Popülizmin Küresel Yükselişi / Performans, Siyasi Üslup ve Temsil – Benjamin Moffitt

“İşte milyon dolarlık soru: Popülizmi gelecekte neler bekliyor? Popülist aktörler dünya çapındaki başarılarının keyfini sürmeye devam edecekler mi? Popülizmin farklı bağlamlarda ‘ana akımlaştırılmaya’ devam etmesini bekleyebilir miyiz? Açıkça ifade etmek gerekirse, şayet koşullar bugünkü haliyle devam ederse, popülizmin belirleyici konumunu uzun dönemde sürdürme ihtimali yüksek. Popülizm için iyi zamanlar olduğu söylenebilir.” Son yıllarda hakkında en çok konuşulan kavramların başında popülizm geliyor dersek, abartmış olmayız. Peki ama popülist politikaların ve popülist siyasetçilerin böylesine itibar gördüğü bir zamanda, popülizmi bir “arıza” olarak görerek kestirip atmadan, onu tam da “bugün” nasıl ele alabiliriz?”

Benjamin Moffitt, bu kitapta, popülizm etrafındaki temel tartışmaları okuyucuya sunuyor ve bunun yanında, popülizmin “bugüne” dair ne tür izler taşıdığını titizlikle keşfe çıkıyor. “Siyasi üslup” kavramını zenginleştirerek popülizmin çağdaş biçimlerini anlamaya ve günümüz popülizmine özgü özellikleri açığa çıkarmaya çalışıyor.

Popülizm üzerine ciddiyetle eğilmek isteyenler için zengin ve zihin açıcı bir kaynak.


OKUMA PARÇASI

BİRİNCİ BÖLÜM
Giriş: Popülizmin Küresel Yükselişi

Popülizm geri döndü … demokrasinin ve neoliberalizmin parlak şafağına aldırmadan, duyarlı dünyaya musallat olmaya.
– K NIGHT (1998, s. 223)
Görünüşe göre popülist zamanlarda yaşıyoruz. Küresel Mali
Krizin etkileri geçmek bilmiyor, Euro Bölgesi’ndeki borç/egemenlik krizi Avrupa Birliği’nin varlığını tehdit etmeye devam
ediyor. Genel olarak, siyasi partilerin üye sayısındaki büyük
düşüş ve vatandaşların kendilerini ana akım siyasetin içinde
gitgide daha fazla hayal kırıklığına uğramış hissediyor oluşuyla
zaman içerisinde demokrasiye olan inanç krizinden acı çekiyor
olduğumuz iddia ediliyor. Öfke, hiddet ve tiksinme elitlerin
üyelerini –bunlar Wall Street bankerleri olabildiği gibi, Brüksel’deki bürokratlar, önde gelen partilerden siyasetçiler ya da
gazetelerin gazete dışından yazarlara açık olan sayfalarında boy
gösteren kültür savaşçıları da olabilir– açıkça görevden almalarla, cezaevine tıkmakla ya da devrimle tüm statükoyu değiştirmek üzere hedef alıyor. “Halk” adına etkin bir biçimde konuşabilen kurnaz politikacılar için zaman geniş siyasi kazançlar sağlamak için olgunlaşmış durumda.
Kazanıyorlar da. Son yirmi yılda –özellikle son on yılda–
dünya genelinde popülistler manşetleri “demokrasiyi savunmak” adı altında “elitlerin” karşısında “halk” şeklinde kuruyor. Avrupa, Silvio Berlusconi, Geert Wilders, Jörg Haider ve
Marine Le Pen gibi liderlerle popülist dip dalgayı deneyimleyip Kıta’daki popülist partiler önemli siyasi başarılarının tadını çıkardılar. Latin Amerika bölgeyi geri döndürülemez bir biçimde değiştiren Hugo Chávez, Nicolas Maduro, Eva Morales
ve Rafael Correa gibi ülkelerinde en yüksek pozisyonları edinen sol popülist liderler gördü. Birleşik Devletler’de ise, Çay
Partisi 2013’te yönetim faaliyetinin geçici süre askıya alınmasına ve Sarah Palin, Ted Cruz ve Donald Trump gibi karakterlerin Amerikan muhafazakârlığına yeni bir biçim vermesine sebep oldu. Asya-Pasifik’te, Thaksin Shinawatra, Joseph “Erap”
Estrada, Pauline Hanson ve Winston Peters ülkelerinde silinemez izler bırakırken, Afrika Yoweri Museveni, Micheal Sata ve
Jacob Zuma gibi zalim popülist liderler gördü. Başka bir deyişle, –bir öç alma motivasyonuyla– popülizm geri geldi. Başka bir
çağa ya da dünyanın belirli bir alanına aitmiş gibi görülen bir
kenar fenomen şu anda çağdaş siyasetin dayanak noktası haline gelmiş durumda. Bu durumu açıklamak için kimi düşünürler son yıllarda dünyanın çeşitli bölgelerinde “popülist Zeitgeist” (Mudde, 2004, s. 542), “popülist dalga” (Krastev, 2007, s.
