Nişanlı Kız adlı öykü, Anton Çehov

Gecenin 10’u olmuştu. Parlak bir mehtap vardı dışarıda. Büyükanne Marfa Nikolayevna’nm, rahmetli kocasının ruhuna okuttuğu dua yeni bitmişti. Biraz hava almak için bahçeye çıkan Nadya, salonda yemek hazırlıklarının yapıldığını, allı pullu ipek giysisiyle büyükannenin ortalıkta koşuştuğunu görüyordu. Kilisenin en kıdemli papazı Peder Andrey ise, Nadya’nın annesi Nina İvanovna’yla birşeyler konuşuyordu. İyice aydınlatılmış salonda, camların ardında daha bir genç görüyordu annesini şimdi Nadya. Hemen yanlarında Peder Andrey5 in, oğlu Andrey dikiliyor, dikkatle onları dinliyordu.
Bahçe sessiz, serindi. Kara gölgeler yerde hareketsiz yatıyorlar, yalnızca uzaklarda, pek uzaklarda, belki de kentin öte yanında kurbağaların bağırtılan işitiliyordu. Mayıs, kişinin içine bir sıcaklık salan mayıs hissediliyordu her yanda! Kişi daha bir rahat soluyor; buralardan pek uzaklarda, gökkubbe altında bir yerde, ağaçların üzerinde, kentin dışındaki kırlarda, ormanlarda günahkâr basit insanların anlayamayacağı esrarlı, hoş, neşeli ve kutsal ilkbahar yaşantısının doğmakta olduğunu düşünmek geliyordu içinden. Neredeyse ağlayacaktı Nadya.
Daha yirmi üç yaşındaydı. On altı yaşından bu yana hep evlenmeyi,

Devamını oku

Cezaevi kontör yükleme