Sabahattin Ali: Türkiye’de tam demokrasi ve tam basın hürriyeti varmış!

sabahattin aliAmerikan milletvekilleri kendi hükümetlerinden sormuşlar: “Şu Türkiye’ye para verip yardım edelim, diyorsunuz ama, orası demokrasiden uzak, basın hürriyetinden mahrum bir memlekettir, bu nasıl olur?”

Amerikan hükümeti de, siyaseti icabı cevap vermiş: “Yok efendim, Türkiye’de dehşetli bir demokrasi, mostralık bir basın hürriyeti vardır… Paramız ziyan olmaz!” der ya, Amerika bu, malını satacağı, gerekirse ateşe süreceği bir memleketi kötüler mi?
Sayın Recep Peker de parti grubundaki demecinde, birçok kerametleri arasında, Türkiye’de tam demokrasi ve tam basın hürriyeti vardır, buyurmuş! Buyurur a! O makama buyurmak için geçti. Ama bu buyruklarını pekitmek için, Amerikan hükümetinin yukarıdaki yalanlarını şahit göstermesi garibimize gitti.

Türkiye hakkındaki bütün bilgilerini Ankara’da Süreyya Bar ile Karpiç Lokantasından, İstanbul’da Park Otel ile Taksim Gazinosu pavyonundan edinen sarhoş Amerikan gazetecileri, memleketimizi kokteyl partilerin buğusu, lüks otomobillerin camları arkasından seyreden saf Amerikan diplomatları, dünya pazarlarını paylaşmaya çalışan oyunbaz siyaset adamları Türkiye’yi güllük gülistanlık göstermekte menfaat bulabilirler. Türkiye’de millet hakikatte ne halde imiş, Amerika’nın nesine gerek? O kendi alışverişine bakıyor.

Fakat biz yurdumuzda hürriyet var mı, demokrasi var mı, bunu Amerikan hükümetinden mi öğreneceğiz?
Türkiye’de demokrasinin ne halde olduğunu Senirkent’te sırtına binilen, Karaköse’de sopa ile dövülen, İzmir’de silahla dağıtılan, 21 Temmuz seçimlerini ve muhtar seçimlerini gözü ile gören, geçim darlığı içinde kıvrandığı halde meram anlatacak kimse bulamayan Türk milleti bilmiyor da, iki buçuk Amerikan hariciyecisi biliyor, öyle mi?
Türkiye’de basın hürriyetinin ne demek olduğunu, sıkıyönetim emriyle, mahkeme kararıyla gazeteleri kapatılan, gazeteleri çiğnetilen, mahkemeden mahkemeye sürüklenen, hapislere atılan, bileklerine kelepçe vurulan, basın kartı elinden alınan, yabancı ajanı diye damgalanan yüzlerce Türk gazetecisi bilmiyor da, on bin kilometre uzakta politika oyunları çeviren üç beş bezirgân biliyor, öyle mi?

Hiç zahmet etmeyin Peker’im, görünen köy kılavuz istemez.

Memleketi gırtlağına kadar borca sokup getirttiğiniz hurda silahlar, köhne mallar, zehirli naylonlar yetmedi de, şimdi milete şirin görünmek için yüz suyu döküp dışarıdan çürük şahitler tedarik etmek hevesine mi kapıldınız?
Kendi milletinizin hükmüne bu kadar boş mu veriyorsunuz?
İlahi şekerim, siz çok yaşayın!

Sabahattin Ali
Çok Yaşayın adlı yazı
Malûmpaşa, (2), 15 Eylül 1947

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here