Sizin biberiniz varsa, onların da kamerası var – Nazan Özcan

Gazeteci Gözüyle Direniş: 21 Foto Muhabirinden Gezi Fotoğrafları, ağır bir şiddet, neşe, hüzün, direniş ve mizahla 2013’e damgasını vuran Gezi isyanını, İstanbul’dan Hatay’a 163 karede özetliyor.
Kapaktaki fotoğraf çok şey anlatıyor: Etrafı polisler ve TOMA?yla çevrili yere çökmüş bir polis, gaz bombası silahını ateşlemiş, silahın ucundaki kıvılcımlar ortalığa saçılmış. Bunu uzun süredir yaptığı belli, yerler silme boş gaz bombası kapsülü. Ve ayakta ya da yere çökmüş yedi adam, kafalarında kasklar, yüzlerinde maskeler. Polisin silahına karşı, ellerinde fotoğraf makineleri var. Hepsi polise odaklanmış, fotoğraf makinelerinin denklanşörüne basıyorlar. Birazdan o donan ve aslında bir anlamda tarih ve hafıza yaratan kareler, gazetelerine, ajanslarına, web sitelerine yollanacak.

Fotoğrafların dili

FOTOĞRAF: BÜLENT KILIÇ

Çünkü ?ekstrem? günlerdeyiz, Gezi direnişinin ateşi yüksek! Bir yanda özgürlük, mutluluk ve aşk şarkıları söyleniyor, bir yanda polisin ağır mı ağır şiddeti tavan yapıyor. Ve 27 Mayıs 2013?te Gezi Parkı?nda ağaçların kesilmemesi için başlayan küçük bir direniş, -sağolsun- polis sayesinde, taraftarlarını artırıyor, gittikçe ?haysiyet? ve ?onur? savaşına dönüşüyor. İnsanların onur, polisin şiddet tutkusu büyürken, bilgi de en önemli güç oluyor. Ve elbette fotoğraflar. Hatırlayın, ?Kırmızılı Kadın?, ?Siyahlı Kadın?, ?Sapanlı Teyze?, ?Ağaca Sarılan Genç?, ?Yerde Yatan Lobna?, ?Ateşe Verilmiş Çadırlar?, ?Barikatlar Önünde Öpüşen Çift?, ?Kepçelerin Önüne Geçmiş Vekil?, ?Polislere Kitap Okuyan Genç Adam?: Alayına isyan günlerindeyiz! Bilgi ve belgeye ihtiyaç had safhada. Direnişçiler, İstanbul?da kıyamet koparken, sesi ve nefesi çıkmayan ?penguen medyası?na haklı olarak kızgın. ?Medya sensin, paylaş?, ya da ?Satılık medya? duvar yazıları, sloganları gırla. Bir taraftan da bunun bir zorla susturma olduğunun da farkında. Yoksa, gazetecilerin onlarla birlikte olduğunu biliyorlar. Çünkü görüyorlar. Ellerinde fotoğraf makineleri, kameraları, başlarında kaskları ve yüzlerinde maskeleriyle gazeteciler de meydanlarda. Onlar da tarihe tanıklık ediyorlar, haber yapıyorlar, fotoğraf geçiyorlar ama bir yerde ?engelleniyorlar?. Ya da onlar da herkes gibi polisten, gazdan, coptan, ses bombasından, küfürden, tacizden nasiplerini fersah fersah alıyor. Üstelik bazılarının ne maskesi var, ne kaskı! Ama oradalar! Yani hem polise, hem şiddete, hem kötü muameleye, hem eleştirilere, hem de kendi gazetelerine, müdürlerine bildiğin sıkı ?direniyorlar?. Neden tek: ?Meslek onuru.?

