Avrupa tüm Ortaçağ boyunca değerli maden yokluğu yüzünden büyük sıkıntı çekti. Ancak beklenmedik bir anda, 16. yüzyılın ortasından başlayarak, Amerika kıtasındaki sömürgeleri, özellikle de Meksika ve Peru, İspanya’ya tonlarca gümüş akıttı. İspanya sınırlarını da aşan bu gümüş bolluğunu, Venedik elçisi Vendramin, “evlerin çatısına yağan ve ilk düştüğü yerdekilere hiçbir yarar sağlamadan süzülüp aşağı akan yağmura” benzetiyordu. Değerli madenler bu şekilde, Batı’dan Doğu’ya ilerleyerek, bir ülkeden diğerine hızla yayıldı. Bu arada Avrupalıları imrendiren Doğu malları da -baharat, ipek ve özellikle de porselen- aksi yönden (Doğu’dan Batı’ya) hareket ederek bütün dünyada
Carlo M. Cipolla, “Aptallığın Temel Yasaları” adlı eserinde insanlığın en büyük düşmanının cehalet değil, “aptallık” olduğunu savunur. Neden?
Carlo M. Cipolla, Aptallığın Temel Yasaları‘nda cehalet (bilgisizlik) ile aptallık arasında kritik bir ayrım yapar ve insanlığın en büyük düşmanının cehalet değil, aptallık olduğunu savunur. Bunun temel nedenleri şöyle açıklanabilir: 1. Cehalet Düzeltilebilir, Aptallık Kalıcıdır 2. Aptallık, Hem Bireye Hem Topluma Zarar Verir 3. Aptallık, Rasyonel Stratejilerle Yenilemez 4. Aptallık, Sistemik Çöküşe Yol Açar 5. Aptalların Sayısı ve Etkisi Daha Fazladır Sonuç: Neden Cehalet Değil de … Devamını oku