Paralel Cinayetler – Hüseyin Bul

paralel-cinayetlerParalel Cinayetler, siyasi göndermelerle örülmüş bir polisiye roman! Hüseyin Bul, Paralel Cinayetler’de yakın dönemimizde derin izler bırakan siyasi ve toplumsal yaşantımız üzerinden sesleniyor okurlara. Edebiyat ve yakın tarihin buluşması da, kendine has bir estetik düzlemde gerçekleşiyor.

Bir cinayetten diğerine geçen Komiser Ayhan’ın derin ve tutkulu şüpheleri, büyük bir sır perdesini açığa çıkartıyor. Akıcı ve yalın anlatımı, diyaloglardaki doğal konuşmaları ile birbiri üzerine kurulmuş cinayet hikâyeleri uyum içerisinde: Gerilimli, merak öğesini zirvede tutan, bir anlatım…
Sokağa, gece hayatına, inşaat işçilerine, kimsesizlere, harçlığını çıkar-mak- için çalışmak zorunda kalan üniversite öğrencilerine uzanan- karakterleriyle sokaktan hayata, hayattan edebiyata cinayetlerin izini sürüyor Hüseyin Bul. Her bir cinayette, her bir hikâyede ortaya çıkan yeni ve ilginç karakterler de romanın doğal örgüsünde önemli bir yere sahip. Devlet-bürokrasi ilişkisi, derin yapılanmalar, idealizm ve hayatın kendi karmaşık ilişkileri de çözülmeye çalışılan cinayetlerin tam orta yerinde duruyor.

KİTAPTAN BİR BÖLÜM
Ekrem bana başka bir şey anlattı. Anlatmadan önce biraz sitem etmedi değil tabi, nerelerdeymişim de hiç görüşemiyormuşuz da, çocuk işinden çok memnunmuş da, yardımcı yönetmen olabilirmiş de, bir ara birlikte bir kahve içelimmişiz de. Nedir bu jant fabrikasının esrarı, sırrı, dokunulmazlığı dedim. Önce telefonda anlatamam dediyse de ısrarıma daha fazla dayanamadı, anlattı.

Bu fabrikada geçen yıl mı ondan önceki yıl mı iki işçi öldü. Öldü dediysem iş kazası dediler. Müfettişler, bizimkiler, maliyeden, çalışma bakanlığından birçok koldan farklı zamanlarda sanıyorum ki birbirinden habersiz inceleme yaptılar, ne hikmetse sonuç aynı çıktı; iş kazası. Belki de gerçekten iş kazasıydı, ihmaldi bilemiyorum, günahı raporu yazanlara, inceleme yapanlara, soruşturmaya gidenlere, neyse. Sonra, sanıyorum Çalışma Bakanlığından mı, yoksa maliyeden mi tam emin değilim geçmiş gün, yüklü bir ceza kitliyorlar mı buraya. Zırt, bir gün sonra bize de yazı geldi bir daha o fabrikadaki kaza soruşturulmayacak, ekinde de gazetelere de ayar çekildiği falan yazılıyordu. Vali’nin de haberi vardı tabi. Anlayacağın uzun hikâye, kısacası bu fabrikayla anlaşmışlar ve hükümetin buradaki mitinginden tut da bilmem neyine kadar bunlar finanse edeceklermiş. O gün bu gündür kimse kapılarının önünden geçmiyor, yazı yazmıyor, haber yayınlamıyorlar. Bakan da ara ara bizim müdürü arayıp soruyor, daha doğrusu hatırlatıyor. İşin özü budur. Senin gitme sebebinle de alakaları olacağını sanmam. Aradığın usta da oranın kadrosunda görünmüyor. O daha çok cemaatin gelir kaynaklarını artırmaya yönelik çalışmalar yapan, toplantılar organize eden biri. Fark ettin mi bilmiyorum o fabrikada çalışan herkes o gazeteden alır. Gerçi görmen, fark etmen mümkün değil fabrikaya değil de evlerine gider gazeteler. İstihbarat daire başkanı Ekrem’e teşekkür ettikten sonra kahve sözü verip gönülsüzce ayrıldım fabrikanın karşısındaki ağacın dibinden. Şöyle bir etrafıma baktığımda neredeyse sanayideki tek ağacın gölgesini ben kapatmıştım. Telekom’cuların ayrı, elektrikçilerin, sucuların ayrı ayrı yolları kazdığı bir ülkede sanayi kurulurken, ev yapılırken, yeni yeni siteler inşa edilirken en azından üçte biri kadar yeşil alan, ağaçlık beklemek saflık olurdu. Nazarlık tek ağacı dikiz aynama sığdırarak uzaklaştım.

…..Kahvemin ilk yudumunda uzun süre olmasa da epeydir televizyon izlemediğimi hatırladım. Televizyon keyif artırıcı değildi ama kaç günlük koşuşturmanın üstüne iyi gidebilirdi. İlk önce anlamadım, haberin ortasında açmıştım televizyonu. Saat tanıtımı sandım değilmiş. Markasını, fiyatını söyleyince sunucu, o kol saatini almam için iki ömür eskitmem gerektiğinin hesabıyla meşgul oldum niyeyse. Kafamın içini boşaltmaya mı çalışıyordum yoksa haber mi öyle veriliyordu anlamaya çalışırken haber başka bir yere kayıp gitti! Yirmi yedi ilin emniyet amirinin yeri değişmiş, dört ilinki merkeze alınmıştı. Küçük dilimi yutmak üzereydim. Yolsuzluk iddialarından dolayı dört bakan istifa etmek zorunda kalmıştı. Merkeze çağrılan valilerin sayısı belli değildi. Bütün bunlar bir gecede olmuş ve ben kahve içip zamanın kıymetini bilmeyerek har vurup harman savurmuş gibi bütün gece tam bir malak gibi uyumuştum. O gösterilen saat de benim gibi zamanın kıymetini bilmeyenlere yönelik hazırlanmış bir belgesel gibiydi. Ekrem… Hemen Ekrem’i aradım; üzgündü, konuşamıyordu. Görevden alınmıştı, emekli olacağım deyip kapattı telefonu.

Kitabın Künyesi
Paralel Cinayetler
Yazar: Hüseyin Bul
Yayıncı: Ayrıntı
11 / 2016
Türkçe
144 Sayfa
Tür: Roman

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here