57) ve “popülist diriliş” (Roberts, 2007, s. 3) gibi kavramları
kullanıyorlar.
Gerçekten, akademi de bu gelişmelere, aynı dönemde popülizm üzerine yapılan akademik çalışmaların kendi popülist yeniden doğuşuna yakın bir önem verdi. Popülizm, siyaset biliminde her ne kadar uzun bir sicile sahip olsa da –dağınıklığı ve
kopukluğu bir kenara–, kavrama, 90’ların ortasından itibaren
kimi yazarlarca Avrupa’daki “yeni popülizm” ve Latin Amerika’daki “neo-popülizm”in ortaya çıkışını anlayabilmek için yeni bir soluk getirildi (Betz, 1993, 1994; Roberts, 1995; Taggart,
1995, 1996). Bu durum 21. yüzyılın başında popülizm üzerine
yapılan ampirik çalışmalarda patlamaya yol açtı. Popülizm ayrıca, siyaset teorisinin Laclau (2005b, 2005c), Mouffe (2005a),
Ranciere (2006), Zizek (2006a, 2006b) gibi figürlerinin kavramla ilişkili olarak, nasıl paradoksal bir biçimde demokrasiyle
ilintili olduğunu ortaya koyarak güncel tartışmalarının merkezinde yer aldı. Tüm bunlar birlikte ele alındığında, bu eğilimler popülizm gibi siyaset üzerine çalışmaların göreli olarak daha kıyısında bulunan bir konunun, disiplinin en çekişmeli ve
geniş kapsamda tartışılan bir kavramına dönüşümünü gözler
önüne seriyor (Canovan, 2004; Comroff, 2011).
Dahası, popülizm üzerine olan bu yeni ilgi akademinin fildişi kuleleriyle sınırlı kalmadı. Siyasetçiler ve gazeteciler son yıllarda kavramın üzerine, onu demokrasi için büyük bir tehlike
şeklinde tasvir ederek, atladılar. New York Times “Avrupa’nın
sert popülist tepkisi” diye dizlerini döverken, New Statesman
popülizmi “baskı altında bulunan ana akım demokrasiye gerçek tehdit” olarak tanımlamıştı. İtalya eski Başbakanı Enrico
Letta, popülizmi Avrupa’daki istikrara tehdit olarak etiketlerken, Meksika eski Dışişleri Bakanı Jorge Castañeda, popülizmi
“Latin Amerika için bir felaket” olarak tanımlıyordu. Bununla birlikte başka mecralarda popülizm, arızalı demokratik sistemlerimizin ilacı olarak resmediliyordu: Atlantic, liberal anlatının düzeltilmesinin tek yolunun popülizm olduğunu ileri sürerken, Huffington Post 2014’ü “iktisadi popülizmin yılı” olarak ilan etmişti.
Popülizme olan bu yaygın ilgiye rağmen, fenomene dair çeşitli bakış açılarını hâlâ anlayabilmiş değiliz. Sorular oldukça
fazla: Popülizm dünya çapında nasıl bu kadar hızlı bir biçimde
yaygınlaştı? Bu farklı biçimde tezahür eden popülizmlerin ortak noktası nedir? Popülizm gerçekten de demokrasi için bir
tehdit mi? Ve belki de en temel soru: Günümüzde popülizm terimini kullandığımızda, gerçekte neden bahsediyoruz?
