Sokak – Cevdet Kudret

( * ) Cevdet Kudret?in dergilerde kalan öykülerini topladığı Sokak ilk basım tarihinden otuz altı yıl sonra yeniden yayınlandı. İlk basımın arka kapağında Cevdet Kudret, öykülerin yurtdışında çeşitli öykü antolojilerine seçilmiş olmasının, onları bir kitapta toplamak konusunda kendisini yüreklendirdiğini söyledikten sonra okuyuculara şöyle seslenmiş: ?…Oldu olacak, bari şunları bir araya toplayım dedim. İyi mi ettim, kötü mü ettim, bilmiyorum. Gerçek yargıyı okuyucu verecek. Beğenilirse ne mutlu onlara; beğenilmezse, bir yana atılır, gene eski uykularına dalıp giderler.? Bu satırlara, dünyanın ve zamanın karşısında insanın çaresizliğinin ve geçiciliğinin bilincindeki bir yazarın mütevazı bakışının ürünü denebilir.
Kitapta toplanmış öykülerde var olan gerçekçi tutum, toplumsallığa eklemlenerek büyüyor. 2010 basımına eklenen ?Cevdet Kudret?in Öykücülüğü? yazısında Adnan Özyalçıner de yazarın toplumsal gerçekçi edebiyata yaptığı katkılardan söz eder ve ekler: ?… Sokak?taki öyküler, dil, anlatım açısından olduğu kadar biçimle içeriğinin uygunluğu yönünden de birbirleriye kaynaşmış bütünlüklü öyküler olarak örnek alınmalıdır. Bu yüzden öykücülüğümüzün gelişiminde ayrı bir yeri ve önemi vardır.?
Sokak?taki öyküler ?Göstermelik? faslını izleyen iki bölümden oluşmakta: Eğlencelik ve Ağlancalık. Adlarından da anlaşılacağı üzere ilk bölümdeki öyküler ikinci bölümdekilere göre mizah yönü ağır basan, toplumsal sorunlara zorla da olsa gülümseyerek bakan bir bakış açısından doğmuş. Bu satirik ve yer yer kara mizah, yerinde gözlem ve göndermeleriyle bir taraftan 40?lı ve 50?li yılların Türkiye?sinin, sorunlarının, sokağının kendini duyurmasını da sağlıyor. Okursa öykülerin birçok yerinde dudağında beliren yarı gülümsemeye, onca yılda toplumsal sorunların ne kadar az değiştiği düşüncesini ekliyor.
?Karanfil Sokağındaki Ev?de varsıl-yoksul, ev sahibi-kiracı ilişkileri düzleminde toplumsal ahlâkın ikircikli yüzünü sergiliyor yazar. Birçok toplumsal gerçekçi metinde yer alan zıtlıklardan faydalanarak zor durumdaki, çoğun yoksul ve bazen nahif öykü kişilerinin yardımıyla derdini anlatıyor. İkinci sıradaki öykü ?Utanma Korkusu?nda yine işsiz ve yoksul olduğu anlaşılan, çok çekingen ve ?düzgün? bir adamın iç hesaplaşmaları görülebilir. Yazar küçük adamın kendi içinde koyultarak büyüttüğü soru ve sorunlarının başkasının gözündeki değersizliğini duyumsatarak yine trajikomik bir durum yaratmayı biliyor.
İlk bölümdeki en dikkat çeken öykülerden biri ?Hoş Geldin Victory? yalın ve mesafeli bir anlatımla İstanbul?a gelecek olan İngiliz zırhlısı nedeniyle yapılan abartılı hazırlıklara ve özellikle genelevin yenilenme çalışmalarına çeviriyor bakışları. Boyanan pis duvarlar, değiştirilen kırık camlar, kadınlara devlet tarafından yapılan güzellik ve makyaj malzemesi yardımları, diktirilen yeni kıyafetler… Yabancıların gözünden nasıl göründüğümüze verilen o hastalıklı önemin tüm acıklı görünümleri. Bu hengâme içinde Emniyet Müdürü?nün, İngiltere?yi tanıyan bir adamın demokrasiden bahsetmesi üzerine verdiği tepki ilgi çekici: ?Demokrasi mi? Dünyada böyle bir şey olduğunu hiç duymamıştım. Herhalde bu da gâvur icadı bir şey olacak…?

Sofya?da basılan türk öykü antolojisi
Kitabın ikinci bölümü Ağlancalık?ın toplumsal sorunlara yaklaşımındaki gerçeklik çok daha sert ve çarpıcı. Sofya?da basılan bir Türk Öykü Antolojisinde de yer alan ?Ölü Yemeği? ile ?Dikimevi? adlı öyküler diğerleri içinde biraz daha öne çıkıyor. Her ikisinde de çocukların yoksulluğu nasıl gördükleri ve onunla nasıl başa çıktıkları farklı resimlerle anlatılıyor. Özellikle ?Ölü Yemeği? adlı öyküde evin babasının ölümünden sonra komşulardan gelmeye başlayan, daha önce tadılmamış lezzetli yemeklerin birkaç gün içinde kesilmesi üzerine açlıkla mücadeleye başlayan yoksul anne ve çocuklarının durumu ve bunun için çocuklardan birinin düşündüğü çözüm gerçekliğinin çıplaklığıyla irkiltse de ilgiyi hak ediyor.
Sokaktaki adamın, yaşamasının ve zorluklarının öyküleri bunlar. Yazılmalarının üzerinden yarım asırdan fazla zaman geçmiş olması öykülerin çarpıcılıklarını azaltmamış. Yoksulluğun her zaman yoksunluk anlamına gelmeyeceği, sokağın ancak dikkat edilirse görülebilecek bir varsıllığı da barındırdığını söylemek çok mu safdillik olur? Sokak zordur zor olmasına ama yazarın da dediği gibi ?İnsan sokakta özgürdür. Orada beğendiğini düşünebilir; hatta, tenha yollarda kendi kendine keyfinin istediği gibi söylenebilirsin. Seni hiç kimse dinlemez. Başının üstünde güneş, ay, yıldızlar, ellerin ceplerinde, gez gezebildiğin kadar…?
( * ) Yalçın Tosun ‘un 30/04/2010 tarihinde Radikal Kitap Eki’nde yayınlanan “Sokak özgürdür” adlı yazısı

Kitabın Künyesi
Sokak
Cevdet Kudret
Evrensel Basım Yayın
2010
144 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Öykü Kitapları
Şuurun Meşru Mahsulü Atalet, Yani Gönüllü Avareliktir? – Canan Koçak

Sizi güldürmek istediğini sanmayın. Bunda da öncekiler gibi yanılabilirsiniz. Sandığınız kadar neşeli biri olamaz o, olsa olsa sinir bozucu bir...

Kapat