Ege’de sanat yeniden örgütlendi

İzmir başta olmak üzere, Ege Bölgesi’nde yaşayan ve değişik sanat dallarında eser veren sanatçılar ‘Ege Sanatçılar Girişimi’ imzasıyla bir araya geldi. Aralarında çeşitli sanat dallarından Devrim Demiral, Hüseyin Yurttaş, Mehmet Boztaş, Mustafa Yıldız, Rüçhan Gürel, Serap Telöz, Yunus Kırılmış gibi isimlerin bulunduğu grup, ?alnında ışığı ilk hisseden? insanlar olarak; iktidarın sanata uyguladığı baskı ve sansüre karşı Ege?den doğru bir ?ses? olmayı hedefliyor. Girişimin öncülüğünü yapan sanatçılardan şair-yazar Hüseyin Yurttaş ile konuştuk.

>> Ege Sanatçılar Girişimi adı altında yeni bir oluşumu ihtiyacı nereden doğdu?

– Bildiğiniz gibi 2013?ün Mayıs ayı sonunda başlayıp haziran ayı boyunca devam eden ?Gezi olayları?, toplumsal bir uyanışın, bir toplu direnişin adı ve son yılların en önemli eylemi oldu. Bireysel olarak her birimiz belki kendimize düşeni yaptık ama örgütlü davranabildiğimiz pek ileri sürülemez. Özellikle İstanbul?daki sanatçı örgütleri ve ?girişim?leri, o süreçte güzel bir sınav verdiler. İzmir ve Ege?deki sanatçı örgütleri bölük pörçük ve cılız çıkışlar dışında varlık gösteremedi. Bunda, özellikle yazar örgütlerindeki yıllardır yaşanan, hani şu, gelenin gitmeyip handiyse ömür boyu ?temsilci? kalmasının payı elbette ki yadsınamazdı. İzmirli ve Ege?li sanatçıların örgütsüzlüğü, gelenin gitmeyip oraya kazık çakmasıyla ortaya çıkan tekdüzelik, İzmir?de düzenlenen kimi sanat etkinliklerine doğrudan yansımaya başladı. İzmir?deki etkinlikler, az daha gayret edilse, İzmirli ve Ege?li sanatçılar olmaksızın yapılabilecek hale geldi. Oysa biz bu işlere öyle başlamamıştık. Edebiyatçılar Derneği?nin kuruluşunu İzmir?de sürdürürken, arkadaşlarımızla iletişim ve etkileşim içinde, sürekli toplanıp ortak görüşler üretmeyi ve demokratik terbiyeye uygun davranmayı bilebilmiştik. Ben iki yılı dahi bulmadan temsilciliği bir başka arkadaşıma, sonra o da bir başkasına, yani, ?gülü elden ele?? devrederek yola devam ettik. İçe kapanmış, kişilere mahkummuş gibi göründüğü için kilitlenmiş izlenimi veren bu yapı, sanatçının özgür ve bağımsız kimliğine olduğu kadar, örgütlülük bilincine, ortak tavır üretme erdemine de aykırıydı. Bunu, ‘Gezi olayları’ ile derinlemesine sarsılarak bir kez daha gördük. O zaman ?İzmir?de Sanat Yeniden Örgütlenmeli? diye bir yazı yazdım. Yazın ortasıydı. Sonbaharda bu çıkış bir uç verecekti, verdi de.

>> Mevcut edebiyat ve sanat dernekleri dışında yeni bir oluşuma gidiş nedeniniz nedir?

-Sanatçı örgütlenmeleri, daha çok bir ana dalda ürün veren sanatçılara seslenir durumdadır. Türkiye Yazarlar Sendikası, PEN Yazarlar Derneği ve TOBAV gibi. Ünlem dergisinin çıkışında bulduğum ?Issızlığı yıkan sestir!? savsözü bir gerçeği dile getiriyor. Ancak o sesin güçlü çıkması ve etkileyici olması gerekiyor. Bunun için bütün sanat kollarını kapsayan bir birlikteliği öngördük. Zaman içinde bu tercihin somut sonuçlarını ve etkilerini göreceğimize inanıyorum.

>> Ege Sanatçılar Girişimi?nde kimleri göreceğiz? Sanata ve sanatçıya ne katkısı olacak?

-Bizim yaşama alanımız İzmir ve Ege. Buraların dışındaki sanatçılarımız çalışmalarımıza katkıda bulunamazlar. Onun için ?Ege? dedik. Bu bölgecilikten değil, birleşilebilirlik ve buluşabilirlik sınırı ya da çerçevesi çizmek istediğimizdendir. Ege?de yaşayan, her alandan sanatçılarla bir arada olmayı diliyor ve umuyoruz. Üreten, belli bir duruşu olan ve sanatçı kimliği taşımanın onuruna uygun davranan, aramıza katılırken egosunu kapının dışında bırakmayı bilen dostlarla, ortak bir sanatçı ya da aydın duruşu sergileyebileceğimiz bir birliktelik, sorumluluğumuzun başlangıç ilkesidir.

>>Devlet Tiyatroları başta olmak üzere devletin sanat kurumları hayli sıkıntılı günler geçiriyor. Bundan sonra Ege Sanatçılar Girişimi neler yapacak, nerelerde göreceğiz?

-Yalnızca Devlet Tiyatroları değil ortadan kaldırılmak istenen. Devlet Opera ve Balesi, Devlet Senfoni Orkestrası gibi sanatın devlet desteği olmadan yürümesi neredeyse olanaksız olan, bu yüzden dünyada genel olarak bu destekle çalışmalarını yürüten sanat alanlarındaki temel kuruluşlar da yok edilmek isteniyor. Üç kuruş ödenek verdikleri özel tiyatroların repertuvarlarına, oyunlarının içeriğine karışmak istiyorlar. Devletin sanata müdahalesi öyle saldırganca ilerliyor ki, Fazıl Say, Hayyam?ın dörtlüğünü Twitter?e koydu diye mahkûm ediliyor, Büyükşehir Belediye Başkanı sanatın ?içine tükürüyor?, Başbakan, henüz tamamlanmadığı için ne ve nasıl olacağı belli olmayan bir heykele ?ucube? deyip kaldırtıyor. Kimi yerlerde ?nü?ler bezle, kâğıtla filan örtülmeye başlandı. Eğer bu gidişe dur denilemezse, çok yakında ressamların nasıl resim yapabilecekleri, heykeltıraşların ne tür heykeller yaratabilecekleri konusunda dahi sınırlamalar gelecek… Yani, Ege Sanatçılar Girişimi olarak biz, yayımladığımız ilk bildirimizde belirttiğimiz gibi, sanatçının özgür kalmasını, sanatını üretmede ve sergilemede dokunulmaz olmasını, sanatın olduğu kadar, insan haklarının ve demokrasinin bir gereği, vazgeçilmez bir ilkesi ve zorunluluğu sayıyoruz. Sanatı, kültürü, çağdaş düşünceyi, sanatçı savunmayacak da, kim savunacak? Yola çıkış nedenimiz işte budur.

Söyleşiyi Yapan: Mehmet Emin Kurnaz
Kaynak: http://birgun.net/, 17.12.2013

Yorum yapın

Daha fazla Söyleşi
Çocuklar İnsandır – Yaşar Kemal

Dünyanın Ucundaki Çocuklar Yaşar Kemal'in "Çok iyi bir roman yazsaydım bu kadar sevmezdim" dediği kitap, şimdi Yapı Kredi Yayınları tarafından...

Kapat