Bu soruları cevaplayabilmek için kitaptaki temel argüman,
çağdaş popülizmi yeniden düşünmeye ihtiyacımız olduğudur.
Çünkü popülizm bugün daha önceki tekrarlarından farklı, hızlıca değişen medya ve siyasal iletişim düzlemine gömülü bir biçimde değişip gelişmiştir. Popülizmin klasikleşmiş “halk” ve
“elitler” ayrımına dayanan tanımı devam ederken, onun yeni
medya teknolojilerine dayanmasının, siyasi temsil ve özdeşleşme tarzlarının değişimiyle ilişkisinin ve her yerdeliğinin giderek artışının açıklanmaya ihtiyacı vardır. Bunların ışığında kitap, popülizmi özellikle bir “şey” ya da mahiyet olarak görmektense, icra edilen, şekillendirilen ve çeşitli siyasi ya da kültürel
bağlamlarda harekete geçirilen bir siyasi üslup olarak anlamak
gerektiğini ileri sürüyor. Böyle bir tercih, medyanın siyasi hayatın bütün alanlarına dokunduğu, kriz algısının kalıcı olduğu
ve popülizmin birbirinden tamamen farklı birçok bağlam ve tezahürde görünür olduğu bir zamanda popülizmi anlamlandırmaya imkân tanır.
Bu argümanın oluşturulmasında, daha kapsamlı, incelikli ve
zaman-bağlam hassasiyeti olan bir anlayışla çağdaş popülizmi
okuyucuya sunmak kitabın üç ana hedefi olarak sıralanabilir.
İlk hedeflenen, popülizmi dönüşen küresel medya düzleminde konumlandırmaktır. “İletişimsel bolluğun” hüküm sürdüğü,
iletişim teknolojilerinin her yerdeliği ve dolayısıyla kolay ulaşılabilirliği, bilgi ve iletişim teknolojilerinin giderek artan hızı ve
kapsamı, “en özel gündelik ilişkilerden geniş çaplı küresel organizasyonlara, her moment yoğun bir biçimde dolayımlanmıştır
ve mesajların içerikleri sürekli değişip kimi zaman mesajın yaratıcılarının da isteği dışında biçimlenir” (Keane, 2013, s. 23).
Bu küresel ortamda popülizmin lider ve halk arasında doğrudan
ya da aracısız bir fenomen olarak var olduğunu ileri süren idealize edilmiş görüş terk edilmeli ve popülizmin yoğun bir biçimde dolayımlı olan doğası keşfedilmeli ve dahası gösterilmelidir.
Bizler artık zeytinyağı tenekesini kendisine kürsü yapıp oradan
“halka” popülist bir biçimde konuşan romantik bir anlayışla iştigal etmiyoruz, bilakis yeni bir tür kurnaz, yeni medya teknolojilerini kendi çıkarına kullanmasını bilen popülist liderlerin doğuşuna şahitlik ediyoruz. Siyasalın gitgide medyatikleşmesi popülizme nasıl yarar sağladı? Popülist figürler “halk”a ulaşmak
için medyanın farklı yönlerini nasıl kullandılar ya da bu farklı
yönlerle nasıl ilişkilendiler? İnternetin ve sosyal medya kullanımının yaygınlaşması çağdaş popülizmi nasıl değiştirdi?
Bu kitabın ikinci hedefi ise salt bölgesel popülizm kavramsallaştırmasının ötesine geçmek ve yerine, popülizmi bir küresel fenomen olarak gören anlayışı kurmaktır. Her ne kadar bu
yavaşça değişiyor olsa da, popülizm üzerine yazılmış olan literatür hâlâ akademik bir gettolaşma tarafından belirleniyor; bu
sebeple, fenomenin spesifik olarak bölgesel düzeydeki çalışmaları (her biri kendi gelenekleri, tanımları ve arketipik vaka incelemeleri) birbirinden izole bir biçimde kalmaya eğilimlidir.
