Sessizlik, Gölge ve Kimlik Parçalanması: Persona (1966) Filminin Jungiyen Analizi
Persona yalnızca bir film değildir.
Ingmar Bergman bu eserle birlikte sinema tarihinin en yoğun psikolojik metinlerinden birini yaratmıştır.
Film:
- kimlik,
- sessizlik,
- arzu,
- bölünme,
- benlik,
- maske
üzerine neredeyse rüya benzeri bir deneyim sunar.
Jungiyen açıdan bakıldığında ise Persona:
personanın çöküşü ve gölgeyle karşılaşmanın dramatik anlatısıdır.
Filmin Kısa Yapısı
Filmde iki ana figür vardır:
- Elisabet Vogler → konuşmayı bırakmış oyuncu
- Alma → genç hemşire
Başlangıçta:
- biri sessiz,
- biri konuşkandır.
Ama film ilerledikçe:
iki karakter birbirine karışmaya başlar.
Kim kimdir?
- Alma mı çözülüyor?
- Elisabet mi?
- Yoksa ikisi aynı benliğin parçaları mı?
Bergman özellikle bu sınırları bilinçli olarak bulanıklaştırır.
Jung’da “Persona” Ne Demektir?
Carl Jung için persona:
toplum karşısında taktığımız psikolojik maskedir.
Yani:
- sosyal rol,
- kimlik,
- görünür yüz,
- uyum sağlayan benlik
persona’nın parçasıdır.
Öğretmen,
anne,
terapist,
sanatçı…
Bunların hepsi bir tür personadır.
Elisabet Neden Susuyor?
Filmin en önemli sorusu budur.
Elisabet bir oyuncudur:
- sürekli rol yapan,
- başkalarının beklentilerine göre yaşayan biri.
Bir noktada:
artık konuşmayı bırakır.
Jungiyen açıdan bu:
personanın çöküşüdür.
Çünkü artık:
- sosyal maskeler,
- roller,
- sahte kimlikler
taşınamaz hale gelir.
Sessizlik burada bir hastalık değil;
personaya karşı bir isyan gibidir.
Alma Kimdir?
Alma başlangıçta:
- düzenli,
- uyumlu,
- konuşkan,
- “normal”
görünür.
Ama Jung açısından tam da bu yüzden:
personaya aşırı bağlıdır.
Yani:
- iyi hemşire,
- iyi kadın,
- uygun insan
rolünü taşır.
Elisabet’in sessizliği Alma’nın bastırdığı alanları açığa çıkarır.
Gölge (Shadow) Dinamiği
Jung’un en önemli kavramlarından biri:
gölge
dir.
Gölge:
- bastırılmış arzular,
- kabul edilmeyen yönler,
- karanlık dürtüler
demektir.
Alma’nın Gölgesi Nasıl Açılıyor?
Film ilerledikçe Alma:
- cinsel anılarını anlatır,
- saldırganlaşır,
- çözülmeye başlar,
- kimliğini kaybeder.
Çünkü Elisabet onun gölgesini aktive eder.
Elisabet konuşmaz ama:
Alma’nın bastırılmış benliğini ortaya çıkarır.
İki Kadın Aynı Kişi mi?
Jungiyen açıdan bu soru çok önemlidir.
Film literal olarak bunu söylemez. Ama sembolik düzeyde:
Alma ve Elisabet tek psişenin iki parçası gibi okunabilir.
Elisabet:
- sessiz,
- gözlemleyen,
- derin,
- karanlık,
- maskeyi reddeden
Alma:
- sosyal,
- uyumlu,
- yüzeyde yaşayan,
- düzenli persona
Bu yüzden film:
personanın gölgeyle karşılaşması
olarak okunabilir.
Yüzlerin Birleşmesi Sahnesi
Filmin en ünlü anlarından biri:
- iki yüzün üst üste geçtiği sahnedir.
4
Bu sahne Jungiyen açıdan:
benlik sınırlarının çözülmesi
olarak okunabilir.
Aynı zamanda:
- persona ↔ gölge,
- bilinç ↔ bilinçdışı
arasındaki birleşmeye işaret eder.
Sessizlik Neden Bu Kadar Önemli?
Jung’a göre bilinçdışı:
- yalnızca kelimelerle konuşmaz,
- imgeler,
- rüyalar,
- sessizlik,
- semboller
üzerinden de ortaya çıkar.
Elisabet’in sessizliği:
bilinçdışının dili gibi çalışır.
Çünkü konuşmamak:
- sosyal maskeyi askıya alır,
- doğrudan psişik alanı açar.
Anne Arketipi ve Kadınlık Krizi
Filmde annelik teması da çok önemlidir.
Elisabet:
- annelikten uzaklaşmış,
- çocuğuna yabancılaşmış,
- suçluluk taşıyan
bir figürdür.
Bu Jungiyen açıdan:
kadınlık arketipinin parçalanması
olarak okunabilir.
Bergman’ın Bilinçdışı Sineması
Ingmar Bergman sinemayı hikâye anlatmaktan çok:
bilinçdışını görünür kılmak için kullanır.
Bu yüzden film:
- doğrusal değildir,
- açıklayıcı değildir,
- rüya gibi ilerler.
Çünkü bilinçdışı da böyle çalışır.
Jungiyen Olarak Filmin Merkezi
Filmin temel hareketi şudur:
Persona çöker
→ gölge yükselir
→ benlik parçalanır
→ yeni bir yüzleşme doğar
Individuation (Bireyleşme) Süreci
Jung’a göre ruhsal gelişim:
personayı tamamen yok etmek değil,
gölgeyi bilinçle bütünleştirmektir.
Ama Persona filminde bu süreç tamamlanmaz.
Bu yüzden film:
bütünleşme değil,
parçalanma hissi bırakır.
Lacancı Bir Ek Okuma
Jacques Lacan açısından film:
- öznenin bölünmesi,
- arzunun boşluğu,
- kimliğin kırılması
olarak da okunabilir.
Ama Jung’dan farklı olarak Lacan:
“gerçek bütünleşme” fikrine şüpheyle yaklaşır.
Sonuç
Persona Jungiyen açıdan:
personanın çöküşü ve gölgeyle yüzleşme hikâyesidir.
Elisabet konuşmayı bıraktığında yalnızca sessizleşmez.
Toplumsal maskeyi çıkarır.
Ve o anda:
Alma’nın bilinçdışı konuşmaya başlar.
Belki de filmin en rahatsız edici yanı budur:
İnsan bazen kendi maskesi olmadan kim olduğunu bilemez.