumak için tıklayınız

Evrim teorisi nedir? Evrim “sadece bir teori” midir; ispatlanmamış mıdır?

Bilimsel meselelerdeki en yaygın kafa karışıklıkların­dan birisi “teori” ile “kanun” arasındaki ilişkiyle ilgilidir. Birçokları, teorilerin “ispatsız, dayanaksız iddialar” oldu­ğu görüşüne sahiptir; çünkü halk arasında “Bir teorim var” ya da “O sadece bir teori” tarzı kullanımlarda ima ettiğimiz, bu şekilde dayanaksız ve ispatsız iddialardır. Hatta oldukça popüler dizi ve filmlerle de bu gündelik kullanım pekiştirilmektedir. Bilim

okumak için tıklayınız

Evrim nedir?

Evrim, en basit tanımıyla, popülasyon içi gen ve özel­liklerin nesiller içindeki değişimidir. Yani evrim, bazı insanların iddia ettiğinin aksine, bir türün bir diğer türe değişmesi (örneğin maymunların in­sanlara dönüşmesi) demek değildir. Türlerin zaman için­deki değişimi veya ata türlerin yepyeni torun türlere evri­mi, evrimin bir sonucudur; evrimin tanımı değil. Bunu şöyle düşünün: Bitki üremesinden söz ederken,

okumak için tıklayınız

“Sigurd ve Fafnir Hikâyesinde Yüzüğün Laneti: Açgözlülük ve İhanetin Trajik Döngüsü”

Yüzüğün Anlamı ve KökeniSigurd ile ejderha Fafnir arasındaki mücadele, İskandinav mitolojisinin en bilinen anlatılarından biridir ve bu hikâyede yüzük, hem maddi hem de soyut bir güç nesnesi olarak merkezi bir rol oynar. Yüzük, genellikle Andvaranaut olarak adlandırılır ve cüce Andvari tarafından lanetlenmiştir. Bu lanet, yüzüğün sahibine büyük zenginlik vaat etse de, aynı zamanda açgözlülüğü körükler

okumak için tıklayınız

Étienne’in Germinal’deki İsyanı ve Fransız Madenlerinin Rolü

Étienne’in İsyanının KökenleriÉtienne, Germinal’de bir Prometheus arketipi olarak, bilgi ve değişim arzusunu temsil eder. Maden işçilerinin sömürüldüğü bir ortamda, onun grev başlatma çabası, mevcut düzene karşı bir başkaldırıdır. Bilgi ve farkındalık arayışı, onu işçileri örgütlemeye iter. Bu isyan, bireysel bir öfkeden çok, toplu bir adalet arzusuna dayanır. Étienne’in liderliği, işçilerin çalışma koşullarına karşı duyduğu hoşnutsuzluğu

okumak için tıklayınız

Novalis’in Geceye Övgüler’inde Melankoli ve Alman Romantizminin İzleri

Novalis’in Geceye Övgüler’inde Melankolinin KökenleriNovalis’in Geceye Övgüler adlı eseri, şairin iç dünyasını ve evrensel bir arayışı yansıtır. Melankoli, eserde geceyle özdeşleşen bir tema olarak öne çıkar. Gece, hem bir sığınak hem de bilinmeyenin temsilcisi olarak, şairin ruhsal durumunu yansıtır. Novalis, sevgilisinin ölümüyle şekillenen kişisel acısını, gece imgesi üzerinden evrensel bir kayıp duygusuna dönüştürür. Bu melankoli,

okumak için tıklayınız

Beş Sevim Apartmanı’nda Rüya Mekanizmalarının Psikanalitik Çözümlemesi

Romanın Yapısal Çerçevesi Beş Sevim Apartmanı, Cihangir’de Pürtelaş Sokağı’nda konumlanan beş katlı bir yapıyı merkeze alır ve her katında farklı bir bireyin izolasyonunu işler. Bu apartman, doktor Samimi’nin denetiminde akıl hastalarının barındığı bir gözlem alanı olarak işlev görür; bodrum katı ise cin-peri varlıklarının alegorik mekanıdır. Roman, bu bireylerin rüya temelli anlatılarını, doktorun günlükleri aracılığıyla birleştirir

okumak için tıklayınız