Bölgesel sınırları aşan araştırmaların sayısı oldukça az.1
Rovira Kaltwasser’in (2012, s. 185) söylediği üzere: “Neredeyse popülizmi inceleyen bütün çalışmalar bu zamana kadar spesifik
bir bölgenin ampirik ve teorik analizine odaklandı.” Bu bölgeler genellikle Batı Avrupa, Latin Amerika ya da Kuzey Amerika
olmuştur. Bu kitap ise literatürün özellikle Asya-Pasifik ve Afrika örnekleri gibi “olağan olmayan şüphelilerine” de uzanarak
bu bölgesel sınırlamanın ötesine geçmeyi amaçlıyor ve popülizmi bölgeler ve ülkeler arasında karşılaştırıyor. Popülizme özgün bir karşılaştırmalı yaklaşım geliştirmek Beppe Grillo, Sarah
Palin, Rafael Correa ve Thaksin Shinawatra gibi liderleri birbirlerine neyin bağladığını düşünmemize yardımcı olur. Şöyle de
sorulabilir: Bu birbirine hiç benzemeyen aktörlerin “popülist”
olduğu iddiası gerçekte neye dayanır?
Medya merkezli ve küresel bir çağdaş popülizm anlayışı geliştirmekle uyumlu olarak kitabın üçüncü amacı, çağdaş popülizmi kavramsallaştırmak için siyasi üslup olarak popülizm gibi bir çerçeve geliştirmek ve bu çerçeveyi ileri sürmektir. Popülizm literatüründe birçok yazar “siyasi üslup” terimini kullanırken (Canovan, 1999; de la Torre, 2010; Knight, 1998; Taguieff, 1995), göreli olarak çok da geliştiğini düşünmediğim bu
yaklaşım, genelde retorik, iletişimsel stratejiler ya da söylemle eşanlamlıymış gibi ele alındı. Bu kitap daha açık seçik ve daha kapsamlı bir siyasi üslup kavramı geliştirmek, sadece iletişimsel ve retorik öğelerinin ötesinde ve onun edimsel, estetik
ve çağdaş popülizmle etkileşimli unsurlarını vurgulamak için
yukarıda bahsedilen yazarların önemli çalışmaları üzerine inşa
edildi. Fieschi’nin (2004a, s. 115) belirttiği gibi, geçmişte popülizmi siyasi bir üslup olarak ele almak “üslup kavramı manasız veya en azından lüzumsuz ve yüzeysel bir şeyi belirttiği için
1 İstisnalar için bkz. Mudde ve Rovira Kaltwasser (2012b, 2013a) ve de la Torre
(2015b).

onu hakkıyla kavramaya yetmez gibi görünüyordu. Gerçeklikten bu kadar uzak bir şey olamaz, halka çağrıda bulunmanın
gücü –bu muğlak bir şey de olsa– asla hafife alınmamalıdır”.
Kitap, siyasi üslubun hiçbir biçimde “gereksiz ya da önemsiz”
olmadığını, dahası popülizmin her şekle girebilen ve çok-yönlü
doğasını kavramak kadar günümüz siyasi ortamında onun konumunu anlamak açısından da hayati olduğunu açıkça ortaya
koyuyor. Kitap, popülizmin farklı kurucu bileşenlerini, edimsel bir siyasi üslup olarak düşünülen liderin icracı, “halkın” izleyici, krizlerin ve medyanın bir sahne olarak kurulduğu teorik
bir çerçeve içerisinde açıkça gözler önüne serer. Bu yeni söz dağarcığı bizlere –modern popülizmin temelindeki– “halka” başvurmanın altında yatan temsil ve performans mekanizmalarına
odaklanmamıza yardım ettiği kadar, modern popülizme içkin
teatralliği de görmemizi sağlar.