Bizim hikâyemiz
Tam da burası önemli. Kapaktaki fotoğraf çok şey anlatıyor ama eksik anlatıyor. Çünkü Gazeteci Gözüyle Direniş: 21 Foto Muhabirinden Gezi Fotoğrafları sadece, polisi ya da polis şiddetini anlatmıyor. Tam on dokuz gün süren içinde bazen karnaval, bazen konser, bazen şiddetli çatışmalar, bazen ölümler, bazen kazanmalar, bazen kaybetmeler, bazen üzülmeler, bazen sevinmeler, bazen hüzün, bazen çılgınlık, bazen mutluluk, bazen müzik, bazen tazyikli su, bazen gözaltı, bazen kaçış, bazen namaz, bazen yoga, bazen TOMA, bazen POMA ama en çok da isyan, mizah ve zekâ olan bir Türkiye direnişinin kesitini anlatıyor. Yani kapak sadece gazetecilerin durumuna vurgu yapıyor ama anlatılan bizim hikâyemiz.

Gazetemizin muhabirlerinden Serkan Ocak ve İdris Emen?in girişimiyle ortaya çıkan kitapta Serkan Ocak, önsözde şöyle diyor: ?Elimizde makinelerimiz tarihin her anını görüntülemeye çalıştık. Belki ilk kez bir ?iş?te vardiya sistemi uygulamadık. Orada yattık, orada kalktık. Ancak tüm zorluklara rağmen görevimizi yapmaya devam ettik. Kimi zaman eylemcilerin, kimi zaman polisin psikolojik ya da fiziksel şiddetine maruz kaldık. Yaralananlar, yerlerde sürüklenip gözaltına alınanlar oldu fakat hiçbir olumsuzluk bizi Türkiye tarihinin bu en önemli anlarını kaydetmekten alıkoymadı.? İyi ki de!

İstanbul?dan Hatay?a
Yüzlerce kare arasından seçilen 163 fotoğrafı zaman zaman o günlerde yaşanan polis terörüyle ama çoğunlukla heyecanlı bir mutluluk, uçuk bir neşe ve en fazla da o günlere özlemle çeviriyorsunuz. Kitap da öyle düzenlenmiş zaten. 163 fotoğraf, Gezi olaylarının başladığı 28 Mayıs?ı baz alarak gün gün, hatta bazen saat saat ilerliyor. Yani gösterilerin nasıl naif başladığından tutun da nasıl bir şiddet sarmalına döndüğünü anbean görüyorsunuz. Üstelik kitabın iki önemli noktası daha var. Birincisi, kitap 28 Mayıs?ta başlıyor ama direnişçilerin ağır bir saldırıyla parktan sökülüp atıldığı 15 Haziran?la bitmiyor. Bu da kitabın ikinci özelliğini getiriyor. Kitapta sadece İstanbul?daki eylemlerin değil, diğer şehirlerin eylem fotoğrafları da var. Evet ?Bizans? başrolde ama Ankara, İzmir ve Hatay?ın da hakkı yenmemiş. 19 Ağustos?a kadar olan direniş karelerine bakınca biraz şaşırıyorsunuz: Gerçekten bunları bizler mi yaşadık? Bazıları defalarca gördüğünüz ve simge olmuş fotoğraflar, bazıları ise şu ana kadar hiç gözünüze ilişmeyen kareler… Sahiplerini anmayacak kadar emeğe saygısız da değiliz. 2013?ün yaz aylarına yazılan ?direniş? tarihini ?donduran?lar şöyle: Adem Altan, Vedat Arık, Selin Arutan, Bünyamin Aygün, Uğur Can, Ünal Çam, İdris Emen, Ramazan Çelik, Yunus Dalgıç, Murat Düzyol, Turan Gültekin, Emrah Gürel, Ozan Güzelce, Yağız Karahan, Bülent Kılıç, Ozan Köse, Serkan Ocak, Selahattin Sönmez, Murat Şaka, Yurttaş Tümer, Taner Yener. Gözünüze, ömrünüze ve vizörünüze bereket!

Nazan Özcan
(http://kitap.radikal.com.tr/, 20.12.2013)

Koleksiyonerin ?Gezi? rehberi…
GAZETECİ GÖZÜYLE DİRENİŞ
21 Foto Muhabirinden Gezi Fotoğrafları
Kırmızı Kedi Yayınevi
2013, 184 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler
Kuşatılan şehirler ve Gezi ruhu – Murathan Muradoğlu

Mehmet Eroğlu?nun 16 Haziran günü Gezi parkı saldırısından sonra attığı tweet çok anlamlıydı: ?Bakan Bağış?a öneri: Geziyi teröristlerden(!) korumanın en...

Kapat