Portekiz Edebiyatından Mutlaka Okunması Gereken 5 Roman

Portekiz Edebiyatından mutlaka okunması gereken 5 romanı belirlerken Türkçeye çevrilen romanları esas aldık. Örneğin, gerçekçiliğin alaycı bir anlatımla süslendiği romanlarında diktatör Salazar’ın zulümüne uğramış kişilerin yaşadıklarını, korkularını, öfkelerini dile getiren Augusto Abelaria Türkçeye çevrilen eserleri olmadığı için yer veremiyoruz.

Portekiz Edebiyatından Mutlaka Okunması Gereken 5 Roman:

BİR
José Saramago’nun Körlük’ten sonra kaleme aldığı Görmek (Ensaio sobre a lucidez) adlı romanı, demokrasinin kırılganlığı ve hükümetlerce saptırılması üstüne şaşırtıcı bir taşlama. Günümüz edebiyatının üslup ustasından derin bir çağ eleştirisi.
Jose Saramago’nun, Körlük romanından dört yıl sonrasında geçen ve yine fantastik tatlar taşıyan bu romanı, sisteme inancını yitiren, siyasi partilerin hiçbirini beğenmeyen kararsız seçmenlerin yaşadığı bir kenti anlatıyor.
Adı belirsiz bir ülkenin başkentinde seçim günü bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaya başlayınca kimse oy atmaya gitmez. Öğleden sonra yağmur durunca, saat tam dörtte, seçmenler sanki emir almışçasına sandıkların başına koşarlar. Ama sandıklar açıldığında, kullanılan oyların yüzde 83’ünün boş olduğu ortaya çıkar. Bunun bozguncu bir grubun, dahası uluslararası bir anarşist örgütün işi olduğunu düşünen hükümet olağanüstü hal ilan eder. Yıllar önce kenti saran “körlük salgını”ndan kurtulan tek kişinin bu olayla bağlantılı olduğundan kuşkulanılır. “Beyaz veba”nın öteki kentlere de yayılmasını önlemek için başkent abluka altına alınır, bir polis komiseri “suçlular”ı bulmakla görevlendirilir.
Nobel Edebiyat Ödülü sahibi José Saramago’nun Körlük’ten sonra kaleme aldığı Görmek, demokrasinin kırılganlığı ve hükümetlerce saptırılması üstüne şaşırtıcı bir taşlama. Günümüz edebiyatının üslup ustasından derin bir çağ eleştirisi.

İKİ
Yarın Bizimdir Yoldaşlar romanı üzerinde uzun bir süre boyunca devam eden esrar perdesi, Manuel Tiago mahlasını kullanan yazarın, dönemin Portekiz Komünist Partisi genel sekreteri Álvaro Cunhal olduğu anlaşıldıktan sonra kalkmıştı.
Kitapta, Portekiz Komünist Partisi’nin bir yerel örgütüne bağlı köylü militanlar, derin anlamlı sözleriyle partinin o günkü mücadelesinin acil sorunlarını ve geleceğini tartışıyor; roman, partililerin özgürlük savaşını, yeraltı yaşamını, kitlelerle bağlarını, yenilen genel grev yüzünden ağır bir darbe yiyen örgütün iyimserliğini ve geleceğe güvenini hiç yitirmeden toparlanışını, hem öğretici ve düşündürücü, hem de duygulandırıcı ve etkileyici biçimde yansıtıyor.

ÜÇ
Körlük, Jose Saramago’nun 1995’de yazdığı Portekizce roman.
1998 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi yazarın en ünlü romanlarından birisidir. Konusu, körlüğün salgın hastalık gibi yayıldığı bir toplumda korku ve paniğin hakim olması sonucu ahlaki değerlerin çökmesidir. Kitapta olaylar adı bilinmeyen bir ülkenin bilinmeyen bir şehrinde geçer; hiçbir kahramanın adı yoktur, herkes sıfatları ile anılır. Nokta ve virgül dışında hemen hiç noktalama işareti olmadan yazılmıştır.
Roman, 2008 yılında Fernando Meirelles tarafından filme çekilmiştir.
Yazar, bu romanının devamı olan Görmek adlı romanını 2004 yılında yayımlamıştır.

DÖRT
Huzursuzluğun Kitabı Fernando Pessoa’nın en önemli yapıtıdır. Pessoa’nın bu kitabında yer alan düzyazıları sosyolojik, politik ve filozofik özellikler taşıyor. Uzmanlara göre, Pessoa’nın bu kitabından alınan tadı ancak Friedrich Nietzsche’nin yapıtları verebilir.
Ancak ne yazık ki Pessoa, kendisinin şimdi ulaştığı bu büyük ismi yaşarken hiç hissetmedi. O hayattayken ancak çevresindeki arkadaşları tarafından edebiyatçı olarak tanınıyordu.
Pessoa’nın, “Huzursuzluğun Kitabı” adlı yapıtında yer alan, günce şeklinde yazılmış düzyazıları hemen gün yüzüne çıkmadı. Yazar her gün yazdığı kağıt yapraklarını bir sandıkta biriktirdi. Pessoa, ilerde bir kitap, hem de dünyanın en tanınmış kitaplarından biri olacak olan bu sayfaların ilkini 1913’te, sonuncusunu da 1934’te, yani ölümünden bir yıl önce yazdı. dünyanın en ünlü kitabı olacak olan bu el yazması sayfaların bir kitap olması için, Pessoa?nın ömrü kadar, yani 47 yıl daha geçmesi gerekiyordu. Bu yaprakların tekrar bulunması ve el yazısının çözülmesi, yani “Huzursuzluğun Kitabı” adlı yapıtın ortaya çıkması 1982’de gerçekleşti.

BEŞ
Korkunun ve deliliğin sınırında yaşayan iki sevgili, vahşetin tarihi üzerine çalışan bir doktor ve onların kesişen yazgılarını sonsuza dek belirleyecek bir gece. Gonçalo M. Tavares’ten insanın karanlık yüzüne korkusuzca bakmayı başarabilen özgün bir anlatım.

“Kudüs, Batı edebiyatının büyük eserleri arasında yer almayı hak eden önemli bir kitap… Gonçalo M. Tavares’in henüz 35 yaşında bu kadar iyi yazmaya hakkı yok: İnsanın onu dövesi geliyor.” José Saramago

“Portekizli bir Kafka. Bu enfes kara romanı özetlemek imkânsız. Akıl ve delilik, korku ve alay, saçmalık ve ciddiyet arasındaki sınırları bulandırmaktan bir an bile vazgeçmiyor. ” Le Figaro

“Genç romancı Gonçalo M. Tavares’ten, kendi, yepyeni yaratısıyla yeniden şekillendirmek üzere dünyayı parçalara ayırdığı büyük bir armağan. Her kitabı gerçekliği daha iyi gözlemlememizi sağlayan birer kaleydoskop… Kudüs, bunu en iyi başardığı kitabı, insanın acılarına eğilen özgün, derin ve zekice kotarılmış bir başyapıt… Günümüz dünyasındaki yabancılaşma üzerine çok yönlü ve etkileyici bir dram.” Alberto Manguel

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here