Varsayalım ki bu kitabın oldukça iddialı ve geniş bir perspektifi var, popülizmi yeniden düşünmeyi ve bu çerçeveyi kurmayı aslında nasıl yapacak? Kitap, yorumlayıcı ve disiplinlerarası bir duruş noktasından2
yola çıkarak, popülizm üzerine
dünyadaki çağdaş popülizmin doğasını aydınlığa kavuşturacak
bir kavrayış geliştirmek için çeşitli disiplinlerin ve bölgelerin
literatürleri (alan araştırmaları, karşılaştırmalı siyaset, siyaset
teorisi ve siyasal iletişimi de içeren) arasında bir bağ kuran üç
adımlı bir yaklaşımla ortaya koymayı amaçlıyor. Birinci adım
kavramsaldır, Popülizm nedir? sorusunu sorar. Bu soruyu cevaplamak için kitap, çağdaş popülizm üzerine günümüze kadar
yazılmış literatürü eleştirel bir perspektifle, çağdaş literatürde
temel sorunları ve gerilimleri popülizmi tanımlamak için yerli
yerine oturtan dört ana yaklaşımı gözden geçirecek (1990’dan
günümüze). Bu yaklaşımlar sırasıyla popülizmi ideoloji, strateji, söylem ya da siyasi mantık olarak görür.
2 Popülizm gibi anlamı demokrasi, “halk”, meşruiyet ve egemenlik gibi kavramların etrafında dönen tartışmalardaki muvazaalara bağlı olan bir fenomen, saf
pozitivist araştırma yöntemindense yorumlayıcı bir yöntemle ele alınmaya daha elverişlidir. Sosyal bilimlerdeki dilbilimsel dönüşümün (Carver, 2002; Patton, 2008) hemen ardından, popülizmin anlamına ilişkin tartışmaların bizatihi fenomenin bir parçası olduğunun da hakkı teslim edilmelidir.


KÜNYE
Popülizmin Küresel Yükselişi
Performans, Siyasi Üslup ve Temsil
Benjamin Moffitt
İletişim Yayınları
Çeviri: Onur Özgür
1. baskı – Eylül 2020
280 sayfa

İÇİNDEKİLER
TEŞEKKÜR…………………………………………………………………………………………………………………………………………………….11
BİRİNCİ BÖLÜM
Giriş: Popülizmin Küresel Yükselişi…………………………………………………………………………..15
Kitabın anahatları………………………………………………………………………………………………………………………………….23
İKİNCİ BÖLÜM
Popülizme İlişkin Sorunlar…………………………………………………………………………………………………..29
Popülizm tartışmalarının kısa bir tarihi (1860-1990)……………………………………………………….31
Popülizm üzerine çağdaş literatür (1990 ve sonrası)……………………………………………………….37
İdeoloji…………………………………………………………………………………………………………………………………………………..38
Strateji…………………………………………………………………………………………………………………………………………………..41
Söylem…………………………………………………………………………………………………………………………………………………..43
Siyasi mantık………………………………………………………………………………………………………………………………………45
Sonuç……………………………………………………………………………………………………………………………………………………………49
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Çağdaş Popülizmi Anlamak: Siyasi Üslup Olarak Popülizm………..53
Popülizm literatüründe siyasi üslup……………………………………………………………………………………………54
Siyasi üslubun kökenleri……………………………………………………………………………………………………………………59
Hariman’ın siyasi üslup anlayışı…………………………………………………………………………………………………61
Ankersmit’in siyasi üslup anlayışı……………………………………………………………………………………………..63
Pels’in siyasi üslup anlayışı………………………………………………………………………………………………………….64
Siyasi üslubun yeni tanımı………………………………………………………………………………………………………………..66
Siyasi üslup olarak popülizm…………………………………………………………………………………………………………..71
Siyasi üslup olarak popülizmin özellikleri……………………………………………………………………………….73
“Elit” karşısında “halk”a başvurmak……………………………………………………………………………………..73
“Kaba tavırlar”…………………………………………………………………………………………………………………………………..75
Kriz, çöküş ve tehdit………………………………………………………………………………………………………………………..76
Çıkarımlar………………………………………………………………………………………………………………………………………………….76
Sonuç……………………………………………………………………………………………………………………………………………………………82
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
İcracı: Popülizm ve Lider………………………………………………………………………………………………………85
Popülist liderin rolü……………………………………………………………………………………………………………………………..87
Sıradışılık ve sıradanlığı dengelemek………………………………………………………………………………………..91
Sıradanlığın icrası: “Kaba tavırlar”…………………………………………………………………………………………….93
Sıradışılığın icrası: Liderin bedeni ve beden siyaseti……………………………………………………..101
Sonuç…………………………………………………………………………………………………………………………………………………………109
BEŞİNCİ BÖLÜM
Sahne I: Popülizm ve Medya……………………………………………………………………………………………111
Popülizm ve medyaya ilişkin güncel yaklaşımlar……………………………………………………………..113
Medyatikleşme ve popülizm………………………………………………………………………………………………………….117
Geleneksel medyaya popülist yaklaşımlar: Kontrol ve şöhret…………………………………..126
Kontrol…………………………………………………………………………………………………………………………………………………127
Şöhret………………………………………………………………………………………………………………………………………………….130
Popülizm ve yeni medya …………………………………………………………………………………………………………………135
Sonuç…………………………………………………………………………………………………………………………………………………………142
ALTINCI BÖLÜM
İzleyiciler: Popülizm ve “Halk”…………………………………………………………………………………..145
Çağdaş popülizm teorilerinde dolayım…………………………………………………………………………………..147
“Halk”ı hazır-kıta haline getirme……………………………………………………………………………………………..150
İmge ve performansla “halk”ı dolayımlama……………………………………………………………………….153
Debord: İmge olarak “halk”……………………………………………………………………………………………………..154
Saward: Performans olarak “halk”……………………………………………………………………………………….158
“Halk” için bir vekil olarak kitle medyası…………………………………………………………………………….163
Sonuç…………………………………………………………………………………………………………………………………………………………167
YEDİNCİ BÖLÜM
Sahne II: Popülizm ve Kriz…………………………………………………………………………………………………169
Popülizm ve krize güncel yaklaşımlar…………………………………………………………………………………….171
Krizden bahsederken aslında neyi kastederiz?…………………………………………………………………177
Krizi icra etmek……………………………………………………………………………………………………………………………………179
Başarısızlığı tanımlamak…………………………………………………………………………………………………………….180
Başarısızlıkları kriz düzeyine çıkarmak için
onu geniş bir çerçeveye oturtmak
ve ona geçici bir boyut katmak……………………………………………………………………………………………….181
“Halk”ı krizin sorumlularına karşı çerçevelemek………………………………………………………….184
Performansı artırmak için medyayı kullanmak………………………………………………………………..186
Güçlü liderlik ve hemen-şimdi basit çözümler sunmak………………………………………………..188
Krizi yaymaya devam etmek……………………………………………………………………………………………………..190
Popülist kriz icraatı karşısında “kriz siyaseti” …………………………………………………………………192
Sonuç…………………………………………………………………………………………………………………………………………………………194
SEKİZİNCİ BÖLÜM
Popülizm ve Demokrasi………………………………………………………………………………………………………..197
Demokrasi ve popülizme teşhis koymak: İyi, kötü ve muğlak…………………………………..199
Demokrasi için olumsuz bir güç olarak popülizm……………………………………………………………200
Demokrasi için olumlu bir güç olarak popülizm………………………………………………………………203
Muğlak yaklaşım…………………………………………………………………………………………………………………………….205
Popülizm, “siyasal olan” ve demokratik siyaset………………………………………………………………207
Popülizmin demokratik eğilimleri……………………………………………………………………………………………..210
Popülizmin anti-demokratik eğilimleri…………………………………………………………………………………..214
Hem demokratik hem de anti-demokratik veçhesiyle popülizm……………………………..219
Sonuç…………………………………………………………………………………………………………………………………………………………221
DOKUZUNCU BÖLÜM
Sonuç: Popülizmin Geleceği……………………………………………………………………………………………223
Çağdaş popülizmi bir siyasi üslup olarak kavramak………………………………………………………224
Popülizm ve medya……………………………………………………………………………………………………………………….228
Avrupa ve Amerika’nın ötesinde popülizm………………………………………………………………………….230
Popülizm, kriz ve demokrasi…………………………………………………………………………………………………….231
Popülizmin geleceği………………………………………………………………………………………………………………………….233
EK: Popülizm Özelliklerini Bir Siyasi Üslup Olarak
Kavramak İçin Kullanılan Liderler Tablosu………………………………………………………………………..237 KAYNAKÇA………………………………………………………………………………………………………………………………………………..239 DİZİN……………………………………………………………………………………………………………………………………………………………..273

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here